Harcanan öğrenciler ve öğrencilik yılları

Birçok öğrencinin hangi yöne yöneleceğini bilmediği için ya da yanlış tercihler yaptığı için öğrencilik yılları boş geçmekte. Her hangi bir alana yönelip çalışan başarılı öğrencilerinde;

En iyi problem çözeni doktor oluyor, belki çok iyi bir sporcu ya da sanatçı olabilecekken, insanları sevip sevemeyeceğini bile bilemezken.

En iyi ezber yapabilen hukukçu, belki içinde hiç adalet duygusu yokken geleceğini kurtaracak şeyin o olduğuna inandığı için.

En iyi matematik bilen mühendis, peki bu mühendis hak yemekten korkar mı? Bilemiyoruz ama güveniyoruz.

Merhametli olan birçok öğrenci harcanmaya devam ediyor. Matematik bilmedikleri için doktor, mühendis, hukukçu olamayan.

Bu sebeple paran kadar sağlık, adamına göre adalet, ilk depremde çöken binalar.

Yukarıdaki fikirler bana ait olmayan, herkesin görmesini ve farkında olmasını istediğim şeyler. Merhametli insanlarla bir noktaya ulaşmamız gerek. Öğrencilerin öğrenmesi gereken tek önemli ders matematik değil, sosyal aktivitelerinin çok önde olduğu ve neyi neden öğrenmek istediğiyle yola çıkmalı bir öğrenci.

Devletin en çok eleştireceğimiz konusudur eğitim sistemi. Belki devletten çok aileye iş düşüyor bu konuda, çocuklarınızı topluma sokun, her işlerini kendileri yapmayı öğrenmeliler. Çocukların ve öğrencilerin, en temelinde bunu sağlamaz ve en ihtiyaçları oldukları dönemde yanlarında olmazsak. Hayatları boyunca nereye gideceklerini göremeden ilerleyecekler.

Aldığım en güzel eğitim katıldığım doğa yürüyüşlerinde mesela, tüm stresleri bir köşede bırakıp yüzün üzerinde insanla bir hareket ederek tüm doğayı keşfetmek, yeni kişiler tanımak, yapay ve basit olan her şeyden uzakta birlikte mücadele etmek. Yani toplumda yer edinmek, kendinin farkına varmak.

Öğrencilik yıllarımda hep çalıştım ama amaç aslında para kazanmaktan çok bir yön arayışıydı. Meğer kendi geleceğimdeki işlerin stajıymış diyorum bu yıllarda çünkü o yıllarda kimlerle tanıştıysam şimdi iş hayatımda anlıyorum onların hayatlarını.

Tüm öğrencilerin okudukları bölümden çok daha önemli olan merhamet duygularının ön planda olduğu sosyal bir yaşam içerisinde vakit geçirmeleri gerekiyor. O zaman daha değerli geçecek yıllar ve geriye bakıldığında, bir eğitim sistemi yüzünden boşa geçen yıllar değil, hangi bölüm olursa olsun en dolu ve en başarılı yıllar, dostluklar, güzel duygular kalacaktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erkan ŞAHİN
Erkan ŞAHİN - 5 ay Önce

Yazar bu makalesinde, Türkiye'deki eğitim sistemini kendi yaşantısından yola çıkarak zülf-i yâre dokunmadan tenkit ediyor. İçerisinde son derece önemli tespitlerin bulunduğu bu yazı, üzülerek belirtmek istiyorum ki Türkiye standartları düşünüldüğünde biraz nahif kalıyor. Bu nahiflik hiç şüphesiz yazarın ince ruhundan kaynaklanıyor. Fakat gerçekler biraz daha acı ve biraz daha acımasız. Bu eksikliği nâçizâne gidermek isterim. Hani meşhur bir söz var ya: "Türkiye'deki eğitim siteminde iki şey eksik. 1) Eğitim, 2) Sistem" diye. Ben bu görüşe harfiyen katılıyorum. Ne yazık ki Türkiye'deki her yurttaş bir kaosun içinde hayata merhaba diyor. Bu kaos ortamı, çocuğun ruhsal kimlik kazanmaya başladığı dönemlerde yani ağırlıklı olarak okul çağlarında muammaya dönüşüyor. Evde aileden, okulda öğretmenden görülen baskı neticesinde öğrenciler ya ele avuca sığmaz bir yapıya bürünüyorlar ya da içe kapanık, sosyal yaşamdan kopuk bir hayatı benimsiyorlar. Toplum yapısı, arkadaş çevresi gibi daha birçok faktör buna eklenince bu günün iki arada bir derede gençleri, yarının kararsız bireylerine dönüşüyor. Bu karamsar tablo silsile şeklinde gelecek kuşaklara aktarılıyor. Derslerden ve okuldan memnun olmayan çocuklar, işinden memnun olmayan bireylere dönüşüyor. Hâl böyle olunca mutsuz bir toplum yapısı inşâ edilmiş oluyor ve bu daha büyük sorun karşısında "eğitim" devede kulak kalıyor.