12 Mart’ta meydana gelen olaylar

12 Mart’ta meydana gelen olaylar haberi

1918- Erzurum’un Düşman İşgalinden kurtuluşu.

1919- Başbakan Damat Ferit'in bir Fransız muhabirine demeci Fransızca İstanbul Gazetesi'nde: Size Türkiye'den önce, her şeyine borçlu olduğum Fransa'yı anlatabilirim. Üç serserinin Fransa'ya savaş ilan ettiği gün gözyaşı döktük. Fransa'ya savaş ilan etmenin insanlığa karşı savaş ilan etmek olduğunu söyledik. Söyleyiniz mösyö, milletin ve saltanat hanedanının masum olduğunu söyleyiniz...

1920- 12 Şubat'ta başlayan Londra Konferansı sona erdi. İngiliz, Fransız ve İtalyan dışişleri bakanlarıyla bazı büyükelçilerinin katıldığı konferansın en önemli kararı İstanbul'un işgal edilmesi. Konferans, Ermenistan mandasının Milletler Cemiyeti'ne önerilmesini de kararlaştırdı

1920- İzmir'de bulunan Yunan Genel Karargahı, işgal altındaki Rum nüfus için seferberliği resmen ilan etti. 20-21 yaşlarındaki Rum erkeklerinin 28 Mart'a kadar asker yazılmaları için başvurmaları emredildi. Başlarında papazları olduğu halde İzmir'e gelen ve törenlerle karargaha başvuran Rumlardan 3 alay kurulacak.

1921- Londra'da: İstanbul Kurulu, İzmir'de Yunan askerinin bulundurulmasını kabul edemeyeceğini bildirdi. L. George, Yunanlılar tarafından reddedilen İzmir ve Doğu Trakya'da nüfus sayımı yapılması önerisini geri aldıklarını söyledi, bunun yerine son tekliflerinin dikkate alınmasını istedi. İtilaf Devletleri'nin dünkü önerilerini Türk ve Yunan delegelerine bildirmesiyle 21 Şubat'ta açılan Londra Konferansı dağıldı. Yunanlıların 23 Mart'ta ileri harekata geçmesiyle Konferans tamamiyle sonuçsuz kalacak, değişiklik önerileriyle de olsa Sevr Anlaşması'nı Ankara'ya kabul ettirme imkanı olmayacaktır.

1921- Türk İstiklal Marşı, TBMM'nde kabul edildi. Hamdullah Suphi Bey'in kürsüden okuduğu Mehmet Akif’in eserini mebuslar ayakta dinlediler ve sık sık alkışlarla karşıladılar. Ankara Hükümeti, bir istiklal marşı için yarışmayı Ekim ayında açmıştı. Kaynaklar bu yarışmaya 700 güftenin katıldığını belirtmektedirler. Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, katılan eserleri yeterli görmeyerek 5 Şubat'ta bir mektupla Mehmet Akif in konuya ilgi göstermesini istemiş, Eğitim Bakanlığı, Akif in İstiklal Marşı da içinde olmak üzere 7 güfteyi seçip bastırarak Meclis genel kuruluna dağıtmıştı. Akif, konulan 500 liralık ödülü, Kızılay'ın cepheye elbise diken Dar-ül Mesai koluna bağışlayacaktır.

1921- Mustafa Kemal, Papa 15. Benoit'in Kafkasya ve Anadolu Hıristiyanlarını korunmasını isteyen mektubuna cevap vererek "Sınırlanmız içinde herhangi bir yabancı ordusunun öldürme ve yıkım getirmediği yerlerde Hıristiyanlar güven içindedir" dedi,

1921- Din ve milliyetini değiştirip İzmir'in işgalinde Yunanlıların hizmetine girerek polislik ve casusluk yapmaktan sanık Şevket (Venizelos Nakriyos), Ankara İstiklal Mahkemesi'nde ölüm cezasına çarptırıldı

1922- Çanakkale'de savaşmış Fransızlann Paris'te kurduğu derneğin Mustafa Kemal'e mektubu: Milli Türk ordusunun göstermekte olduğu muhteşem ve şanlı mesainin semereli olmasını temenni ederiz.

