26 Şubat’ta meydana gelen olaylar

26 Şubat’ta meydana gelen olaylar haberi

1618 – Genç Osman lakabıyla bilinecek olan II. Osman tahta çıktı

1886 – İlk Kadın Ressamımız Mihri Müşfik Hanım doğdu.

1910 - İstanbul'da ilk solcu dergi, "İştirak" yayımlanmaya başladı. Dergi Hüseyin Hilmi tarafından çıkarıldı.

1919- Söke Rumlarının 7 gün önceki ayaklanmasını bastırmak üzere Ôdemiş'ten bir alay gönderildi. Silahlarını bırakarak yurdu terk etmeleri konusunda isyancılarla anlaşma yapılacaktır.

1919- Hükümet, İngilizlerin 24 tarihli isteklerine cevap vererek Kayseri Mutasarrıfıve Ankara Valisi'nin değiştirildiğini haber verdi.

1921- Atatürk’ün, Philadelphia’da yayımlanan Public Ledger gazetesi muhabiri Clarence K. Streit’in sorunlarına cevabı: “Biz milletlerin kendi mukadderatını bizzat tayin etmeleri ilkesinin Müslümanlar dahil bütün milletlere samimî bir sekilde tatbik edilmesi halinde, insanlığı harbin felâketlerinden kurtarabileceğine inanıyoruz. Türkiye’nin bugünkü ve gelecekteki rejimi “Egemenlik kayıtsız sartsız milletindir”esasına dayalı olacaktır”

1925 - Fransızların yönetiminde bulunan Tütün Rejisinin (tekelinin), 1 Mart 1925'ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi.

1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.

1930 – İttihat Terakki’nin kurucularından Ahmet Rıza Bey öldü

1934 - İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen "kafes"lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

1936 - Fatih-Harbiye tramvayı, Beyoğlu'nda devrildi; iki kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

1943 - İstanbul'da Varlık Vergisi'ni ödemeyen 160 kişi, Aşkale'ye gönderildi.

1952 - Winston Churchill, Birleşik Krallık'ın atom bombasına sahip olduğunu ilan etti.

1954 – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğdu.

1959 - Akademisyen ve siyasetçi Ahmet Davutoğlu doğdu

1961 - Eski Millî Eğitim Bakanlarından Hasan Âli Yücel öldü.

1976 - Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, "Savunma İşbirliği Anlaşması" imzalandı.

1985 - Tarık Akan 35. Berlin Film Şenliğinde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Ödül, Zeki Ökten'in yönettiği Pehlivan adlı filmdeki rolüyle verildi. Ancak, Tarık Akan pasaport verilmediği için ödül almaya gidemedi.

1992 - 200 metre uzunluğunda tünel kazan 11 tutuklu, Kayseri Cezaevi'nden firar etti.

1992 - Hocalı Katliamı: Azerbaycan'ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar, Hocalı’da katliam yaptı.

1994 - Romancı ve gazeteci Tarık Buğra vefat etti

1998 - Nutuk, Rumcaya çevrildi.

2001 - Taliban örgütü mensupları, Afganistan'ın Bamyan kentindeki Buda heykellerini tahrip etti.

2007 - Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizbullah adına 1990-1994'te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan, 20'sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Günün Portresi

Mihri Müşfik Hanım

Türk tarihinin en cesur kadınlarından birisi olarak gördüğüm ressam Mihri Müşfik Hanım 26 Şubat 1886 tarihinde doğdu…

Mihri Müşfik Hanımın cesareti farklı bir cesarettir… Deli cesaretidir…

Resim yapmayı günah gören, insan resmi yapmayı ise küfre eşdeğer tutan bir toplumda resim yapmaya başlamak,

Kızların ilk mektebe bile gönderilmediği, bir kadının yabancı bir erkekle aynı mekânda kalmasının zina olarak algılandığı bir dönemde saray ressamı İtalyan Zonaro’dan resim dersi almak,

Kadınların komşularına gitmesinin bile sorgulandığı bir dönemde, henüz 17 yaşında bir genç kızken, sanat aşkına, resim aşkına sahte pasaport ayarlayıp, İtalya’ya kaçak gitmek, oradan Fransa’ya geçmek,

Fransa’da ünlü ressamlardan dersler almak, kiraladığı evin bir bölümünü erkek kiracılara kiralamak,

Avrupa’nın ünlü kişilerinin portrelerini yapacak kadar ünlenmek, ilk kez bir Papanın resmini yapan Müslüman kadın ressam unvanına sahip olmak,

