2 Mart’ta meydana gelen olaylar

2 Mart’ta meydana gelen olaylar haberi

1430 - Yıldırım Bayezit Han'ın damadı ve İslâm Alimi Emir Sultan vefat etti.

1918 Rize Rus işgalinden kurtuldu.

1918 - Asker Ailelerine Yardımcı Hanımlar Cemiyeti, Nuriye İsmail (Canbulat) Hanım Başkanlığında kuruldu. Cemiyet, Enver Paşa'nın eşi Naciye Sultan'ın himayesindeydi. Cemiyet, bir yıl içinde 6247 kişiye yiyecek dağıttı.

1919- 6. Ordu eski Komutanı Ali İhsan Paşa, Haydarpaşa Garı'nda trenden iner inmez İngilizler tarafından tutuklandı.

1919- Kars'taki Güney-Batı Kafkas Geçici Hükümeti Dışişleri Bakanı Fahrettin Bey (Erdoğan), cumhuriyeti tanıtmak ve ihtiyaçlarını sağlamak üzere yanında bir yetki belgesiyle Kars'tan Erzurum'a doğru yola çıktı.

1920- Mustafa Kemal, Üçüncü Kolordu'dan Haçin'e (Saimbeyli) bir müfreze gönderilmesini, buradaki kuvvetlerin sivil giydirilerek çarpışmaya sokulmasını, yağma yapılmamasını ve silahsız Ermenilere hiç bir sebeple saldırılmamasını istedi

1920 - İtilaf Devletleri temsilcilerinin İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nda yaptığı toplantıda, Türkiye'ye nasıl bir boyunduruk vurulacağı tartışılıyor. L. George, Türkiye'de mali kontrolü nasıl yapacaklarını anlattı. Mali işlerin Türklerin eline hiç bir şekilde bırakılmayacağı kararlaştırıldı

1921- İstanbul'daki İngiliz Genel Karargahı'ndan İngiltere Askeri İstihbarat Teşkilatı'na çekilen yıldırım telgrafta, Mustafa Kemal'in Bekir Sami Bey'e dünkü telgrafla gönderdiği talimat hakkında bilgi verildi. Bekir Sami Bey'in 26 Şubat'taki sorularına Mustafa Kemal'in verdiği cevapta özetle, Konferans'ta Kürdistan sorununu kabul etmediklerini, Sevr Anlaşması'nın kabul edilmesi yolundaki önerilerin kesinlikle ve incelenmeden reddedileceği, Trakya ve İzmir' deki nüfus incelemesinin, buraların Yunanlılar tarafından boşaltılması şartına bağlanacağı, buralar boşaltılmazsa eninde sonunda silah zoruyla alınacağının Konferans'a anlatılması istendi ve Konferans'tan yararlanmaya çalışırken, İngiliz onurunu gözetmek gibi gerekçelerle aldatılmamak için çok dikkatli olunması gerektiği, Bekir Sami Bey'in yetkilerinin Misak-ı Milli ile sınırlı olduğu bildirildi.

1921- Doktor Adnan Bey, Meclis İkinci Başkanlığı'na seçildi. İkinci Başkan Celalettin Arif Bey, yeni anayasaya tepki olarak 24 Ocak'ta görevinden ayılmıştı.

1922- Afganistan, Azerbeycan ve Sovyetler Birliği Büyükelçileri Meclisin Yeni Yasama Yılını kutladılar.

1924 - Halk Fırkası'nın grup toplantısında, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.

1925 -Fethi Bey Hükûmeti’nin güven oyu almasının üzerinden henüz 5 gün geçmişli. Grupta 60’a karşı 94 oyla güven kaybeden Fethi Bey ertesi gün Meclis’te istifasını açıkladı. Paris elçiliğine atandı ve mebusluktan da ayrıldı

1927- Takrir-i Sükun Kanunu’nun 2. Maddesini değiştiren ve kanunu iki yıl daha uzatan kanun TBMM’de kabul edildi

1950 - Van'ın Özalp ilçesinde hayvan kaçakçılığı yapan 33 kişiyi sorgulanmadan kurşuna dizdirmek suçundan yargılanan emekli orgeneral Mustafa Muğlalı'nın yargılanması sona erdi. Genelkurmay Askeri Mahkemesi Muğlalı'ya 20 yıl hapis cezası verdi.

