Korkutan harita! Felaketten en çok etkilenecek yerler...

İklim krizi gelecek, geliyor derken artık kaybedecek zamanımız kalmadı. Uzmanlar, krizden en fazla etkilenecek bölgenin Akdeniz Havzası olduğunu, Türkiye'nin de liste başlarında yer aldığını söylüyor. Sakarya ise ülkemizdeki risk grupları arasında 2. risk grubu arasında yer alıyor. Peki gelecekte nasıl bir ülkede yaşayacağız? İşte uzmanların yorumlarıyla iklim krizinin başımıza açacağı dertler...

Haber albümü için resme tıklayın

Hürriyet'ten Selin Irmak Kaçmaz'ın haberine göre, İklim değişikliği kavramını son yıllarda çok fazla duyuyoruz. Hatta artık duymakla kalmıyoruz, etkilerini birebir yaşıyoruz: Mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklar, şiddetli yağışlar, seller, taşkınlar, heyelanlar, orman yangınları...

İklim krizi artık öyle bir boyuta geldi ki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan raporda, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ras al-Khaimah ile Pakistan’ın Jacobabad kentinin insanın yaşayamayacağı sıcaklık sınırına ulaştığını bildirildi.

Tehlike çanları tüm dünya için olduğu gibi ülkemiz için de çalıyor. Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Selahattin İncecik, “ Türkiye’nin iklim krizinden daha fazla etkilendiğini söyleyebiliriz. Çünkü Doğu Akdeniz’e daha yakınız. İklim değişikliklerinden daha fazla etkilenen, bir anlamda Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz içerisindeki en kırılgan, en duyarlı bölge Türkiye olacaktır” sözleriyle durumun ciddiyetini anlatıyor.

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy ise iklim krizinin ülkemizde neden olacağı felaketler için “Bugün çok üzücü bir şekilde deneyimlediğimiz orman yangınlarının artmasından kuraklığa ve hatta doğrudan sıcaklığa bağlı can kayıplarının yaşanmasına kadar birçok felaketi beraberinde getirecektir” diyor.

Uzmanlar iklim krizinin Türkiye’de çok şiddetli etkilere sebep olacağı konusunda hemfikirler. Aynı fikirde oldukları bir başka nokta ise şu: İklim krizi meselesi artık çok ciddi bir şekilde masaya yatırılmalı ve olası felaketleri minimum seviyeye getirmek için çalışmalara başlanmalı.

-- Ülkemiz iklim krizinden neden ve nasıl daha fazla etkilenecek?

-- Önümüzdeki yıllarda ne derece bir sıcaklık artışı bekleniyor?

-- Olası felaket senaryoları neler?

-- Ülkede hangi bölgeler daha fazla, hangi bölgeler daha az etkilenecek?

-- Türkiye’de güvenli bölge neresi olacak?

'TÜRKİYE, İKLİM OLAYLARINA EN ÇOK MARUZ KALAN ÜÇÜNCÜ ÜLKE OLACAK'

Paris Anlaşması, iklim krizinin neden olacağı felaketlerin önüne geçilebilmesi için sıcaklık artışının 2 derece ile sınırlandırılmasını, mümkünse 1,5 derecenin altında tutulmasını öngörüyor. Bir başka deyişle yaşanacak sıcaklık artışının büyüklüğü, Paris Anlaşması’nın tüm ülkeler tarafından onaylanmasına ve hızla uygulamaya konmasına bağlı.

Gökhan Ersoy, ülkemizin iklim krizinden nasıl etkileneceğini Dünya Bankası tarafından 2009 yılında yayınlanan rapordan yola çıkarak, "Raporun aktardığı çalışmaya göre iklim krizinden en yoğun şekilde etkilenmesi beklenen Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye, 21'nci yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgesinde aşırı iklim olaylarına en çok maruz kalacak üçüncü ülke olacak" sözleriyle anlatıyor.

Uzmanlar, Türkiye’de sıcaklıklardaki yükselişin 2050 yılından sonra çok artacağını öngörüyor. Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Selahattin İncecik, uzmanların bu tahmininin doğruluğunu ve sebeplerini şöyle anlatıyor:

"Biz Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne ait olan iki senaryo üzerinde çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi RCP 4.5 diğeri de RCP 8.5.

RCP 4.5 için daha makul bir senaryo diyebiliriz. Bu senaryoyu kullandığımızda şunu bulduk; 2100 yılında ortalama sıcaklıklar Türkiye üzerinde 2 ila 3.5 derece artacak.

SICAKLIK ARTMASI DEMEK FELAKETLER SİLSİLESİ DEMEK

Akdeniz Havzası'nda yer alan ülkemizin iklim krizinden çok ciddi oranda etkileneceği ortada. Gelelim "Bu etkiler bize nasıl yansıyacak?" sorusuna...