1933- Türk Dili Tetkik Cemiyetince eski sözcüklere Türkçe karşılık bulmak için ''Dil Anketi'' başlatıldı.

1947 - Harry Truman, ABD Kongresi'nden, Türkiye ve Yunanistan'a Sovyetler Birliği baskısından kurtarılmaları için toplam 400 milyon dolarlık bir yardımda bulunulması ve bu Devletlerin sivil ve askeri personeline, ABD'de eğitim verilmesi için yetki istedi.

1954 – Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi öldü.

1971 - Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Mart Muhtırası'nı verdi. Başbakan Süleyman Demirel, bu gelişme üzerine istifa etti. Muhtıra; Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu'nun imzasını taşıyordu.

1976 – Gölcük Türk Deniz Müzesi açıldı.

1977 - Komünizm ve Kürtçülük propagandası yaptığı iddiasıyla 9 yıl hapse mahkûm olan Taner Akçam cezaevinden kaçtı.

1979 - Pakistan, CENTO'dan ayrıldığını açıkladı. Bir gün sonra da İran'ın ayrılmasıyla, CENTO'nun varlığı sona erdi.

1985 - Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği'ne silahlı Ermeni militanlarca saldırı düzenledi. Bir Kanadalı polis öldü. Büyükelçi Coşkun Kırca, yaralı olarak kurtuldu.

1995 - Gazi Mahallesi'nde üç kahvehane gece otomatik silahlarla tarandı; 1 kişi öldü, 20 kişi de yaralandı. Takip eden olaylarda, çok sayıda can ve mal kaybı oluştu.

1997 - Gazeteci ve yazar Galip Erdem vefat etti.

2004 - Suriye'de, Kamışlı Olayları patlak verdi.

2018- Dünya Uluslararası Pediatri Kurumu, mülteci çocuklara yönelik hizmetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Uluslararası Barış Ödülü" verme kararı aldı.

Günün Olayı

İstiklal Marşının Kabulü

Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahlar için bestelenen, salon marşı olarak tanımlanabilecek sözsüz marşlar bir nev’i ulusal marş olarak kullanılmaktaydı. Kendisi için pek çok marş bestelenen Sultan II. Abdülhamit, Donizetti’nin Sultan II. Mahmut için bestelediği Mahmudiye Marşı’nı milli marş gibi kullanmayı tercih etmişti. Sultan Mehmet Reşat döneminde milli bir marş bestelenmesi ihtiyacını ortaya çıkartmıştı. Ancak, milli marş yazılması için yapılan uğraşlardan bir sonuç alınamayınca Osmanlı İmparatorluğu’nda Guiseppe Donizetti’nin bestelediği sözsüz “Sultan Mecit Marşı” milli marş olarak kabul edilmişti.

Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da şehirlerde ve cepheleri dolaşan İrşat Heyeti üyeleri, Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa ile askerlerin maneviyatını güçlendirecek aynı zamanda, yeni kurulan Ankara Hükümeti’nin dış ülkelerce ayrı bir devlet olarak algılanmasına neden olacak bir marş yazılması gerekliliği üzerinde mutabakata varırlar. Hükümet üyelerini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa, bu hususu ilgililere iletir; Bu talebi değerlendiren Eğitim Bakanlığı da İstiklal Marşı’nın yazılması için Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde şu ilanı yayınlatır;

“Şairlerimizin nazar-ı dikkatine: Milletimizin dâhili ve harici İstiklali uğrunda girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı, Umur-u Maarif Vekâleti Celilesi’nce müsabakaya vazedilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-i evvel sene 1336 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından gönderilen eserlerden intihap olunacak ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir. Ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâletine yapılacaktır.”

