Güzel yıllara seninle

16 yaşında giren, Yenihaber Gazetesine ruh verenlerden biri olmaktan gurur duydum.

Bir gazetenin ilkeli, tarafsız, objektif olması, olmazsa olmazıdır.

Benim gözümdeki SAKARYA YENİHABER;

Aile gibi elele ve sıcak.

Samimi!

Güven veren!

Çalışanlarının enerjisi yansımış bir gazete.

Ekibinin enerjisiyle güçlü, okuyucusuyla zengin bir gazeteyiz.

Okumanız, tabii ki tavsiyemdir.

AY VE GÜNEŞ

Mevlana’nın çağları aşan kişiliği ve fikirleri üzerine yazmam...

Haddime mi acaba? 

Fark, farkındalık insanlık derken Mevlana yazılmadan olmazdı. Benlikten geçmek, olgunluğa ermek, dünyanın  geçiciliğinin idraki,  gönül kırmamak , iyilik, sevgi temalı Mesnevi de hatırlanmalı bence .

Çünkü, Şeb-i Aruz haftasındayız.

Mevlana’nın, Sevgiliye kavuştuğu gecedir Şeb-i Aruz... Düğün gecesi.

Bir yok oluş değil, bir varoluştur

Yeni bir başlangıç...

Bizler, hem kültür olarak hem de dinimiz gereği, kargaşa çıkarmamak adına uysal olmaya yönlendirildik.

Ve, bunu meziyet bildik.

Topraklarımızda yetişen, tüm düşünürlerden de bunu öğrendik.

Ağzına vurana ver lokmayı...

Bildiğimiz ve öğrendiğimiz...

Aslında beklenen de..!

Enteresan gelir bana bu durum.

Bazı durumlardan savaşmadan, koşmadan çıkılır mı?

Acaba biz mi tasavvufu farklı anlıyoruz?

Yoksa, tasavvuf mu farklı?

Aklımda yine deli sorular...

Direk kabulleniş, boyun eğiş var. Sorgulama yok.

Yani tevekkül!

Bunu bile, eşeğini bağlamadan zannedenler var.

Ohhh ne ala!

Bir şey yapma.

Tevekkül et...

Otur!

Olmazzzz..!

Sen elinden geleni yapmazsan olmaz.

Evet tevekkül var.

Hem de en sevdiğim...

Sen yap elinden geldiğince...

Sonra devret, bu kadar yapabildim gerisi senden diyerek.

Her alanda mücadelemiz ve potansiyelimiz bu atalet (tembellik) yüzünden sentezlenmiş.

Mevlana’yı bilirsiniz!

Dünyaya nam salmıştır. "Gel ne olursan ol gel" i ile.

Fakat, Şems de geldi Mevlana’ya.

Öyle bir geldi ki. Bildiğini, bilmedi artık Mevlana.

Tüm kitaplar, tüm gelmiş, geçmiş dergâhın havuzunda yakıldı.

Tüm öğrenilmiş ve öğretilmişler...

Eski bildiklerle, yeniden bilinmiyor. Bilgi sıfırlanmalı ki baştan öğrenelim. En baştan.

Sohbetler edildi. Tüm bilinenler tartışıldı.

Mevlana bildiğini paylaştı. Şems dinledi.

Şems konuştu...

Mevlana hatırladı.

Hep dedim. Her zaman Mevlana olmamalı. Biraz Şems biraz Mevlana olmalı.

Olmalı ki, dengeyi bozmamalı.

Hayat hep çiçekler kelebekler değil...İnişli çıkışlı... İyi ve kötü dengesi hayatın içine de gizlenmiş.

Ve biz, bazen Şems bazen Mevlana olarak çıkmalıyız karşısına.

Şems geldi Mevlana bildi.

Ve ortaya "Makalat" çıktı bu sohbetlerden.

Bizlerinde bir Şemsi olmalı...Hayatın gerçeklerini göstermeli.

Mevlana'lıkla bu yaşam kavgası başarılı olamaz. Şems  gibi olmalı  bazen.

Olayların görünen (zâhiri) kısmını değil görünmeyeni (bâtini) kısmını gördürdü Şems.

Olayların arkasını.

Gölgenin ardını...

Evet, Şems geldi ya...

Mevlana bildiğini bilmedi ya artık...

Rahatsız oldular...

Kimler mi?

Herkes ...

Ne güzel demiş Mevlana...

"Bizi bilen bilir, Bilmeyende kendi gibi bilir."

