Hayat şehrinden

Evet bu yazıyı, hayat şehrinden yazıyorum. Sayısız insan, sayısız duygu. Sayısız iyilik, sayısız kötülük, pislik haram, güzellik, sayısız yaşanmışlık olan, hayat şehrinden yazıyorum bu yazıyı…
Hayat şehrinin, tam ortasında oturuyorum kendi kendime… İki metre sağımda mutluluk var, iki metre solumda ise hüzün. İki adım önümde, huzur veren masum bir sevda duruyor, hemen arkasında da, hiç bir zaman silemediğim çaresizlik. Arkamda, sabır ve Allah’ın sonsuz yardımı nöbet tutuyor, köşe başında ise, öfke pusuda bekliyor. Alt sokakta, hayata dair kafa yoran insanlar var, üst sokakta, hayatı hiçe sayıp, çılgınlar gibi, oyun oynayan çocuklar… Ben ömrümü, hayat şehrinin tam merkezinde tüketiyorum. Etrafımdan, bin türlü insan gelip geçiyor, düşünceler, istekler, ve hiç bir zaman set çekemediğim duygular, volta atıyor bedenimin her bir zerresinde.
Hiç bir şekilde bilemiyor insan, zamanın nasıl hayat inşa edeceğini. Gelecek günler, gerçekten de gelecek mi, gelecekse eğer, gelirken, ne getirecek bize. Buram buram hayat ve aşk kokan gül mü getirecek, değdiği her noktayı  kanatan diken mi, yoksa, her şeye rağmen, cesaret etmeyi, inatla sevmeyi ve can yaksa da, hissedip koklamanın, nimet ve büyük bir değer olduğunu öğreten, dikenli gül mü getirecek?
Akıllarda, tırım tırım cevap arayan sorular, yüreklerde ise, yaşanan, yaşanmayan duygular ile, son nefese doğru yol alıyoruz işte. Son nefes kapıyı çalmadan, hiç bir zaman hiç bir şeyi bırakamıyor insan. Hayat şehrinde, bin türlü insan görüyor, bin türlü olaya şahit oluyoruz. Yüreğe bin türlü duygu, akıla bin türlü soru düşüyor ve bazen dibin, en dibine batıp, bazen bir tepenin, en uç noktasına çıkıp, dünyayı pembe bulutların arasından izliyoruz.
Zaman zaman, kuş bakışı izlemek istiyorum hayat şehrini. Kimin, hangi sebep ile, ne yaşadığını görmek, yaşananların derinliğine inmek, özünü incelemek, iyi noktaları bir tarafa, kötü noktaları bir tarafa ayırıp, iyi noktaların, ne sebep ile iyi, kötü noktaların da, ne sebep ile kötü olduğunu anlamak istiyorum. Zira, hiç bir şey sebepsiz, hiç bir şey boş yere yaşanmıyor bu dünyada. Bir olay ile gülüyor, bir olay ile ağlıyoruz. Hayat şehrinin, bir sokağındaki bir insan, öfkeye boğuyor bizi mesela. Bazen tek bir söz parçası, bahar koyuyor kışı yaşayan yüreğe.
Kim bilir, belki de gezmek lazım hayat şehrinin her noktasında. Her sokağına girmek, her duygusuna dokunmak, her taşın altına bakmak ve bu şehirde yaşayan her yüreğe, bir selam vermek lazım. Hayat şehirliyiz çünkü. Her yerini bilmek, her yerini delice hissedip, delice yaşamak lazım.
    

YORUM EKLE

banner22

banner21