Ancak, Maarif Bakanlığı’na yarışmaya katılmak için verilen 23 Aralık 1920 tarihine kadar gönderilen, hatta bu tarihten sonra dahi gönderilen eserler değerlendirildiği halde, İstiklal Marşı olacak bir eser seçilemez. Maarif Bakanı Hamdullah Suphi Bey Büyük Millet Meclisi’nde Burdur Milletvekili olan ünlü şair Mehmet Akif’in neden yarışmaya katılmadığını soruşturur. Şairin Milli Marş için yarışmaya ödül koyulması nedeniyle katılmadığını öğrenir. Bakan, Mehmet Akif’e yazdığı bir mektupla şairin yarışmaya katılmasını ister. Mektup 5 Şubat 1921 tarihinde arkadaşı Hasan Basri Çantay aracılığı ile Akif’e iletilir. İkramiyenin bir hayır kurumuna verilmesi şartıyla Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna olur.

Mehmet Akif ikamet ettiği Tacettin Dergahı’nda on gün içinde İstiklal Marşı’nı yazar. 17 Şubat 1921 tarihinde Sebilürreşad Dergisi’nin ilk sayfasında “Kahraman Ordumuza” ithaf edilerek yayınlanır.

1 Mart 1921 günü başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı’nın seçimi konusu tafsilatlı olarak tartışılır. Verilen teklifin oylama ile kabulü üzerine, Hamdullah Suphi Bey Mehmet Akif’in yazdığı şiiri meclis kürsüsünden okur. İstiklal Marşı’nı kürsüden okur.

Meclisin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda ise hangi şiirin İstiklal Marşı olarak kabul edieceği tartışılır.

Meclis Başkanlığı pek çok önerge verilir. Meclis Başkanı önergelerin hepsinin Mehmet Akif’in şiirinin kabulü yönünde olduğunu belirttikten sonra. Komisyonca finale kalan altı şiir ile Mehmet Akif Beyin şiirini ayrı ayrı oylamaya sunmuş bu güfteler reddedilince de Hasan Basri Bey’in Mehmet Akif’in şiirinin kabulünü teklif eden takririni oya sunmuştur. Ekseriyet oyla Mehmet Akif’in şiirinin kabul edilmesinin ardından, Kırşehir vekili Müfit Bey, Hamdullah Suphi Bey’in İstiklal Marşı’nı kürsüden tekrar okumasını teklif ederken, Konya vekili Refik Bey ise milletin ruhuna tercüman olan bu marşın ayakta okunmasını teklif etmeai üzerine, Meclis Başkanı “Müsaade buyurunuz efendim. Heyeti muhtereme bu marşı kabul ettiğinden tabii resmi İstiklal Marşı olarak tanınmıştır. Binaenaleyh, ayakta dinlememiz icap eder. Buyurunuz efendiler.”

Demesinden sonra İstiklal Marşını bütün vekiller ayakta dinlemişlerdir. Marşı en ön sıra ayakta, alkışlayarak dinleyenlerden biri de Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır.

Gazi Paşa İstiklal Marşının kabulünden sonra, İstiklal Marşı’nın önemini şu sözlerle anlatır:

“Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır... İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’ Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır… Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!”

12 Mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilen Mehmet Akif’in şiiri, haber olarak, gazete ve dergilerde geniş yer bulmuştur. Mehmet Akif, kazandığı beşyüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai’ye bağışlamıştır.

Yakın arkadaşı Eşref Edip Akif’in ikramiye konusundaki hassasiyetini şu cümlelerle anlatır; Eşref Edip şöyle anlatır: “İstiklal Marşı için tahsis edilen beş yüz lira mükâfatı, üstadın kabul etmemesi o zaman çok kimseye tuhaf gelmişti. Bahusus, o sırada sıkıntısı da vardı. Bu ikramiyeden bahsedenlere çok kızardı. Baytar Şefik de bir gün bu sebepten üstattan azar işitti. Üstat, Ankara’da ceketle gezerdi. Paltosu yoktu. Çok soğuk günlerde Şefik’in muşambasını istişare ederek giyerdi. Bir gün Şefik, ‘AkifBey mükâfatı reddetmeyip bir muşamba yahut bir palto alsaydın daha iyi olmaz mıydı?’ deyince üstat hiddetlendi. Bunu söylediği için tam iki ay Şefikle konuşmadı.”