1956 - Cumhurbaşkanına hakaretten sanık Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker, 1 yıl hapse mahkûm oldu.

1960 - Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk'ün hatırasına yayım yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası daha aldı.

1961 - Türkiye, demokratik özgürlükler konusunda Avrupa Konseyi'ne güvence verdi.

1973 - Türk basınını temsil eden dokuz kuruluş, "Fikir suçu çağ dışıdır" görüşünde birleşerek, yürürlükteki kanunlarda değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu açıkladılar ve basın suçlularının affedilmesini istediler.

1974 - Bazı gazeteler son zamların getirdiği yük nedeniyle sayfa sayısını azalttı, günlük eklerin yayımına son verdi.

1974 - TRT Televizyonu, çarşamba hariç, haftanın her günü yayın yapmaya başladı.

1977 - Türkân Şoray, "Dünya Kadın Rejisörleri Festivali"ne katılmak için Belçika'ya gitti.

1983 - Kapatılan Adalet Partisi Samsun Milletvekili ve eski Ulaştıma Bakanı Hüseyin Özalp ile Sinop'un Erfelek ilçesi eski Belediye Başkanı Orhan Altay hakkında, toplu silah kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla dava açıldı.

1984 - ABD Kongresi, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanıncaya kadar Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimine yapacağı yardımları askıya aldı.

1984 - DİSK'e bağlı Yeraltı Maden-İş Sendikası'nın 25 yöneticisi hakkında, İstanbul Sıkıyönetim Savcılığı tarafından dava açıldı.

1985 - Orly Havalimanı saldırısı davasında karar açıklandı. ASALA örgütü militanı Varujan Garbisyan müebbet, Soner Nayır 15, Ohannes Semerciyan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 15 Temmuz 1983 tarihinde Fransa'nın Orly Havalimanı'nda ikisi Türk, 8 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırının sanıklarına verilen bu cezalarla ASALA, ilk defa ağır bir cezaya çarptırılmış oldu.

1988 - Azerbaycan'da Ermenilerle Azerilerin çatışmalarından sonra Sovyetler Birliği, Azerbaycan'a askeri birlikler yolladı ve sokağa çıkma yasağı kondu.

1988 - İzmir Buca Cezaevi'nde ayaklanma çıktı.

1990 - Yıldız Üniversitesi'nde öğrenciler, 3,5 saat işgal eylemi yaptı. Eylemden sonra 200 öğrenci gözaltına alındı.

1992 - Özbekistan ve Moldova, Birleşmiş Milletler üyesi oldu.

1994 - TBMM Genel Kurulu'nda, DEP'li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.

2004 - Birleşmiş Milletler'in yayımladığı rapora göre; Irak'ta kitle imha silahları yok.

2020 - Çizgi romancı, Karaoğlan’ın yaratıcısı, film yönetmeni, senarist, film yapımcısı Suat Yalaz vefat etti.

Günün Portresi

Mustafa Muğlalı Paşa

Bundan 71 yıl önce 2 Mart 1950 günü Atatürk’ün Silah arkadaşlarından General Mustafa Muğlalı 20 yıl hapse mahkûm olmuştu.

O Kürtçü medyanın da, siyasi ümmetçi medyanın da hâla bir numaralı boy hedeflerinden birisidir. Mustafa Muğlalı ne yapmıştır da, 71 yıldır Türkiye’nin ve Türklüğün düşmanlarının hedefi olmaya devam etmektedir.?

1882 yılında Muğla’da dünyaya gelen Mustafa Muğlalı, 1901 yılında Harp Okulunu, 1904 yılında Harp Akademisini bitirdi. Balkan savaşına katıldı. 1. dünya savaşı sırasında Adana Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yaptı.

Bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın nüvesi olan Teşkilatı Mahsusa’da görev yaptı, Onun devamı niteliğindeki Zabitan Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı. Zabitân Grubu'nun bir müddet sonra adını değiştirdiği ve yine Muğlalı Mustafa Bey başkanlığında Yavuz Grubu olarak faaliyetini devam ettirdiği anlaşılmaktadır.Yavuz Grubu'nun mührü, Yavuz Sultan Selim'in resmini taşıyordu.