Selahattin İncecik, sıcak hava dalgalarında normalin üzerinde bir artış olduğunu belirterek, "Sıcak hava dalgası, belli bir sıcaklığın arka arkaya (en az üç gün) seyretmesi ile oluşuyor. Şu an biz Türkiye’de tam olarak bunu yaşıyoruz. Bu artış en tehlikeli gelişmelerden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" diyor ve yaşanabilecek felaketleri şöyle sıralıyor:

-- Sıcak hava dalgalarının artışı öncelikle çok ciddi bir şekilde sağlığı ilgilendiriyor. Bunu bir örnekle açıklayayım: 2003 yılında Avrupa’da özellikle İspanya ve Fransa’da bir hafta boyunca yüksek sıcak hava dalgası meydana geldi. Bunun sonucunda yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetti. Ülkemizde yaşanan sıcak hava dalgalarının ölümlere yol açma riski olduğunu söyleyebiliriz.

-- Sıcak hava dalgalarındaki hızlı artış öyle bir boyutta ki hem şiddeti hem de sıklığı artıyor. Bu artış başka bir artışa daha sebep oluyor; orman yangınları. Sıcak hava dalgalarının artışı maalesef ki orman yangınlarını da artıracak. Özellikle Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da artış bekliyoruz. Orman yangınlarının artışı Türkiye’nin özellikle güney bölgelerinde çok etkili olacak.

-- Artan sıcaklıklara paralel olarak kar örtüsünde azalma meydana geliyor. Özellikle doğu bölgelerinde su kaynakları, bahar aylarının sonlarında karların erimesi ile besleniyor. Kar örtüsünün azalması, su kaynaklarımızın da ciddi şekilde etkileneceği anlamına geliyor.

-- Yağışlarda da ülke genelinde genel olarak bir azalma bekliyoruz. En fazla yağış değişiklikleri Doğu Akdeniz’de, Seyhan ve Ceyhan havzalarında bekleniyor. Karadeniz kıyılarında ise yağışın artmasını bekliyoruz. Artan yağışa karşı da önem alınması gerekiyor. Aksi halde heyelan, erozyon, sel ve taşkınlar bizi bekliyor.

TÜRKİYE'DE EN GÜVENLİ BÖLGE NERESİ OLACAK?

Sıcaklık artışının en fazla güneyde olacağı ayrıntısı akıllara "Türkiye’de en güvenli bölge Karadeniz mi olacak?" sorusunu getiriyor.

Gökhan Ersoy'a göre aslında ülkemizde tam anlamıyla güvenli bir bölge yok. "İklim krizi ülkenin farklı coğrafyalarını değişik hava olayları ile baskı altına alacak ve tehdit edecek. Bölgelerimizde gördüğümüz hava olaylarındaki tek ortak nokta iklim krizi temelli aşırılık faktörü olacak. Mesela Doğu Karadeniz yağış rejimindeki değişimden etkilenecek ve daha fazla yağmur, sel felaketlerinin önünü açacak ve bu bölge için toprak kayması riskini barındıracak" şeklinde konuşan Ersoy şöyle devam ediyor:

" İstanbul Politikalar Merkezi’nin IPCC 2013 raporunu değerlendirdiği raporunda bu tehlikeler sıralanıyor. Mesela deniz seviyesinin yükselmesi hem kuzeyde Çarşamba, Bafra bölgelerini etkileyecek hem de güneyde Çukurova kesimini. Kısacası iklim krizinden kaçacak güvenli bir bölge yok, güvenli bölgeleri aramak yerine sorunun kökenine gitmeli ve gezegeni ısıtan politikaları sorgulamalıyız."

'REÇETENİN TARİFİ KOLAY: ISINMAYI 1,5 DERECE İLE SINIRLAMAK'

Öğrendiğimiz bunca şey gözümüzü korkutuyor ancak maalesef gezegeni bu hale bizler getirdik. İklim krizine dur demek de yine bizlerin elinde. "Nasıl olacak bu iş, ne yapmak lazım?" diye sorduğumuz Gökhan Ersoy, reçetenin tarifinin kolay olduğunu, küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece ile sınırlamamız gerektiğini söylüyor.

"Bunun için de önümüzde iki önemli eşik var" diyen Ersoy şöyle özetliyor:

-- 2030 yılında küresel emisyonlarımızı 2010 yılındaki seviyenin yüzde 45 altına çekmek ve 2050’de karbon sıfır bir dünya kurmak zorundayız. Bunun için de dünya devletleri kömüre daha fazla yatırım yapmamalı ve yeni fosil gaz sahaları aramak için birbiriyle yarışmamalı.

-- Ulaşımı yeniden ele almalıyız daha kısa ve konforlu olacak diye her mesafeye uçak ve özel jet sevdasını bir kenara bırakmalıyız.

-- Kentlerimizdeki içten yanmalı motorlu araçların hegemonyasına son vermeli ve enerjisini güneşten alan toplu ulaşım sistemleri ve buna entegre daha çok yürüme-bisiklet-scooter gibi mikro-mobilite politikaları ile sokakları insanlara bırakmalıyız.

16 Ağu 2021 - 20:09 - Yaşam

Son bir ayda sakaryayenihaber.com sitesinde 1.372.393 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.