Bildiğini bilmekte ısrar edenler, halkın uysal kalmasını, sorgulamayan kalmasını isteyenler...

Evet bir daha düşünün derim.

Mevlana hakkında düşünenler.

Ve Şems hakkında...

Kim istemez ki aynı dili konuştuğu, aynı pınarın bilgisini içmiş biriyle sohbeti.

Yorulmadan!

Yormadan...

Erdemler çoğalmadan olunmuyor.

Şemsi ve Mevlana’yı bir araya getiren, erdem yoksunu dillerden çıkanı duymaz.

O olana bakar.

Ve oldurmaya...

Kitaplarda olmayanı, öğretilmeyeni, öğreten bir Şems'e ihtiyacımız var.

Belki,

Bizim de vardır Şems'imiz!...

Kim bilir?...

MESNEVİ’DEN BİR HİKAYE olmadan olmaz. Akıcı bir üslupla yazılmış, Mevlana’nın çağları aşan fikirlerinin, gönüllerde bırakacağı kutlu etki çok önemli insan olabilmemizde.

Altın deyince bu hikayeyi işiten kör kişinin ve Hak’tan uzak gafilin aklına, aslında sarı yılan olan madeni altın gelmiştir. Halbuki benim bahsettiğim altın, Hakk'ın darphanesinde basılmış mana altınlarıdır. Bu altın öyle bir altındır ki dünya altınları bile güzelliği ondan almıştır. Cepleri değil gönlü zenginleştiren o mana altını, parlaklıkta aydan bile üstündür...

**

Bazı insanların gönülleri ayna gibi saf ve tertemizdir. Her şey oraya yansır. Gönüllerini Allah’ı anarak, iyi işler yaparak, cilalamış olanlar her zaman bir güzellik, hoşluk içindedir.

Hz. Mevlana diyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dr. T. Sibel Yılmaz
Dr. T. Sibel Yılmaz - 1 ay Önce

Sayın yazar, iletişim ne zaman kesilir ve darginlik v. b. ile tek tarafliya mahkum bırakılır bilir misin, niyet bozuk olup da maddi manevi rant peşinde olundugunda... Kişisel ve toplumsal tüm ilişkilerde bu böyledir. Bu bakımdan toplumsal bazda değerli bir hizmet yapan gazetemizi ben de kutlar, uzun bir yayın hayatı dilerim.

Efdil Y.
Efdil Y. - 1 ay Önce

Ben de bir Türk atasözüyle katkıda bulunayım.. “ Cesur’un bakışı, korkağın kılıcından keskindir”.
Mevlana hz. de ne güzel söylemiş..
“ Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir”
Nice llkeli, cesur, aydınlatıcı yazılar ve yayınlar dileği ile..:))

Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 1 ay Önce

Mevnaya deginmen olgun,lugun guzel ,temiz yureklegin gostergesidir. O caglar,da dini,hayati insanlara guzel yol gosteren uslupla anlatmislar tsk canim

keremesen
keremesen - 1 ay Önce

seyhanhanimhazretimevlanahakkindacokguzelyazmissintesekkurederim

Ümit
Ümit - 1 ay Önce

Sayenizde Yeni Haber gazetesini okumaya başladık. Nice yıllar...

Nurten Demirci
Nurten Demirci - 1 ay Önce

Başta Konya halkının çoğunluğu,böyle büyük değeri anlamamış.Dinci kesim,Hacı Bektaş Veli,hatta YunusEmre’yi felsefesini anlayamamış ve saldırmışlardır.Onun için Türkiye’de ki kutuplaşmalar çoğaldı. Biraz uzun oldu canım .kolay gelsin.

Mensure kakalicoglu
Mensure kakalicoglu - 1 ay Önce

Mevlam bızlerıde o yüce gönüllü insanlardan eylesin

Guzin Hallı
Guzin Hallı - 1 ay Önce

Yazarımız yine çok güzel bir konuya değinmiş. Özellikle son yıllarda toplumu birleştiren, ortak degerlerimizi gündeme getiren fikir ve yazılara cok ihtiyacımız var. Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana gibi derin ortak kültürü ve tarihi olan bir toplum, zaman zaman kesin fikir ayrışmalarına girdigi düşünülse de ortak paydalarımıza gelecek en ufak bir tehlikede nasıl birlestigimizi biz de biliyoruz. Bütün dünya da bilir.
Mevlana nin söylediği gibi "bizi bilen bilir, bilmeyen kendi gibi bilir"