Hava puslu ise…

                Hava sisli ise, insan gözünü dört açmak zorunda… Hava rüzgarlı ise, yelken rüzgara göre tavır almak zorunda… Ve hava ne kadar puslu ise, dualar da, o kadar güçlü olmak zorunda…

Kabul, memleket “Türkiye” olunca, çile bizim için kaderdir. Acı çekmek, haklı olduğumuzu tüm dünya biliyor olsa da, haklı olduğumuzu kanıtlamak için, sayısız şehit vermek ve silah soğukluğunu, her zaman ensemizde hissetmek, bizim için bir kaderdir. Çünkü, dünya üstünde, sadece bir tane Türkiye var. Çünkü, tüm dünyanın gönlünde, büyük Türkiye sevdası yatıyor. Çünkü, en güzel ülkelerinden biri değil, dünyanın en güzel ülkesi Türkiye. Güzellik ve coğrafya konum açısından, hiç bir rakibi yok Türkiye’nin.

Ben çocuk iken, gerek haber bültenlerinde, gerek etrafımda büyüklerimden, dünyanın Türkiye’yi sevmediği, hiç bir şekilde kale alınmadığı yönünde, sayısız yorum duyardım.

Hatta Türkiye’li insanlar dahi, Avrupa’yı ve Batı’yı öve öve bitiremiyor iken, kendi ülkelerine geldiği vakit ise; “burası Türkiye oğluuumm! Avrupa kim, biz kim?” diyerek, kendi ülkelerini küçük gören, binlerce tepki görürdüm. Ee haliyle, çocuk aklımla, Türkiye’nin çok kötü bir ülke olduğunu, çok aciz kaldığını düşünürdüm.

Lakin, akıp giden yıllar ile birlikte anladım ki; Dünya Türkiye’den nefret etmiyor, tam aksine, bütün dünya, Türkiye’ye ateşli bir aşk besliyormuş. Anladım ki; Türkiye aciz bir ülke değil, aksine, dünyanın odak noktası, başlı başına Türkiyeymiş. Ve anladım ki; dünya üstünde olan, bütün ülkelerin ortak hedefi, Türkiye’yi tamamen ele geçirmekmiş.

Hedef bu. Çaba bu ve arzu bu. Kabul, Türkiye’yi tamamen ele geçirmek, Allah’ın izni ile, hiç bir zaman ve hiç bir şekilde gerçek olmayacak. Ama son zamanlarda, küçücük odamın, tek kanatlı penceresinden izlediğim Türkiye’de, puslu bir hava görüyorum. Bugün, her insanın ağzında siyaset olsa da, bugün ülkede yaşanan her şey, siyaset üstü aslında.

Her ne kadar doğru olmasa, amacı; “gündem değiştirmek’’ olsa da, son zamanlarda muhalefet cephesinden gelen, suikast haberleri ya da ‘’telefonum dinleniyor’’ söylemleri, hatta eski Ak Parti Sakarya Milletvekili, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Sayın Ayhan Sefer Üstün’ün, evine yapılan silahlı saldırı asla gülüp geçecek detaylar değil.

Kafanızda, bir muhalif isime, gerçekten bir suikast yapıldığını, gerçekten tehdit edildiğini ve bir muhalif ismin, tırnağına zarar geldiğini bir düşünün. Tavan yapmış öfke, gerginlik ve kutuplaşma, o tavanı delip, arşa yükselmez mi? Siyah, beyazdan rol çalıp, mazluma hükümdar olmak için çaba sarf etmez mi?

Bu yüzden ben, bu suikast ve tehdit haberlerini, yeni kaos planının ilk hamleleri olarak görüyor ve bu yazıya, attığım bir twit ile, nokta koyuyorum.

“Şu dakikadan itibaren, Sayın İBB Başkanı, Sayın ana muhalefet lideri, devlet gücü ile korunmalı!!! Oyun içinde oyun var zira... Oyunun adı, ''mağdur'' olsa da, oyunun özünde, şeytanı melek yapıp, beyazı, siyah önünde köle yapma amacı var. Zaman çok zor... Kalbini dua ile yor...’’

YORUM EKLE
YORUMLAR
Servet saygın
Servet saygın - 1 ay Önce

Evet Çok doğru bir tespit tebrik ediyorum yüreğine saglık