Kurtuluş savaşına Tümen komutanı olarak katılan Muğlalı Mustafa, 1922’de Albay 1927’de Tümgeneral oldu Soyadı Kanunu çıkınca, Muğlalı soyadını aldı.

23.Aralık.1930’da Menemen’de Devlete Karşı ayaklanıp Genç Asteğmen Kubilay’ı şehit eden yobazları yargılayan Harp Divanının başkanlığını yaptı. Yobazların Mustafa Muğlalı düşmanlığının temelinde, bu mahkemenin reisliğini yapması yatmaktadır.

1931-1939 yıllarında 1. ordu komutanlığı, iki kez yüksek askeri Şura üyeliği ve 1943-1945 yılları arasında da 3. Ordu Komutanlığı yaptı. Mustafa Muğlalı’nın haksızlığa uğramasına, 20 yıl hapse mahkûm edilmesine yol açan olaylar bu görevi sırasında cereyan etmişti.

1940’lı yıllar... İkinci Dünya Savaşı yılları, ülkede yokluk yaşanıyor. İngiliz, Fransız, Alman, Rus ve İran casusları ülkede cirit atıyor. Doğu Anadolu ülkenin diğer kesimlerine nazaran daha karışıktır. Ruhlarına hainlik yerleşmiş bazı insanlar iyice azmışlardı. Yabancı ülkeler lehine casusluk iddiaları her gün ilgili makamlara ulaşıyor. Devlet bölgede sıkıyönetim uyguladığı halde hırsızlık, kaçakçılık, eşkıyalık, soygunculuk, ırza tecavüz eylemleri engellenemiyor. Casus mu, hain mi, eşkıya mı olduğu belli olmayan bazı gruplar, bölgede güvenlik sağlamak için canla başla çalışan askerleri de pusuya düşürerek şehit ediyorlar ve kendilerine kucak açan Irak ile İran’a kaçıp bir süre saklandıktan sonra tekrar bölgeye dönüp eylemlerine devam ediyorlardı. Bu çeteler, Türkiye’den büyük ve küçükbaş hayvanları çalıyor, o sıralarda fiilen Rusların kontrolünde olan İran’a götürüp satıyorlardı. Bu eşkıyalar Rus ve İran makamlarınca da korunuyordu.

Bölgedeki karışıklıklar artınca Orgeneral Mustafa Muğlalı, çok deneyimli ve disiplinli bir asker olduğu için Üçüncü Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı'na getirilir. Hayatı savaşlarda geçmiş olan Muğlalı Paşa işi çok sıkı tutar, canilere karşı amansız bir mücadele başlatır ve birtakım tedbirler alır. Bu tedirlerler arasında; Siirt’teki gezici Jandarma Taburu’nun bu bölgeye kaydırılması, çobanlar silahlandırılması, gezici ekipler kurulması da vardı. Ayrıca, Paşa, eşkıyanın sınır ötesine kaçmasını önlemek için de emrindeki birliklere Irak ve İran'a kaçan eşkiyayı takip etme ve gerekirse vurma emri verir.

1943 yılında Van'ın Özalp İlçesi'nin sınır bölgesinde İran'a kaçmaya çalışan bir grup, güvenlik güçleri tarafından sıkıştırılıyor. Çatışma çıkıyor ve dur emrine uymayan kürt eşkıyalardan 33 tanesi öldürülür..

Bu olaydan sonra bölgede az da olsa sükûn sağlanır. Bölge halkı Paşa’ya minnettar. Bölge huzur ve sükun içinde... İçişleri Bakanlığınca, bölgede sükûn sağlandığı için, Valiliğe, Jandarma komutanlığına teşekkür yazıları yazılır.

20.Aralık.1943 tarihinde Van Cezaevinde yatan İsmail Özay isimli bir mahkûm, TBMM’ne yazdığı dilekçesinde; bu 33 kişinin kaçmalarının söz konusu olmadığını, bilerek katledildiklerini iddia eder, olaydan yaralı olarak kurtulup İran’da yaşayan kardeşinin affedilmesini ve olayın tahkikini talep eder.

