Haftaya merhaba

Arkadaşlarla kitap okuma üstüne konuşuyorduk.

Cengiz dedi ki ; "Ben okuyamıyorum. Sadece gazeteleri takip edebiliyorum. Öyle mütevazı, öyle samimi söyledi ki bunu sanki okuyamadığı için müteessirdi ve anlattı;

Çocukluğumda, babamla ev, ev gezerdik. Babam, kız çocuklarını okutsunlar diye ailelerle konuşurdu. Ben küçücükken bunlara şahit oldum. Esnaf oldum.

Kız yurdu açtım. Türkiye’nin bütün her yerinden kızlarım var. Onlara, eşimle beraber hamur açmayı, yemek yapmayı bile öğrettik. Düğünlerine gittik. Çocukları torunlarımız gibi oldu.

Cengiz, sen iyi ki okumamışsın demek istedim. Sen zaten doğuştan olanlardansın. Amacımız, okuyarak bir şeyler öğrenebilmek değilmi. Öğrendiklerimizle yaşantımıza yön verebilmek, kamil (olgun) insan olmak değil mi? Hatta İNSAN olmak. Gelecek kuşağa örnek olmak. Ellerinden tutmak, yol göstermek... Bu dünyaya boşu-boşuna gelmediğimizi kanıtlamak. Bir baltaya sap olup, gençlerin önündeki o tuzakları temizlemek ...

Aslında ruhumuzun zaten bildiğini hatırlıyoruz okumakla. Sen hiç unutmamışsın ki Cengiz.

Eşinle beraber ne güzel bir şey yapmışsınız.

Sen okuma Cengiz. Sen zaten en yüce vazifeyi yapıyorsun. Kaç aile rahat uyuyor sizin sayenizde.

Sen okuma Cengiz, sen doğuştan biliyorsun bu işi.

Cengiz kimmi? Yusuf Özdemirin oğlu, annemin öğretmeni ve kapı kapı gezerek kız çocuklarının okuması için ailelerle konuşan, idealist bir öğretmen. Öğretisi, yaşantısı olmuş ve Cengiz, babasının yolundan gitmiş. Bizi çok gururlandırdı.

Teşekkürler Cengiz. Tüm kız çocukları anneleri adına.

Cengiz, bizim arkadaşımız.

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN

KİTAP YORUMU

"Bereket versin herkes böyle değil... Daha sarp yollardan yürüyen fakat buna mukabil insan denecek bir insan olmak isteyenlerde var. Belki de pek az. Ama var.."

Böyle olacağı belliydi dedim sonunda.

Fakat, kitaba başladığımda nereye gidecek bu hikaye dedim hep. Ne anlatacak, nereye parmak basacak?

Ne anlatmamış ki?

Fikirleri ve bilgileri şahsiyet haline bürünmemiş kişilerle arkadaşlık- dostluk yarenlik- nereye götürür ki insani?

Hele ki bu kişiler kalburüstü dediğimiz, köşe  başlarını tutan kimselerse.

Ceplerini doldurmak-arzularını yasayabilmek-ahlaksızlıklarına kılıf bulabilmek için bizlerin değerlerine başlık edenleri biliriz. Sözler-nutuklar-coşkular ve hamuduyla götürmeleri..

Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek beslemek için en iyi gübre işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıklardır.

Tembelliğimizden, beynimizi sorgulamak için bile kullanmamamızda, hazır fikirlerle coşmamızda, bir sürünün peşine takılınca, bir gurupla beraber olduğumuzda, kendimizi kuvvetli ve önemli hissettiğimizde, insan olmuyoruz. Mürit oluyoruz.

Köşe başlarını tutanların sendelediklerinde, birbirlerinin ahlaksızlığını ortaya vurarak kendilerini akladıklarını çok görmüşlüğümüz vardır.

Ahlaksızlığın kıymetli olduğunu vurgulamaları da öğretilerinden biri bu arada.