1918- Erzurum’un Düşman İşgalinden kurtuluşu.

1919- Başbakan Damat Ferit'in bir Fransız muhabirine demeci Fransızca İstanbul Gazetesi'nde: Size Türkiye'den önce, her şeyine borçlu olduğum Fransa'yı anlatabilirim. Üç serserinin Fransa'ya savaş ilan ettiği gün gözyaşı döktük. Fransa'ya savaş ilan etmenin insanlığa karşı savaş ilan etmek olduğunu söyledik. Söyleyiniz mösyö, milletin ve saltanat hanedanının masum olduğunu söyleyiniz...

1920- 12 Şubat'ta başlayan Londra Konferansı sona erdi. İngiliz, Fransız ve İtalyan dışişleri bakanlarıyla bazı büyükelçilerinin katıldığı konferansın en önemli kararı İstanbul'un işgal edilmesi. Konferans, Ermenistan mandasının Milletler Cemiyeti'ne önerilmesini de kararlaştırdı

1920- İzmir'de bulunan Yunan Genel Karargahı, işgal altındaki Rum nüfus için seferberliği resmen ilan etti. 20-21 yaşlarındaki Rum erkeklerinin 28 Mart'a kadar asker yazılmaları için başvurmaları emredildi. Başlarında papazları olduğu halde İzmir'e gelen ve törenlerle karargaha başvuran Rumlardan 3 alay kurulacak.

1921- Londra'da: İstanbul Kurulu, İzmir'de Yunan askerinin bulundurulmasını kabul edemeyeceğini bildirdi. L. George, Yunanlılar tarafından reddedilen İzmir ve Doğu Trakya'da nüfus sayımı yapılması önerisini geri aldıklarını söyledi, bunun yerine son tekliflerinin dikkate alınmasını istedi. İtilaf Devletleri'nin dünkü önerilerini Türk ve Yunan delegelerine bildirmesiyle 21 Şubat'ta açılan Londra Konferansı dağıldı. Yunanlıların 23 Mart'ta ileri harekata geçmesiyle Konferans tamamiyle sonuçsuz kalacak, değişiklik önerileriyle de olsa Sevr Anlaşması'nı Ankara'ya kabul ettirme imkanı olmayacaktır.

1921- Türk İstiklal Marşı, TBMM'nde kabul edildi. Hamdullah Suphi Bey'in kürsüden okuduğu Mehmet Akif’in eserini mebuslar ayakta dinlediler ve sık sık alkışlarla karşıladılar. Ankara Hükümeti, bir istiklal marşı için yarışmayı Ekim ayında açmıştı. Kaynaklar bu yarışmaya 700 güftenin katıldığını belirtmektedirler. Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, katılan eserleri yeterli görmeyerek 5 Şubat'ta bir mektupla Mehmet Akif in konuya ilgi göstermesini istemiş, Eğitim Bakanlığı, Akif in İstiklal Marşı da içinde olmak üzere 7 güfteyi seçip bastırarak Meclis genel kuruluna dağıtmıştı. Akif, konulan 500 liralık ödülü, Kızılay'ın cepheye elbise diken Dar-ül Mesai koluna bağışlayacaktır.

1921- Mustafa Kemal, Papa 15. Benoit'in Kafkasya ve Anadolu Hıristiyanlarını korunmasını isteyen mektubuna cevap vererek "Sınırlanmız içinde herhangi bir yabancı ordusunun öldürme ve yıkım getirmediği yerlerde Hıristiyanlar güven içindedir" dedi,

1921- Din ve milliyetini değiştirip İzmir'in işgalinde Yunanlıların hizmetine girerek polislik ve casusluk yapmaktan sanık Şevket (Venizelos Nakriyos), Ankara İstiklal Mahkemesi'nde ölüm cezasına çarptırıldı

1922- Çanakkale'de savaşmış Fransızlann Paris'te kurduğu derneğin Mustafa Kemal'e mektubu: Milli Türk ordusunun göstermekte olduğu muhteşem ve şanlı mesainin semereli olmasını temenni ederiz.

