Hayalden, Dünyaya…

            Dedim ya; bir kabusun içinde yaşıyoruz adeta. Evet, çok şükür ki; yavaş yavaş bitiyor, bizi eve hapis eden koronavirüs, yavaş yavaş ülkemizi terk ediyor. Koronavirüs başladığı ilk günden beri, “değişim başlıyor” dedik… “Hiç bir şey, eskisi gibi olmayacak” dedik… “dünyaya format atılıyor’’ dedik… “Son zamanlarda, çok fazla azmış idik, çok fazla azdığımız için de, Allah c.c. koronavirüs gibi, büyük bir ceza gönderdi” dedik… “Göremediğimiz için, Allah’tan korkmayan, Allah’ın ne dediğini anlamak istemeyen, Allah’ın istediği gibi yaşamayı şiddet ile ret edip, Allah’a karşı aykırı yaşamayı, dünyanın en büyük özgürlüğü zanneden bizler, görünmeyen küçücük bir virüsün, emir eri olduk” dedik… Dedik, dedik, dedik…

            Evet, koronavirüs, ülkemizden gitti, gidiyor ya da eninde sonunda bu virüs, bir gün mutlaka, ölüp gidecek ve başladığı ilk günden beri dediğimi, bugün yine diyorum, virüsün geçtiği o gün, ne dünya, eski dünya olacak, nede Türkiye. Bu, net ve kesin bir şey. Peki ya insanlık? Dünyanın, tepeden tırnağa kadar değiştiği bir zamanın içinde, biz insanlar, gerçekten de, tepeden tırnağa kadar değişecek miyiz? “Neden, ne hata yaptık ta, yüce Allah bizi, koronavirüs ile imtihan etti?” gibi bir soru, sorduk mu hiç? Bu virüsün ilk günlerinde, ego ve kibir sıfırlanmış, her insan, can korkusu ile kendi kabuğuna çekilmiş ve bu süreç içinde, Allah’ı daha çok anan olmuştu.

            Peki ya şimdi? Virüs yavaş yavaş geçmeye başlayınca, insanlar da, yavaş yavaş eski hale dönüyor. Çaresiz kaldığımız vakit, yaradana sığınıp, deli gibi dua etmiş olsak da, virüsün geçmeye yüz tuttuğu bugünlerde, insan kendini, bir halt zannetmeye başladı yine. Çünkü samimi değildik. Çaresiz olduğumuz için, sığınacak, güvenli bir liman arıyor ve o güvenli limanın da, yüce Allah olduğunu, hepimiz iyi biliyorduk. Şimdi ise, hayat normale döndükçe, insanlar değişmeye başladı yine.

            Oysa ben, huzur, mutluluk, neşe, sevgi ve saygı dolu, bir dünya hayali kuruyorum gönlümce. Evet şuan, bir hayal dünyasının içindeyim yine. Huzurlu bir sokakta, yürüyorum ellerim cebimde. Ağaçlarda kuş cıvıltıları, parklardaki çocuk sesleri okşuyor yüreğimi. Engel yok bu ortamda. hastalık yok, sağlık çok. Dert yok, umut çok, sevinç çok, tebessüm çok. Ezan da çok, ezandan nefret eden de yok. Yürüyorum tatlı bir huzur ve hoş bir neşe içinde. Yürüyorum yüce rabbime bin şükür ve bin dua ede ede ve yürüyorum öyle avare avare. Daha sonra, ileride olan banka oturup, sözlerimi “keşke…” diyerek bitiriyorum.

            Keşke, gerçek dünyada da, kötü insan olmasa. Keşke, gerçek dünyada, isyan eden, ülkeye öfke eken ve bizi bölmek çalışanlar olmasa. Evet, “keşke...” diyorum; çünkü bunların, hayal ürünü olduğunu biliyorum….

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa dadak
Mustafa dadak - 6 ay Önce

Güzel yazı tebrikler

Zafer yıldırım
Zafer yıldırım - 6 ay Önce

Kalemine, gönlüne sağlık.

Aydın yurdakul
Aydın yurdakul - 6 ay Önce

Eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş..
Başarılarının devamını dilerim...

Yılmaz kaya
Yılmaz kaya - 6 ay Önce

Kardeşim yazın çok güzel fakat son mısrada yazım hatası yapmışsın