Gürültü yapmak mı işi çözmek mi?

Daha önce de söylemiştim. Sakarya’da gazetecilik yapmak ülke gündemini takip etmeyi zorunlu hale getiriyor. Çünkü her partinin ya grup başkanvekili ya da genel başkan yardımcısı Sakaryalı.

Onun için Sakarya’da gazetecilik yapan ülkenin her yerinde yapabilir. Çünkü ülkenin her yerindeki konu ile ilgili açıklamalarda bulunuyor Sakarya milletvekilleri. Dolayısıyla Sakaryalı gazeteciler de her şeyden haberdar olmak durumunda.

Önceki gün CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç konuğumuzdu. Dün de MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ziyaretimize geldi. Birbirinden tamamen farklı düşünen iki siyasetçiyi de dinleme şansımız oldu. Önümüzdeki süreçte diğer partilerin vekilleri ile de bir araya geleceğiz ve onların görüşlerini de size aktarmaya çalışacağız.

Sohbetimiz esnasında Bülbül’e “Türkiye Çin’de Türklere karşı yapılan işkencelere gerekli tepkileri veriyor mu” diye sorduk.

Bülbül de, “Çin’deki duruma buradan tepki koymak çok manalı değil. Çin’e gider yaptınız. Çin de tavrını ağırlaştırdı. Buradan Çin’e atacak füzeniz var mı? Oraya gidecek silah mı var? Oraya asker yollama ya da müdahale hakkınız var mı? Durduk yere adamları daha da gaza getirmeye gerek yok. O zaman diplomatik yolları sonuna kadar kullanmak zorundayız. Oradaki Türklere karşı yapılan işkenceler tabi ki içimizi kanatıyor. Peki daha fazlasını yapmaya başlarlarsa elimizden bir şey gelir mi? Gelmez. O zaman bu devlet dili ile çözmek lazım. Sokak dili ile başarı sağlanması bu konuda hiç mümkün gözükmüyor. Biz oradaki kardeşlerimizi tehlikeye atamayız. Çektikleri acıyı da her gün paylaşıyoruz” dedi.

Şimdi bakıyorsun. Doğru!

Buradan atar yapsan, sosyal medyadan sallasan falan. İşi biraz daha ileri götürsen ve Çin mallarını boykot etsen. Öyle böyle değil hem de. Devlet bazında. “Çin’den hiçbir şey almıyorum” desen… Çin 1 milyar üç yüz bin kişiden oluşuyor. Türkiye 80 milyon. Adamların bir eyaleti kadar falan nüfusumuz var. Haliyle ekonomimiz de onlar kadar. Dolayısıyla etkili bir yöntem değil.

Kalkıp gidip hepimiz birer canlı bomba olsak belki etkili olabiliriz. Ama o durum da işi çözmüyor.

Demek ki en iyisi diplomasi. Devlet adamlığı bilinci ile hareket etmek.

Bunu yaparken de zamanı keyfi değerlendirmemek, baskı unsurlarını yerinde kullanmak ve uluslararası desteği doğru hissettirmek lazım.

Elin gavuruna “Yapma Allah aşkına” dersen de sonuç alamazsın, “Arkamda Amerika var” dersen de. Ki Amerika kimin arkasına geçtiyse daha sonra onu ezdi geçti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda dikkatli bir şekilde adım atması ve duyarlılık sergilemesi gerekiyor.

Biz izlenen yolu doğru buluyoruz.

Resmi ilanla çağırdık

Bazı şeylerimiz gerçekten izah edilir değil ama bu şekilde olması gerekiyor. Adam firari. Muhtemelen ülkemizde değil. Olsa da biz bulamıyoruz. Adamı gazeteye verdiğimiz ilanla mahkemeye davet ediyoruz.

Yapılacak başka şey de yok bu arada. Adamın adresi yok. Olsa zaten tutuklanıp getirilecek. Kendisine tebligat yapamıyorsunuz. Kendisi hakkında hükmü vermeden önce “Kardeş biz seni ilanla bile aradık” demek için veriliyor ilan.

Ülkede olmayan adam ülkede yayınlanan gazetedeki ilandan nasıl haberdar olacak? O da onun sorunu artık.

Mehdimiz de var mis gibi

Sakarya cennet gibi vilayet. Mizah dergisine ihtiyacınız yok. Sakarya’da müftülük yapan Hasan Mezarcı sosyal medyada yine estiriyor. Mezarcı 25 Aralık’ta (Hristiyanların Noel başlangıcı) doğum günü kutladı. Hz İsa’nın doğum günü kabul edilen 25 Aralık’ta pasta kesen Mezarcı aynı zamanda pasta kesen ilk Mesih olma unvanını da ele geçirdi.

Yılbaşı hutbesi

“Her konuda eleştiride bulunma” diyen pek çok okurumuz var. Ama gel de tut kendini.

23 Nisan öncesi “Berat Gecesi”, 19 Mayıs haftası “Peygamberimizin tarifiyle hayırlı Müslüman”, 30 Ağustos günü Atatürksüz “Vatan bize emanettir”, 29 Ekim’den iki gün önce “Cami ve hayat”, 10 Kasım haftasında “Dünya evimiz bize emanettir” konulu hutbeler yayınlayan Diyanet bugün miladi yılın bitişi ya da yeni miladi yılın başlangıcı ile ilgili hutbe yayınladı.

Buyrun Cuma namazına…

HECATİ: Ömrümüzün yarısı plan yapmakla geçiyor Diğer yarısında geçmişi özlüyoruz...

YORUM EKLE