Yurtdışında sergi açan ilk Türk Kadın ressam olmak,

İstanbul’da Kadınlara yönelik ilk Güzel Sanatlar Akademisini (İnas Sanayi-i Nefise Mektebi) açmak, oranın müdürlüğünü yapmak,

Hamamdan topladığı azınlık kadınların nü resimlerini kadın öğrencilerine yaptırmak,

Sultan’ın aynı zamanda Halife olduğu Şeriatla yönetilen, ancak “Şeriat İsterük” çığlıklarının sık sık duyulduğu Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da, özel olarak aldığı izinlerle bayan öğrencilerine polis korumasında da olsa açık havada resimler yaptırmak,

Yaşlı da olsa erkek modellerin resimlerini bayan öğrencilerine yaptırmak, genç erkek modeller için izin alamayınca, arkeoloji müzesinden getirttiği çıplak erkek heykellerini model olarak kullanmak,

Dekolte sayılacak kıyafetlerle oto portrelerini yapmak,

Tevfik Fikret’in cenazesi sırasında mezarına inerek, yüzünün kalıbını çıkarmak ve bu kalıptan yararlanarak Türkiye’de ilk maskı yapmak,

Erkek egemen bir toplumda Edebiyatı Cedide’nin erkek sanatçıları ile eşit ölçüde arkadaşlık kurmak,

Çok zengin ve asil bir aileden gelmesine rağmen, sanat uğruna zaman zaman çok zor ve sefil bir hayat yaşamayı göze almak,

Bir kadın olarak, bohem bir hayatı tercih etmek,

Cesaretin en büyüğü değil midir?

Bugün için bile, toplumun değer yargılarını sarsan, fazla çılgın, uç, aşırı özentili olarak nitelendirilebilecek bu eylemler, canını ortaya koymak kadar, hatta çok daha fazla cesaret isteyen eylemler değil midir?

Ben Mihri Müşfik’in yaşadıklarını öğrenince çarpıldım… Yaptıklarının bir bölümü değer yargılarımla uyuşmasa da, bu cesur kadına hayran kaldım…

Mihri Müşfik Hanım hakkında yazdığım geniş yazıyı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;

//fazlikoksal.blogspot.com/2018/04/cesur-ve-cilgin-bir-kadin-ressam-ilk.html

1618 – Genç Osman lakabıyla bilinecek olan II. Osman tahta çıktı

1886 – İlk Kadın Ressamımız Mihri Müşfik Hanım doğdu.

1910 - İstanbul'da ilk solcu dergi, "İştirak" yayımlanmaya başladı. Dergi Hüseyin Hilmi tarafından çıkarıldı.

1919- Söke Rumlarının 7 gün önceki ayaklanmasını bastırmak üzere Ôdemiş'ten bir alay gönderildi. Silahlarını bırakarak yurdu terk etmeleri konusunda isyancılarla anlaşma yapılacaktır.

1919- Hükümet, İngilizlerin 24 tarihli isteklerine cevap vererek Kayseri Mutasarrıfıve Ankara Valisi'nin değiştirildiğini haber verdi.

1921- Atatürk’ün, Philadelphia’da yayımlanan Public Ledger gazetesi muhabiri Clarence K. Streit’in sorunlarına cevabı: “Biz milletlerin kendi mukadderatını bizzat tayin etmeleri ilkesinin Müslümanlar dahil bütün milletlere samimî bir sekilde tatbik edilmesi halinde, insanlığı harbin felâketlerinden kurtarabileceğine inanıyoruz. Türkiye’nin bugünkü ve gelecekteki rejimi “Egemenlik kayıtsız sartsız milletindir”esasına dayalı olacaktır”

1925 - Fransızların yönetiminde bulunan Tütün Rejisinin (tekelinin), 1 Mart 1925'ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi.

1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.

1930 – İttihat Terakki’nin kurucularından Ahmet Rıza Bey öldü

1934 - İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen "kafes"lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

1936 - Fatih-Harbiye tramvayı, Beyoğlu'nda devrildi; iki kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

1943 - İstanbul'da Varlık Vergisi'ni ödemeyen 160 kişi, Aşkale'ye gönderildi.

1952 - Winston Churchill, Birleşik Krallık'ın atom bombasına sahip olduğunu ilan etti.

1954 – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğdu.

1959 - Akademisyen ve siyasetçi Ahmet Davutoğlu doğdu

1961 - Eski Millî Eğitim Bakanlarından Hasan Âli Yücel öldü.

1976 - Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, "Savunma İşbirliği Anlaşması" imzalandı.