Adalet Bakanı Genelkurmay Başkanlığından kanunun adli takibinin yapılmasını talebine karşı Mareşal Fevzi Çakmak’ın verdiği cevap yiğitçedir, Türk’çedir: “Ordu komutanı o günkü şartların gereğini yapmıştır. Memleketin yüksek menfaati için gerekli tedbirleri almıştır. Görevini yerine getiren bir komutanı mahkemeye veremem. Böyle Şey olamaz.” Fevzi Çakmak’tan sonra Genel Kurmay Başkanı olan Kazım Orbay’da aynı tavrı sürdürür. 1945 yılında 2. dünya savaşı sona erer. Her şey normale dönüşür.

1946 seçimlerinden sonra Meclis'e giren Demokrat Parti milletvekilleri bu olayı yeniden Meclis gündemine getirirler. Öne sürülen iddia şudur: "Çatışma sırasında öldüğü iddia edilen 33 insan masumdu ve kurşuna dizildiler."

Olayı soruşturmak üzere Mecliste araştırma komisyonu kurulur. Araştırma komisyonu o yılların olağanüstü şartlarını, o olay sayesinde sağlanan huzur ortamını, 33 eşkıyanın ülkeye zararlarını, Mustafa Muğlalı’nın ülke sevgisini hiç dikkate almaz. Kin ve intikam duyguları içerisinde hareket eder. Araştırma komisyonu hiçbir siyasiye, hiçbir bürokrata suç yüklemez. Tek suçlu Orgeneral Mustafa Muğlalı ile iki yedek subaylardır. Meclis Araştırma komisyonu kararından sonra dava açılır ve 1947 yılında emekli olan Mustafa Muğlalı Paşa yargı önüne çıkarılır.

Muğlalı Paşa, yargılama boyunca bir Türk komutanına yakışır şekilde bütün sorumluluğu üzerine alır ve zamanın hükümetini hiçbir şekilde suçlamaz. “Bu subaylara emri ben verdim, onların suçu yoktur. Yaptıklarım suç ise tek suçlu benim” der. Hakimin “Ya emrinizi yerine getirmeseydiler” sorusuna “O zaman şakiler ben kendim vururdum.” Cevabını verir.

Mustafa Muğlalı Paşa Atatürk’ün silah arkadaşı olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu olay karşısında parmağını bile kıpırdatmaz. Ve mahkeme sonucu gerçekten çok hazindir: Hayatını Türk Ordusuna ve Türkiye Cumhuriyetine adamış olan Mustafa Muğlalı Paşa “33 masum(!) insanı öldürmek suçundan” ölüm cezasına çarptırılır... Daha sonra cezası 20 yıl hapse çevrilir... 33 tane eşkıyaya hak ettiği cezayı verdiği için ödüllendirmesi gereken Mustafa Muğlalı Paşa, politik yalakalığın, siyaset oyunlarının kurbanı oluyor. Türk yargısının siyasi kararlarından birisi olan bu karar çok ilginçtir, tek mahkûmiyet Mustafa Muğlalı içindir. Başka hiçbir kimse ceza almaz... Mahkeme, eşkıya artıklarının ifadelerini Türk Askerinin ifadesine tercih etmiştir.

Mahkeme sonrası Askeri Yargıtay bu kararı bozar. İkinci bir mahkeme dönemi başlar ama bu durumu hazmedemeyen Mustafa Muğlalı Paşa bulunduğu cezaevinde kahrından 11 Aralık 1951 tarihinde, 70 yaşında iken vefat eder.

Bugün karşı karşıya olduğumuz bölücülük belasının en güçlü tohumları, belki de Mustafa Muğlalı Paşa’nın yargılaması ile atılmıştır.

Tam bir Kuva-yı Milliyeci, tam bir Cumhuriyetçi, tam bir vatansever olan Türk kahramanı, Mustafa Muğlalı Paşa’nın mekanı cennet olsun. Allah rahmet eylesin..

Not: “Sanık Kürsüsündeki Kahramanlar 2: Mustafa Muğlalı” Başlıklı yazımdan özetlenerek alınmıştır.