1933- Türk Dili Tetkik Cemiyetince eski sözcüklere Türkçe karşılık bulmak için ''Dil Anketi'' başlatıldı.

1947 - Harry Truman, ABD Kongresi'nden, Türkiye ve Yunanistan'a Sovyetler Birliği baskısından kurtarılmaları için toplam 400 milyon dolarlık bir yardımda bulunulması ve bu Devletlerin sivil ve askeri personeline, ABD'de eğitim verilmesi için yetki istedi.

1954 – Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi öldü.

1971 - Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Mart Muhtırası'nı verdi. Başbakan Süleyman Demirel, bu gelişme üzerine istifa etti. Muhtıra; Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu'nun imzasını taşıyordu.

1976 – Gölcük Türk Deniz Müzesi açıldı.

1977 - Komünizm ve Kürtçülük propagandası yaptığı iddiasıyla 9 yıl hapse mahkûm olan Taner Akçam cezaevinden kaçtı.

1979 - Pakistan, CENTO'dan ayrıldığını açıkladı. Bir gün sonra da İran'ın ayrılmasıyla, CENTO'nun varlığı sona erdi.

1985 - Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği'ne silahlı Ermeni militanlarca saldırı düzenledi. Bir Kanadalı polis öldü. Büyükelçi Coşkun Kırca, yaralı olarak kurtuldu.

1995 - Gazi Mahallesi'nde üç kahvehane gece otomatik silahlarla tarandı; 1 kişi öldü, 20 kişi de yaralandı. Takip eden olaylarda, çok sayıda can ve mal kaybı oluştu.

1997 - Gazeteci ve yazar Galip Erdem vefat etti.

2004 - Suriye'de, Kamışlı Olayları patlak verdi.

2018- Dünya Uluslararası Pediatri Kurumu, mülteci çocuklara yönelik hizmetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Uluslararası Barış Ödülü" verme kararı aldı.

Günün Olayı

İstiklal Marşının Kabulü

Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahlar için bestelenen, salon marşı olarak tanımlanabilecek sözsüz marşlar bir nev’i ulusal marş olarak kullanılmaktaydı. Kendisi için pek çok marş bestelenen Sultan II. Abdülhamit, Donizetti’nin Sultan II. Mahmut için bestelediği Mahmudiye Marşı’nı milli marş gibi kullanmayı tercih etmişti. Sultan Mehmet Reşat döneminde milli bir marş bestelenmesi ihtiyacını ortaya çıkartmıştı. Ancak, milli marş yazılması için yapılan uğraşlardan bir sonuç alınamayınca Osmanlı İmparatorluğu’nda Guiseppe Donizetti’nin bestelediği sözsüz “Sultan Mecit Marşı” milli marş olarak kabul edilmişti.

Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da şehirlerde ve cepheleri dolaşan İrşat Heyeti üyeleri, Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa ile askerlerin maneviyatını güçlendirecek aynı zamanda, yeni kurulan Ankara Hükümeti’nin dış ülkelerce ayrı bir devlet olarak algılanmasına neden olacak bir marş yazılması gerekliliği üzerinde mutabakata varırlar. Hükümet üyelerini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa, bu hususu ilgililere iletir; Bu talebi değerlendiren Eğitim Bakanlığı da İstiklal Marşı’nın yazılması için Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde şu ilanı yayınlatır;

“Şairlerimizin nazar-ı dikkatine: Milletimizin dâhili ve harici İstiklali uğrunda girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı, Umur-u Maarif Vekâleti Celilesi’nce müsabakaya vazedilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-i evvel sene 1336 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından gönderilen eserlerden intihap olunacak ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir. Ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâletine yapılacaktır.”

