Harekat başlayınca barış çığlığı atmak nedir

Türkiye Cumhuriyeti artık kendi içindeki terör unsurlarını bir kenara bıraktı ve topyekun bir harekata başladı. Bu harekatın haklılığını tüm dünya kabul etti bir tek bizdeki aklı evveller durumdan vazife çıkarmaya başladı.

Kardeşiniz bir kavgaya kalkışsa, haksız bile olsa onun yanında yer alırsınız. Kardeşinize kavganın sonunda haksızlığını söylersiniz. Hani “Etini yerim kemiğini başkasına vermem” derler ya. O hesap işte.

Peki harekatta görevli olanlar sizin kardeşiniz değil mi? Kardeşiniz canı cebinde, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışını benimsemişken sizin ona destek olmanız gerekmez mi?

Yoksa harekatı düzenlediğimiz terör unsurları arasında sizin “kardeşim” dediklerini mi var?

Bir de standart “Analar ağlamasın” söyleminiz var. Ağlayan bizim anamızken sesiniz çıkmıyor ama sıra size gelince edebiyat parçalıyorsunuz.

Bizim köyde bir tabir vardır, “Yaprağını yerken kıtır kıtır, sapına gelince me” derler. Şehit olan bizden olunca sesiniz çıkmıyor, harekat başlayınca “Analar ağlamasın…”

Elbette analar ağlamasın da kimsenin anası ağlamasın.

Sen vur vur sonra gel bana anlat…

“Ya he he” derler ya. O kadar etkisi var.

Bir de Kıbrıs Cumhurbaşkanı kalkmış harekata destek vermediğini ifade eden bir açıklama yapmış. “Orada akan kan, su değil” diyor. Varlığını bizim zamanında akıttığımız kana borçlu olduğunu unutarak.

Eğer Kıbrıs Barış Harekatı zamanında senin gibi düşünenler hakim olsaydı bir Rum’a “Baba” diyecektin en iyi ihtimalle. Hiç bunu düşündün mü?

Halen seni Kahraman Türk Askeri koruyor. Türk Askeri orada olmasa açıklama yaptığın ortamı bulabilir miydin sanıyorsun?

Hani demiş ya ağaç, “Beni kesen baltaya kızmıyorum da sapı akrabam olmasa” diye…

Güzel kardeşim, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” cümlesinin yaşayan örneğisin. Türk varlığı senin varlığının ana sebebi.

Dost düşman herkes Türkiye’nin haklılığını teslim ederken sen nasıl çıkıp böyle bir açıklama yapabilirsin ki?

“Ya hayır söyle ya sus” derler. Senin bu söylediğin susmaktan daha mı hayırlı? Sen “Yapmayın” diyince Türkiye’nin duracağını mı düşünüyorsun gerçekten?

Sözünün ciddiye alınmayacağını bile bile bu açıklamayı yapman ne işe yaradı ki?

Sen bizi satıp sırf AB’ye girme hayali ile “yes be annem” derken biz seni ikaz etmedik mi?

Türkiye olmazsa seni dakikalar içinde olduğun yere gömeceklerini anlaman için daha ne olması lazım?

Sen ölme diye, bu açıklamana rağmen Türkiye sana bir yaptırımda bulunmuyor.

Anladığım kadarıyla sen Kıbrıs’ın kumarhanelerinde hep kazananları örnek alıyorsun. Ama unutma kasa hep kazanır.

Isınan hep maşadır. El yanmaz hiçbir zaman. Sen kimin maşası olduğunu düşün. Seni tutan el azıcık ısındığında seni ateşin içinde bırakmaktan tereddüt edecek mi sanıyorsun?

Tarih okumamış olabilirsin. Ama en azından anneni babanı bir dinle.

Bize hayırlı bir temsilci olmayı hedeflemiyorsan kendi ana babana hayırlı bir evlat olmayı dene…

Ve sana bir nasihat: Ordu sefere kalktığında vatandaşa dua etmek düşer. Ordu düşerse vatan da düşer…

Kürt başka terörist başka

Harekatın başlamasından itibaren ortaya çıkan birlik tablosunu bozmak için her türlü nifak tohumu atılmaya devam ediyor. Doğrudan doğruya “Biz harekata karşıyız” diyemeyenler ülke içindekileri ayrıştırmaya çalışıyor.

“Harekat” yerine kasıtlı olarak “Operasyon” kelimesi kullanmaya çalışıyor. Aynı anlama gelse de bazı kelimeler daha derin manalar içerir. Orada bile algı yapmaya çalışıyorlar. Satır aralarında da harekatın asıl hedefinin Kürtler olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Oysa bir süreden beri Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde huzur var. Oradaki insanlarımıza saldırı düzenlenmiyor. Teröristler kaçacak yer arıyor. Dağlarda inlerine çekilmiş durumdalar.

Ben Kürt kökenli değilim. Kürt kökenli kardeşimle hiçbir problemim de yok. Olmadı da. O da bu vatanda rahat yaşamak için gayret ediyor. O da senin evinde rahat oturduğun gibi arkasına yaslanmak hakkına sahip. O da bu vatanın evladı. Onun evladı da askerlik yapıyor. O da senle benle aynı şartlarda ve aynı haklarda yaşıyor.

Memlekette hiçbir zaman Kürt sorunu olmadı. O bölgede yaşayan insanların yaşam şartlarının iyileştirilmesi gerekir mi gerekir. O bölgeye daha iyi yatırımlar yapılmalı mı? Yapılmalı.

Yüzyıllardan bu yana unutulmuş olan o bölgenin geliştirilmesi gerekir mi? Gerekir.

Peki bunlar için önce me gerekir?

Güvenlik.

Fabrika yapsan adam işine rahat rahat gidemeyecek, kafe açsan bir çay içemeyecek.

O zaman önceliği doğru tespit etmek ve bu ülkeyi sevmek öncelik olmalı.

Kürtlerin bu ülkeyi sevmediğini söyleyip nifak tohumu ekmek isteyenler kendi dümeninin peşindedir. Açıkça söyleyeyim…

YORUM EKLE

banner7

banner6