1430 - Yıldırım Bayezit Han'ın damadı ve İslâm Alimi Emir Sultan vefat etti.

1918 Rize Rus işgalinden kurtuldu.

1918 - Asker Ailelerine Yardımcı Hanımlar Cemiyeti, Nuriye İsmail (Canbulat) Hanım Başkanlığında kuruldu. Cemiyet, Enver Paşa'nın eşi Naciye Sultan'ın himayesindeydi. Cemiyet, bir yıl içinde 6247 kişiye yiyecek dağıttı.

1919- 6. Ordu eski Komutanı Ali İhsan Paşa, Haydarpaşa Garı'nda trenden iner inmez İngilizler tarafından tutuklandı.

1919- Kars'taki Güney-Batı Kafkas Geçici Hükümeti Dışişleri Bakanı Fahrettin Bey (Erdoğan), cumhuriyeti tanıtmak ve ihtiyaçlarını sağlamak üzere yanında bir yetki belgesiyle Kars'tan Erzurum'a doğru yola çıktı.

1920- Mustafa Kemal, Üçüncü Kolordu'dan Haçin'e (Saimbeyli) bir müfreze gönderilmesini, buradaki kuvvetlerin sivil giydirilerek çarpışmaya sokulmasını, yağma yapılmamasını ve silahsız Ermenilere hiç bir sebeple saldırılmamasını istedi

1920 - İtilaf Devletleri temsilcilerinin İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nda yaptığı toplantıda, Türkiye'ye nasıl bir boyunduruk vurulacağı tartışılıyor. L. George, Türkiye'de mali kontrolü nasıl yapacaklarını anlattı. Mali işlerin Türklerin eline hiç bir şekilde bırakılmayacağı kararlaştırıldı

1921- İstanbul'daki İngiliz Genel Karargahı'ndan İngiltere Askeri İstihbarat Teşkilatı'na çekilen yıldırım telgrafta, Mustafa Kemal'in Bekir Sami Bey'e dünkü telgrafla gönderdiği talimat hakkında bilgi verildi. Bekir Sami Bey'in 26 Şubat'taki sorularına Mustafa Kemal'in verdiği cevapta özetle, Konferans'ta Kürdistan sorununu kabul etmediklerini, Sevr Anlaşması'nın kabul edilmesi yolundaki önerilerin kesinlikle ve incelenmeden reddedileceği, Trakya ve İzmir' deki nüfus incelemesinin, buraların Yunanlılar tarafından boşaltılması şartına bağlanacağı, buralar boşaltılmazsa eninde sonunda silah zoruyla alınacağının Konferans'a anlatılması istendi ve Konferans'tan yararlanmaya çalışırken, İngiliz onurunu gözetmek gibi gerekçelerle aldatılmamak için çok dikkatli olunması gerektiği, Bekir Sami Bey'in yetkilerinin Misak-ı Milli ile sınırlı olduğu bildirildi.

1921- Doktor Adnan Bey, Meclis İkinci Başkanlığı'na seçildi. İkinci Başkan Celalettin Arif Bey, yeni anayasaya tepki olarak 24 Ocak'ta görevinden ayılmıştı.

1922- Afganistan, Azerbeycan ve Sovyetler Birliği Büyükelçileri Meclisin Yeni Yasama Yılını kutladılar.

1924 - Halk Fırkası'nın grup toplantısında, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.

1925 -Fethi Bey Hükûmeti’nin güven oyu almasının üzerinden henüz 5 gün geçmişli. Grupta 60’a karşı 94 oyla güven kaybeden Fethi Bey ertesi gün Meclis’te istifasını açıkladı. Paris elçiliğine atandı ve mebusluktan da ayrıldı

1927- Takrir-i Sükun Kanunu’nun 2. Maddesini değiştiren ve kanunu iki yıl daha uzatan kanun TBMM’de kabul edildi

1950 - Van'ın Özalp ilçesinde hayvan kaçakçılığı yapan 33 kişiyi sorgulanmadan kurşuna dizdirmek suçundan yargılanan emekli orgeneral Mustafa Muğlalı'nın yargılanması sona erdi. Genelkurmay Askeri Mahkemesi Muğlalı'ya 20 yıl hapis cezası verdi.