Ancak, Maarif Bakanlığı’na yarışmaya katılmak için verilen 23 Aralık 1920 tarihine kadar gönderilen, hatta bu tarihten sonra dahi gönderilen eserler değerlendirildiği halde, İstiklal Marşı olacak bir eser seçilemez. Maarif Bakanı Hamdullah Suphi Bey Büyük Millet Meclisi’nde Burdur Milletvekili olan ünlü şair Mehmet Akif’in neden yarışmaya katılmadığını soruşturur. Şairin Milli Marş için yarışmaya ödül koyulması nedeniyle katılmadığını öğrenir. Bakan, Mehmet Akif’e yazdığı bir mektupla şairin yarışmaya katılmasını ister. Mektup 5 Şubat 1921 tarihinde arkadaşı Hasan Basri Çantay aracılığı ile Akif’e iletilir. İkramiyenin bir hayır kurumuna verilmesi şartıyla Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna olur.

Mehmet Akif ikamet ettiği Tacettin Dergahı’nda on gün içinde İstiklal Marşı’nı yazar. 17 Şubat 1921 tarihinde Sebilürreşad Dergisi’nin ilk sayfasında “Kahraman Ordumuza” ithaf edilerek yayınlanır.

1 Mart 1921 günü başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı’nın seçimi konusu tafsilatlı olarak tartışılır. Verilen teklifin oylama ile kabulü üzerine, Hamdullah Suphi Bey Mehmet Akif’in yazdığı şiiri meclis kürsüsünden okur. İstiklal Marşı’nı kürsüden okur.

Meclisin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda ise hangi şiirin İstiklal Marşı olarak kabul edieceği tartışılır.

Meclis Başkanlığı pek çok önerge verilir. Meclis Başkanı önergelerin hepsinin Mehmet Akif’in şiirinin kabulü yönünde olduğunu belirttikten sonra. Komisyonca finale kalan altı şiir ile Mehmet Akif Beyin şiirini ayrı ayrı oylamaya sunmuş bu güfteler reddedilince de Hasan Basri Bey’in Mehmet Akif’in şiirinin kabulünü teklif eden takririni oya sunmuştur. Ekseriyet oyla Mehmet Akif’in şiirinin kabul edilmesinin ardından, Kırşehir vekili Müfit Bey, Hamdullah Suphi Bey’in İstiklal Marşı’nı kürsüden tekrar okumasını teklif ederken, Konya vekili Refik Bey ise milletin ruhuna tercüman olan bu marşın ayakta okunmasını teklif etmeai üzerine, Meclis Başkanı “Müsaade buyurunuz efendim. Heyeti muhtereme bu marşı kabul ettiğinden tabii resmi İstiklal Marşı olarak tanınmıştır. Binaenaleyh, ayakta dinlememiz icap eder. Buyurunuz efendiler.”

Demesinden sonra İstiklal Marşını bütün vekiller ayakta dinlemişlerdir. Marşı en ön sıra ayakta, alkışlayarak dinleyenlerden biri de Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır.

Gazi Paşa İstiklal Marşının kabulünden sonra, İstiklal Marşı’nın önemini şu sözlerle anlatır:

“Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır... İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’ Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır… Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!”

12 Mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilen Mehmet Akif’in şiiri, haber olarak, gazete ve dergilerde geniş yer bulmuştur. Mehmet Akif, kazandığı beşyüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai’ye bağışlamıştır.

Yakın arkadaşı Eşref Edip Akif’in ikramiye konusundaki hassasiyetini şu cümlelerle anlatır; Eşref Edip şöyle anlatır: “İstiklal Marşı için tahsis edilen beş yüz lira mükâfatı, üstadın kabul etmemesi o zaman çok kimseye tuhaf gelmişti. Bahusus, o sırada sıkıntısı da vardı. Bu ikramiyeden bahsedenlere çok kızardı. Baytar Şefik de bir gün bu sebepten üstattan azar işitti. Üstat, Ankara’da ceketle gezerdi. Paltosu yoktu. Çok soğuk günlerde Şefik’in muşambasını istişare ederek giyerdi. Bir gün Şefik, ‘AkifBey mükâfatı reddetmeyip bir muşamba yahut bir palto alsaydın daha iyi olmaz mıydı?’ deyince üstat hiddetlendi. Bunu söylediği için tam iki ay Şefikle konuşmadı.”

#

12 Mar 2021 - 08:11 - Tarihte Bugün


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.