Hayırlı iş yapanlar alkışlanır

​Malum, siyasette vefa yoktur. Herkes kendini düşünür, kendine engel gördüklerini acımasız bir şekilde diskalifiye eder, bu konuda acımasız davranır. Yalana dolana başvurarak, muhataplarını gözden düşürmeye çalışır. Bir an bile geçmişteki beraberlikler hatırlanmaz olur.

​Bu hal sadece bugün için geçerli değildir. Geçmişteki siyasi kırılganlıklar hatırlanırsa da, sözümüz teyit edilmiş olur. Her parti içinde siyasi çekişmeler vardır. Köşe kapmak için, maalesef yılların dostlukları unutulur. Selam dahi, birbirlerinden esirgenir. İhtilaflar düşmanlığa dönüşür. Yalan, iftira kol gezmeye başlar. En önemli zamanda dahi, siyasi hırs hafiflemez, tam aksi ziyadeleşir. Zira herkes minderden galip çıkmak için oyun içinde oyun oynar. 

​Nitekim Atatürk ile Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü, Celal Bayar, Kazım Karabekir arasında uzlaşmadıkları mevzular olmuş ve birbirlerine karşı güç gösterisine girişmişlerdir. Gücü olan diğerini elimine ettiği gibi, 1950’den itibaren de iktidar nimetinden mahrum kalan İnönü ile Adnan Menderes ve Celal Bayar arasındaki itişmeler 1960 darbesine sebebiyet vermiştir. Zararı da bütün millete olmuştur.

​Keza Süleyman Demirel ile Ecevit arasında vuku bulan ihtilaflar 1980 darbesine yol açmıştır. Süleyman Demirel ile Erbakan arasındaki sürtüşmeler 28 Şubat 1997 post modern darbesine sebebiyet vermiştir. Diğer taraftan partiler içi ihtilaflar, partilerde bölünmelere yol açmıştır. CHP içinden SODEP, Halkçı Parti, DSP ayrışmaları gerçekleşmiştir. Milli Görüş içindeki tartışmaların da Milli Görüşe zarar verdiği ve maalesef Ak Partinin de böylece ortaya çıktığı bilinmektedir. Partiler içerisindeki her münakaşa, münazara, ayrışmalara, anlaşmazlıklara sebep olmuştur.

​Bu durumların ortaya çıkmasına, parti liderlerinin aymaz davranışları maalesef neden olmuştur. İlla ben anlayışı sıkıntıların doğmasına sebebiyet vermiştir. Görülüyor ki ayrışmaların en büyük müsebbibi, genel başkanlar ve onların etrafındaki nadan kişilerdir. Sonuçta, zararı idealistler görmüştür. Onların kırılmasına, kenara çekilmesine sebebiyet verilince, yalakaların önü açılmış ama siyasi iktidar bozulmuş, düşmanlıklar ziyadeleşmiştir. Siyasilerin sözünün değeri kalmamıştır. Çünkü genel başkandan tutun, en alt birimlere kadar can sıkıcı bir hava intikal etmiş, siyasi taassup her şeye hâkim olmaya başlamıştır. Ayrıca siyasi ihtiraslar frenlenmez, her şey genel başkana havale edilirse karmaşa kendiliğinden oluşur. Parti genel başkanları tenkit edilemez olur ve onlar tabu haline getirilir.

​Aklıselim olanlar da, bu dayanılmaz siyasi kaostan dolayı, birbiri ardı sıra partilerinden kopmaya başlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Görüş partilerinden koptuğu gibi. Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan’ın kopuş noktasına geldikleri gibi. Bu neviden kopmalar partileri zayıflatmıştır. Meydana gelen her siyasi ihtilafın altında, siyasi menfaat yatmaktadır.

​Gelinen bu durumdan kurtulmak gerekir. Devamlı ihtilaf üreten siyasetten uzak durmak aklın gereğidir. Aksi halde ayrışmalar daha da devam edecektir. Şunu akıldan çıkarmamak gerekir ki, gerek iktidarların ve gerekse muhalefetteki partilerin millete hayrı olan her icraatları, siyasi parti farkı gözetmeksizin selamlanmalıdır. Zira hayırlı iş yapanlar alkışlanır. Aksi halde, ‘ben’ ‘ben’ düşüncesi milletin tamamını yorar. Ayrışmaların devam etmemesi için yapılması gerekenlere gelince:

1- Partiler ihtilaf üretme siyasetinden uzak durmalıdır. Ötekileştirici siyasetten vazgeçilmeli, bütünleştirici bir ortam oluşturulmalıdır.

2- Genel başkanların tabu haline getirilmemesi, zamanı gelince değiştirilmesi daima göz önünde bulundurulmalıdır.

3- Yapıcı siyaset için art düşüncelerden herkes sıyrılmalı, faydalı işler yapan siyasilere sahip çıkılmalıdır.

4- Milletini ve memleketini düşünen samimi insanlar aranıp, bulunmalı ve onların siyasete girmeleri sağlanmalıdır.

5- Siyasi taassuptan herkes arınmalı, daima memleket menfaati gözetilmelidir.

6- Siyaset sahnesinde çok konuşanlar değil, az konuşup, hayırlı iş yapanlar kucaklanmalıdır.

7- Liderlere kayıtsız şartsız teslimiyet anlayışı mutlaka terk edilmelidir. Zira insanlar fanidir, analar nice yiğitler doğurmuş ve doğurmaktadır. Onun için hiç kimse feda edilemez değildir.  ​

8- Siyaset yapanlar uyanık ve birikimli olmalı, ilimden, tahsilden eksik olanlara emanet asla tevdi edilmemelidir.

9- Siyasette demokratik esaslar göz önünde bulundurulmalı, değişmezlikten uzak durulmalıdır.

10- Siyaseti milli ve manevi bağları kuvvetli olanlarla yapmalı, küresel bağlantısı olanlardan uzak durulmalıdır.                 

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 28.09.2020

YORUM EKLE