1956 - Cumhurbaşkanına hakaretten sanık Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker, 1 yıl hapse mahkûm oldu.

1960 - Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk'ün hatırasına yayım yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası daha aldı.

1961 - Türkiye, demokratik özgürlükler konusunda Avrupa Konseyi'ne güvence verdi.

1973 - Türk basınını temsil eden dokuz kuruluş, "Fikir suçu çağ dışıdır" görüşünde birleşerek, yürürlükteki kanunlarda değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu açıkladılar ve basın suçlularının affedilmesini istediler.

1974 - Bazı gazeteler son zamların getirdiği yük nedeniyle sayfa sayısını azalttı, günlük eklerin yayımına son verdi.

1974 - TRT Televizyonu, çarşamba hariç, haftanın her günü yayın yapmaya başladı.

1977 - Türkân Şoray, "Dünya Kadın Rejisörleri Festivali"ne katılmak için Belçika'ya gitti.

1983 - Kapatılan Adalet Partisi Samsun Milletvekili ve eski Ulaştıma Bakanı Hüseyin Özalp ile Sinop'un Erfelek ilçesi eski Belediye Başkanı Orhan Altay hakkında, toplu silah kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla dava açıldı.

1984 - ABD Kongresi, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanıncaya kadar Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimine yapacağı yardımları askıya aldı.

1984 - DİSK'e bağlı Yeraltı Maden-İş Sendikası'nın 25 yöneticisi hakkında, İstanbul Sıkıyönetim Savcılığı tarafından dava açıldı.

1985 - Orly Havalimanı saldırısı davasında karar açıklandı. ASALA örgütü militanı Varujan Garbisyan müebbet, Soner Nayır 15, Ohannes Semerciyan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 15 Temmuz 1983 tarihinde Fransa'nın Orly Havalimanı'nda ikisi Türk, 8 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırının sanıklarına verilen bu cezalarla ASALA, ilk defa ağır bir cezaya çarptırılmış oldu.

1988 - Azerbaycan'da Ermenilerle Azerilerin çatışmalarından sonra Sovyetler Birliği, Azerbaycan'a askeri birlikler yolladı ve sokağa çıkma yasağı kondu.

1988 - İzmir Buca Cezaevi'nde ayaklanma çıktı.

1990 - Yıldız Üniversitesi'nde öğrenciler, 3,5 saat işgal eylemi yaptı. Eylemden sonra 200 öğrenci gözaltına alındı.

1992 - Özbekistan ve Moldova, Birleşmiş Milletler üyesi oldu.

1994 - TBMM Genel Kurulu'nda, DEP'li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.

2004 - Birleşmiş Milletler'in yayımladığı rapora göre; Irak'ta kitle imha silahları yok.

2020 - Çizgi romancı, Karaoğlan’ın yaratıcısı, film yönetmeni, senarist, film yapımcısı Suat Yalaz vefat etti.

Günün Portresi

Mustafa Muğlalı Paşa

Bundan 71 yıl önce 2 Mart 1950 günü Atatürk’ün Silah arkadaşlarından General Mustafa Muğlalı 20 yıl hapse mahkûm olmuştu.

O Kürtçü medyanın da, siyasi ümmetçi medyanın da hâla bir numaralı boy hedeflerinden birisidir. Mustafa Muğlalı ne yapmıştır da, 71 yıldır Türkiye’nin ve Türklüğün düşmanlarının hedefi olmaya devam etmektedir.?

1882 yılında Muğla’da dünyaya gelen Mustafa Muğlalı, 1901 yılında Harp Okulunu, 1904 yılında Harp Akademisini bitirdi. Balkan savaşına katıldı. 1. dünya savaşı sırasında Adana Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanlığı yaptı.

Bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın nüvesi olan Teşkilatı Mahsusa’da görev yaptı, Onun devamı niteliğindeki Zabitan Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı. Zabitân Grubu'nun bir müddet sonra adını değiştirdiği ve yine Muğlalı Mustafa Bey başkanlığında Yavuz Grubu olarak faaliyetini devam ettirdiği anlaşılmaktadır.Yavuz Grubu'nun mührü, Yavuz Sultan Selim'in resmini taşıyordu.