1985 - Tarık Akan 35. Berlin Film Şenliğinde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Ödül, Zeki Ökten'in yönettiği Pehlivan adlı filmdeki rolüyle verildi. Ancak, Tarık Akan pasaport verilmediği için ödül almaya gidemedi.

1992 - 200 metre uzunluğunda tünel kazan 11 tutuklu, Kayseri Cezaevi'nden firar etti.

1992 - Hocalı Katliamı: Azerbaycan'ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar, Hocalı’da katliam yaptı.

1994 - Romancı ve gazeteci Tarık Buğra vefat etti

1998 - Nutuk, Rumcaya çevrildi.

2001 - Taliban örgütü mensupları, Afganistan'ın Bamyan kentindeki Buda heykellerini tahrip etti.

2007 - Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizbullah adına 1990-1994'te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan, 20'sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Günün Portresi

Mihri Müşfik Hanım

Türk tarihinin en cesur kadınlarından birisi olarak gördüğüm ressam Mihri Müşfik Hanım 26 Şubat 1886 tarihinde doğdu…

Mihri Müşfik Hanımın cesareti farklı bir cesarettir… Deli cesaretidir…

Resim yapmayı günah gören, insan resmi yapmayı ise küfre eşdeğer tutan bir toplumda resim yapmaya başlamak,

Kızların ilk mektebe bile gönderilmediği, bir kadının yabancı bir erkekle aynı mekânda kalmasının zina olarak algılandığı bir dönemde saray ressamı İtalyan Zonaro’dan resim dersi almak,

Kadınların komşularına gitmesinin bile sorgulandığı bir dönemde, henüz 17 yaşında bir genç kızken, sanat aşkına, resim aşkına sahte pasaport ayarlayıp, İtalya’ya kaçak gitmek, oradan Fransa’ya geçmek,

Fransa’da ünlü ressamlardan dersler almak, kiraladığı evin bir bölümünü erkek kiracılara kiralamak,

Avrupa’nın ünlü kişilerinin portrelerini yapacak kadar ünlenmek, ilk kez bir Papanın resmini yapan Müslüman kadın ressam unvanına sahip olmak,

Yurtdışında sergi açan ilk Türk Kadın ressam olmak,

İstanbul’da Kadınlara yönelik ilk Güzel Sanatlar Akademisini (İnas Sanayi-i Nefise Mektebi) açmak, oranın müdürlüğünü yapmak,

Hamamdan topladığı azınlık kadınların nü resimlerini kadın öğrencilerine yaptırmak,

Sultan’ın aynı zamanda Halife olduğu Şeriatla yönetilen, ancak “Şeriat İsterük” çığlıklarının sık sık duyulduğu Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da, özel olarak aldığı izinlerle bayan öğrencilerine polis korumasında da olsa açık havada resimler yaptırmak,

Yaşlı da olsa erkek modellerin resimlerini bayan öğrencilerine yaptırmak, genç erkek modeller için izin alamayınca, arkeoloji müzesinden getirttiği çıplak erkek heykellerini model olarak kullanmak,

Dekolte sayılacak kıyafetlerle oto portrelerini yapmak,

Tevfik Fikret’in cenazesi sırasında mezarına inerek, yüzünün kalıbını çıkarmak ve bu kalıptan yararlanarak Türkiye’de ilk maskı yapmak,

Erkek egemen bir toplumda Edebiyatı Cedide’nin erkek sanatçıları ile eşit ölçüde arkadaşlık kurmak,

Çok zengin ve asil bir aileden gelmesine rağmen, sanat uğruna zaman zaman çok zor ve sefil bir hayat yaşamayı göze almak,

Bir kadın olarak, bohem bir hayatı tercih etmek,

Cesaretin en büyüğü değil midir?

Bugün için bile, toplumun değer yargılarını sarsan, fazla çılgın, uç, aşırı özentili olarak nitelendirilebilecek bu eylemler, canını ortaya koymak kadar, hatta çok daha fazla cesaret isteyen eylemler değil midir?

Ben Mihri Müşfik’in yaşadıklarını öğrenince çarpıldım… Yaptıklarının bir bölümü değer yargılarımla uyuşmasa da, bu cesur kadına hayran kaldım…

Mihri Müşfik Hanım hakkında yazdığım geniş yazıyı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;

//fazlikoksal.blogspot.com/2018/04/cesur-ve-cilgin-bir-kadin-ressam-ilk.html

#

26 Şub 2021 - 08:03 - Tarihte Bugün


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.