Halka rağmen olmaz

Ferizli’de vatandaşların organize sanayi bölgesi ile ilgili itirazları gündeme geldiğinde bana “Ne olur bu iş” diye sormuşlardı. O dönem de köşemden “Halka rağmen hiçbir şey olmaz” demiştim.
Aynı şekilde Kırkpınar’daki teleferik mevzusu tartışılırken, “Halkın istemediği bir şeyi yapamazsınız” demiştim.
Karasu’da termik santral kurulması gündeme geldiğinde de yine “Halka rağmen olmaz” demiştim.
Çünkü hukuk düzen yıkıp düzen kurmaz. Kimse huzur olmayan yerde çalışmak istemez.
Karasu’da termik santral kurulmadı. Aynı şekilde teleferik konusunda da yargı yürütmeyi durdurdu. Dün de Ferizli OSB için yürütmenin durdurulduğu açıklandı.
Yatırımların engellenmesi noktasında “Vatandaş haklı yatırımcı art niyetlidir” demek değildir. Yatırımın yapılacağı yöredeki halk küçümsenmemeli. Bir yere yatırım yapacaksanız ilk olarak halkı ikna etmelisiniz. Yoksa “Biz işimizi tepeden hallederiz. Halk da kimmiş” derseniz hukuk öyle bir karar veriyor ki siz yukarıdakileri tanıdığınıza pişman oluyorsunuz.
Önümüzdeki süreçte Karasu’ya termik santral yapılır mı? Kırkpınar’a teleferik kurulur mu? Ferizli OSB yeniden başlar mı? Tüm bunların yanıtı halın ikna edilmesinden geçer. 
Halkı hafife alan hayatının hatasını yapmış olur.
Uyandırmış olayım.

Mizah da mı karantinada
Koronavirüs tarafından eve hapsedilen insanlar kendilerini mizaha vermiş durumda. Kimi “Korona bizi eve hapsetti, kendi fıldır fıldır dünyayı geziyor” derken kimi “Bu mart ayı kaç yıl sürdü” diye paylaşımlarda bulunuyor.
Sosyal medya üzerinden video paylaşanlarda kadınlar mutfaktaki hünerlerini sergilerken erkekler tuvalet kağıdı sektirerek marifetlerini ortaya koyuyor.
Art niyetle yapılan paylaşımlara mizah süsü verilmesini kast etmiyorum ama… İnsanları eve kapatsanız da akıllar özgürlüklerini koruyor. Ve insan istedikten sonra karantinada bile eğlenebiliyor.

İşin çözümü fedakarlıkta
Dolmuşlarda kişisel mesafeleri ayarlamak zor. Sefer sayıları azaltıldı ama yolcu sayıları da yarıya indirildi. Hal böyle olunca terminallerde “Şuraya kadar geleyim ne olacak” diyen müşteriler oluyor. “Bu kadar bekledik. Yarım saat daha mı bekleyelim” diye tepki gösterenler var. Sefer sayısı artırılmadığı sürece kapasite üstü yolcu almak ciddi suç.
Sefer sayısını artırsa kâr etme şansı hiç yok. 
Soğukta bekleyen vatandaş haklı. Aracına fazla yolcu almak istemeyen şoför haklı. Sefer sayısını artırsa zarar edecek.
Aslında hepimizin biraz daha fedakarca davranması ile iş çözülebilir ama matematiksel olarak Nasrettin Hoca’nın “Sen de haklısın”, atalarımızın ise “Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık” dediği yerdeyiz. 
Sorunun yukarıdan aşağıya UKOME aracılığı ile çözümü de mümkün ama can acıtıcı. Zira cezalar hiç de hafif değil. Hele de bu dönemde alınacak ceza iki kat hissedilir.
İdarecilik bu durumda ortaya çıkıyor. Durumu idare edecek olanlar kooperatif yöneticileri. Bu dönemin fedakarlık dönemi olduğunu bileceğiz ve buna göre davranacağız. Yoksa kavşakta karşılaşmış, kimin önce geçeceği belli olmayan araçlar gibi durup bekleriz. 

HECATİ: Eskiden "İçimden bir ses diyor ki" derdim. Şimdi içimde orkestra var... Üstelik şef de evden çalışıyor...

YORUM EKLE