Kurtuluş savaşına Tümen komutanı olarak katılan Muğlalı Mustafa, 1922’de Albay 1927’de Tümgeneral oldu Soyadı Kanunu çıkınca, Muğlalı soyadını aldı.

23.Aralık.1930’da Menemen’de Devlete Karşı ayaklanıp Genç Asteğmen Kubilay’ı şehit eden yobazları yargılayan Harp Divanının başkanlığını yaptı. Yobazların Mustafa Muğlalı düşmanlığının temelinde, bu mahkemenin reisliğini yapması yatmaktadır.

1931-1939 yıllarında 1. ordu komutanlığı, iki kez yüksek askeri Şura üyeliği ve 1943-1945 yılları arasında da 3. Ordu Komutanlığı yaptı. Mustafa Muğlalı’nın haksızlığa uğramasına, 20 yıl hapse mahkûm edilmesine yol açan olaylar bu görevi sırasında cereyan etmişti.

1940’lı yıllar... İkinci Dünya Savaşı yılları, ülkede yokluk yaşanıyor. İngiliz, Fransız, Alman, Rus ve İran casusları ülkede cirit atıyor. Doğu Anadolu ülkenin diğer kesimlerine nazaran daha karışıktır. Ruhlarına hainlik yerleşmiş bazı insanlar iyice azmışlardı. Yabancı ülkeler lehine casusluk iddiaları her gün ilgili makamlara ulaşıyor. Devlet bölgede sıkıyönetim uyguladığı halde hırsızlık, kaçakçılık, eşkıyalık, soygunculuk, ırza tecavüz eylemleri engellenemiyor. Casus mu, hain mi, eşkıya mı olduğu belli olmayan bazı gruplar, bölgede güvenlik sağlamak için canla başla çalışan askerleri de pusuya düşürerek şehit ediyorlar ve kendilerine kucak açan Irak ile İran’a kaçıp bir süre saklandıktan sonra tekrar bölgeye dönüp eylemlerine devam ediyorlardı. Bu çeteler, Türkiye’den büyük ve küçükbaş hayvanları çalıyor, o sıralarda fiilen Rusların kontrolünde olan İran’a götürüp satıyorlardı. Bu eşkıyalar Rus ve İran makamlarınca da korunuyordu.

Bölgedeki karışıklıklar artınca Orgeneral Mustafa Muğlalı, çok deneyimli ve disiplinli bir asker olduğu için Üçüncü Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı'na getirilir. Hayatı savaşlarda geçmiş olan Muğlalı Paşa işi çok sıkı tutar, canilere karşı amansız bir mücadele başlatır ve birtakım tedbirler alır. Bu tedirlerler arasında; Siirt’teki gezici Jandarma Taburu’nun bu bölgeye kaydırılması, çobanlar silahlandırılması, gezici ekipler kurulması da vardı. Ayrıca, Paşa, eşkıyanın sınır ötesine kaçmasını önlemek için de emrindeki birliklere Irak ve İran'a kaçan eşkiyayı takip etme ve gerekirse vurma emri verir.

1943 yılında Van'ın Özalp İlçesi'nin sınır bölgesinde İran'a kaçmaya çalışan bir grup, güvenlik güçleri tarafından sıkıştırılıyor. Çatışma çıkıyor ve dur emrine uymayan kürt eşkıyalardan 33 tanesi öldürülür..

Bu olaydan sonra bölgede az da olsa sükûn sağlanır. Bölge halkı Paşa’ya minnettar. Bölge huzur ve sükun içinde... İçişleri Bakanlığınca, bölgede sükûn sağlandığı için, Valiliğe, Jandarma komutanlığına teşekkür yazıları yazılır.

20.Aralık.1943 tarihinde Van Cezaevinde yatan İsmail Özay isimli bir mahkûm, TBMM’ne yazdığı dilekçesinde; bu 33 kişinin kaçmalarının söz konusu olmadığını, bilerek katledildiklerini iddia eder, olaydan yaralı olarak kurtulup İran’da yaşayan kardeşinin affedilmesini ve olayın tahkikini talep eder.

