Hangi tablo doğru?

                Koronavirüs salgını yüzünden, sekiz aydır evdeyim. Yedi ay boyunca, üç, beş, hadi bilemedin yedi defa dışarı çıktım. O zaman da, ya bir kahvaltı, ya da bir akşam yemeği süreliğine çıkıp, sonra tekrar eve döndüm. Evet, buna rağmen korona virüse yakalandım. Şuan atlatmış olsam da, tehlike devam ediyor. Bu yüzden ben, bu kış evdeyim.

         Maske takamıyorum zira ben. Maske taksam, beni sıkıyor, sıkmasa da, kasılmamdan ötürü, maske anında çene altıma düşüyor, çene altına düşen maske de, doğal olarak beni koronadan korumuyor. Bu yüzden ben, Sağlık Bakanımız sayın Fahrettin Koca’nın; “koronavirüs salgını sona ermiştir. Bütün maskeler çöpe gidebilir’’ diyeceği günü, dört gözle bekliyorum. 

                Sağlık Bakanımız, er ya da geç bir gün mutlaka, salgının sona erdiğini tüm ülkeye ilan edecek. Ama o güne kadar, evde kalmaya devam edeceğim. Sıkıldım mı? Evet, hem de çok ama çok sıkıldım. Sabrım, duygularım, hayata olan, sevincim, sevgim, hevesim yıpranıp, yara aldı mı?

Elbette çok yara aldı, az da olsa öfke patlamaları meydana geldi, ağrılar sızılar oldu, uykusuz geceler, bir türlü sabaha ermedi… Dışarı çıkmayı özledim, eşofmanımı çıkarıp, farklı bir şeyler giymeyi özledim. Öyle çok sıkıldım, böyle çok sıkıldım. Onu çok özledim, bunu çok özledim. Ama ben bu korona sürecini evde geçirdim ve görünen o ki; bir altı ay, yedi ay daha, bu şekilde yaşayacağım…

                Bu sıkıcı süreçte, beni oyalayan, eğlendiren ve bana zevk veren şeyler ise; ülkenin gündemini izlemek, siyasi olayları takip etmek ve sansürsüz bir şekilde yazı yazmak oldu. Ama gündemi ve siyasi olayları izliyor iken de, asla tek taraflı beslemedim kendimi. A Haber’den, Halk tv’ye kadar her bir televizyon kanalını izliyor, Yenişafak Gazetesi’nden, Sözcü Gazetesi’ne kadar her bir gazeteyi okuyorum ben.

Evet, bu şekilde yaşamak, bu şekilde evde kalmak çok büyük zevk veriyor olsa da, zaman zaman kafam da karışmıyor değil hani. Mesela bir taraf; Türkiye’nin yeni bir doğuş süreci, yeni bir uyanış dönemi yaşadığını ve pandemide, en iyi ülkelerden biri olduğumuzu söylüyor ki; ben de bu teze inanıyorum, bir taraf ise; Türkiye’nin berbat bir ülke olduğunu, kapısında iki araba olan milletin, yiyecek bir lokma ekmek bulamadığını ve ülkenin her konuda kötü yönetildiğini söylüyor.

   

         Bir taraf; bugünkü Türkiye’nin, adaletsiz bir ülke olduğunu, bir takım insanların, haksız hukuksuz bir şekilde ceza aldığını söylüyor iken, bir taraf ta; adaletin ülkeye yeni geldiğini, haklı olanın sesi, yeni yeni duyulduğunu ve hak, hukuk ve adalet ile daha yeni tanıştığını anlatıyor.

Ancak bütün bunları, akıl ve mantık ile değil, her insan duygu ve his ile konuşuyor. Mesela, bugünkü Türkiye’yi eleştirenlerin çoğu, yapılan işleri değil, bu işleri yapanlarının, Kur’an’ı Kerim’e sığınmasını, tüm İslam coğrafyası için koşmasını ve ‘’Allah’’ demesini eleştiriyor. Ya da muhalefete kızan çoğu insan, muhalefetin her sözüne, hainlik olarak bakıyor. Muhalefet ne derse, düşmanca algılıyor. Hal böyle olunca, gerçek tablo ortaya çıkmıyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf
Yusuf - 2 ay Önce

Ömer bey, yüreği güzel insan MaşAllah duygu ve düşüncelerinizde güzel. İnsanımızın değer yargıları ideolojiktir dolayısıyla objektif bir yaklaşım da çıkmaz. Allah sana bana ve kısaca hepimize sabır versin inşAllah bu sıkıntılı süreci hep birlikte atlatacağız inşAllah...

Metin Dayanç
Metin Dayanç - 2 ay Önce

Evet Ülkemiz zor zamanlardan geçiyor hatta ülkemiz değil dünya zor zamanlardan geçiyor. Herşey için sabretmemiz gerekiyor. İnşaAllah güzel günler bizi bekliyor. Onu bunu eleştirmek yerine ailemiz, mahallemiz,ilçemiz,ilimiz,ülkemiz için iyi şeyler yapmak için şavaşmamız gerekiyor. Düşüncelerin çok güzel teşekkür ediyor saygılar sunuyorum kardeşim.

Necdet
Necdet - 2 ay Önce

Elinize sağlık. Çok iyi ifade etmişsiniz. Saygılarımla...