S. Ali bunları yazmış işte. Ömer'in, Macide'nin, Bedri'nin nezdinde anlatmış bize herşeyi.

Kendi çıkarları için Vatan-Millet-Sakarya olanların ve onların etrafındaki hedefi olmayan, yolunu bulamamış, bir takım heyecanların müridi olan gençliği de yazmış S.Ali.

Kodamanların perde arkasını da.

Gençliklerinde çok idealist olduklarını, fakat şimdi realist olduklarını söyleyenleri. Çarka takılanları. Çark olanları…

Fikir esnaflarını, fikir kahramanlarının asıl niyetlerini.

Niye öldürüldüğüne cevap buldum.

Bedri ve Macide gibi bu olaylardan uzak duranların, aklını ve vicdanını kullananlardan olduğunu gördüm. Beyinle düşünenlerin, beynini kandırabildiğini fakat kalbini vicdanını  susturamadığını gördüm.

Birilerini ezmek ve güç kazanmak için en iyi yolların köşe başlarını tutmak olduğunu gördüm.

Her şeyin mubah olduğu köşelerde insanlığın erdemlerinin olmadığını gördüm Macide'nin gözüyle .

Fikir kahramanlığı, fikir cereyanı, fikir esnaflığı yapanların asıl ideallerinin neler olduğunu gördüm. Asil kimliklerini.

İnsanı insan yapan şahsiyettir. Tüm ilimler, dinler, tecrübeler bunu anlatırlar. Şahsiyetini kaybettiren, ne para ne pul ne özgürlük ne zaaf, İNSAN olmaktan önemli değildir.

Kendi insanlığımızı kaybetmemek için artık pir aşkına bağıranlardan olmayalım. Umurlarında değiliz bile. Bu insanlıktan her uzaklaşışımız ekmeklerine yağ sürer. Çünkü onlar gibi oluruz artık. Şahsiyetsiz. Erdemsiz.

Bizler bu köşe baslarındakilerde eksik olan erdemleri görebiliriz.. Onların ideallerine gübre olmayalım. Biraz akıl, biraz vicdan, biraz sorgulama yeterli olacaktır. Gerisi zaten gelecek.

Yoksa düşünce adamı olmaktan çıkıp, kuruntu adamı olacağız yakında. İstedikleri de bu. Daha kuru gübre.

Lütfen okuyun. Yedikleri salkımları görelim artık. Verdikleri talkınları akıl sistemimizden geçirelim.

Boşuna yazmamış olsun S.Ali. Boşuna ölmemiş...

Okuyunuz. Hatta okutunuz. Nur içinde yat Sabahattin Ali.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Figen
Figen - 1 ay Önce

Çok anlamlı bir yorum

M.Ramazanoğlu
M.Ramazanoğlu - 1 ay Önce

Yüreğine sağlık ablam.

Nurten Demirci.
Nurten Demirci. - 1 ay Önce

Seyhan'cığım çok güzel ifade etmişsin.Yolun açık olsun canım.

Nalan uzun
Nalan uzun - 1 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık

Hüzeyme Avci
Hüzeyme Avci - 1 ay Önce

Yüreğine kalemine sağlık Seyhan ablacım. Harika yorullamissin.

Ayla
Ayla - 1 ay Önce

Çok bilinçli, aydın, bir zihniyetin düşüncelerinin kelimelere dökülüşü, bu kadar kaliteli vurgulanır ancak. Tebrik ediyorum güzel kalpli ve vicdanlı arkadaşım.

Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 1 ay Önce

Dunya kadinlarin annelrin uzrine kurulmustur tek basina evi idare cocuklarina emek veren buyuten dimdik ayakta durmaya direnen okuyan calisan bir kadin ozgurdur altin bilezik kolundadir gecen gunler babamla resmi yerletde isimiz olmustu bana soyle dedi. Etkilendim kizim iyiki okuttmusum bana cok yardimci oldun ben bu isleri yapamazdim okumasaydin burala giremezdin islerimi kim yapardi diye konustuk kizlar okumaliiii

Semra Arslan
Semra Arslan - 1 ay Önce

Yazar Seyhan i okumaktan büyük keyf alıyorum. Yalin, düz, ve
kendimizi sorgulatan guzel insan