Adalet Bakanı Genelkurmay Başkanlığından kanunun adli takibinin yapılmasını talebine karşı Mareşal Fevzi Çakmak’ın verdiği cevap yiğitçedir, Türk’çedir: “Ordu komutanı o günkü şartların gereğini yapmıştır. Memleketin yüksek menfaati için gerekli tedbirleri almıştır. Görevini yerine getiren bir komutanı mahkemeye veremem. Böyle Şey olamaz.” Fevzi Çakmak’tan sonra Genel Kurmay Başkanı olan Kazım Orbay’da aynı tavrı sürdürür. 1945 yılında 2. dünya savaşı sona erer. Her şey normale dönüşür.

1946 seçimlerinden sonra Meclis'e giren Demokrat Parti milletvekilleri bu olayı yeniden Meclis gündemine getirirler. Öne sürülen iddia şudur: "Çatışma sırasında öldüğü iddia edilen 33 insan masumdu ve kurşuna dizildiler."

Olayı soruşturmak üzere Mecliste araştırma komisyonu kurulur. Araştırma komisyonu o yılların olağanüstü şartlarını, o olay sayesinde sağlanan huzur ortamını, 33 eşkıyanın ülkeye zararlarını, Mustafa Muğlalı’nın ülke sevgisini hiç dikkate almaz. Kin ve intikam duyguları içerisinde hareket eder. Araştırma komisyonu hiçbir siyasiye, hiçbir bürokrata suç yüklemez. Tek suçlu Orgeneral Mustafa Muğlalı ile iki yedek subaylardır. Meclis Araştırma komisyonu kararından sonra dava açılır ve 1947 yılında emekli olan Mustafa Muğlalı Paşa yargı önüne çıkarılır.

Muğlalı Paşa, yargılama boyunca bir Türk komutanına yakışır şekilde bütün sorumluluğu üzerine alır ve zamanın hükümetini hiçbir şekilde suçlamaz. “Bu subaylara emri ben verdim, onların suçu yoktur. Yaptıklarım suç ise tek suçlu benim” der. Hakimin “Ya emrinizi yerine getirmeseydiler” sorusuna “O zaman şakiler ben kendim vururdum.” Cevabını verir.

Mustafa Muğlalı Paşa Atatürk’ün silah arkadaşı olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu olay karşısında parmağını bile kıpırdatmaz. Ve mahkeme sonucu gerçekten çok hazindir: Hayatını Türk Ordusuna ve Türkiye Cumhuriyetine adamış olan Mustafa Muğlalı Paşa “33 masum(!) insanı öldürmek suçundan” ölüm cezasına çarptırılır... Daha sonra cezası 20 yıl hapse çevrilir... 33 tane eşkıyaya hak ettiği cezayı verdiği için ödüllendirmesi gereken Mustafa Muğlalı Paşa, politik yalakalığın, siyaset oyunlarının kurbanı oluyor. Türk yargısının siyasi kararlarından birisi olan bu karar çok ilginçtir, tek mahkûmiyet Mustafa Muğlalı içindir. Başka hiçbir kimse ceza almaz... Mahkeme, eşkıya artıklarının ifadelerini Türk Askerinin ifadesine tercih etmiştir.

Mahkeme sonrası Askeri Yargıtay bu kararı bozar. İkinci bir mahkeme dönemi başlar ama bu durumu hazmedemeyen Mustafa Muğlalı Paşa bulunduğu cezaevinde kahrından 11 Aralık 1951 tarihinde, 70 yaşında iken vefat eder.

Bugün karşı karşıya olduğumuz bölücülük belasının en güçlü tohumları, belki de Mustafa Muğlalı Paşa’nın yargılaması ile atılmıştır.

Tam bir Kuva-yı Milliyeci, tam bir Cumhuriyetçi, tam bir vatansever olan Türk kahramanı, Mustafa Muğlalı Paşa’nın mekanı cennet olsun. Allah rahmet eylesin..

Not: “Sanık Kürsüsündeki Kahramanlar 2: Mustafa Muğlalı” Başlıklı yazımdan özetlenerek alınmıştır.

#

02 Mar 2021 - 09:50 - Tarihte Bugün --- Okunma

Son bir ayda sakaryayenihaber.com sitesinde 1.775.715 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.