Hecati yazıyor: Param yok ama ev istiyorum

Tarihi çağlardan bu yana insanların ev ihtiyacı vardır. Genel olarak ihtiyaçlar sıralanırken, güvenlik, yeme, içme, barınma diye gider. Bizde ise sıralama tersinedir. Güvenlikli ya da güvenli olmasa da bir barınacak yer (başımızı sokacak ev), içme, yeme ve gerekirse güvenlik…

Karasu’da inşaat sektöründe çalışanlarla sohbet ediyoruz birkaç gündür. “Adamların parası yok, kredi çekiyor, yetmiyor borç alıyor, ev almaya gayret ediyor. Biz de anlamadık” diyorlar.

Kardeş ev aldığın için evin belli bir miktarı kazar sana kredi çıkıyor. Bu para senin değil ha. Senin borcun. Bir de üstüne borç alıyorsun. Ev senin değil ki. Borç aldığın kişinin. Hatta kişilerin. Büyük bir kısmı bankanın. Diğer kısmı borç aldığın kişilerin.

Soranlara “evim var” diyebilmek midir amaç yoksa kiradan kurtulmak mıdır bilmiyorum. Ama Karasu’da ev alanlar genelde kiradan kurtulmayı amaçlamıyor. Alınan evlerin çoğu yazlık statüsünde. Yazın binlerce kişinin tatil için geldiği Karasu’da kışın evler boş kalıyor. Haliyle “Yazın biz kalırız, kışın da kiraya veririz” mantığı çok geçerli değil. Üniversite öğrencileri yurt ya da pansiyonda kalıyor. Kalmasa ne olacak? Kaç öğrenci doldurabilir ki sahildeki evleri.

Ama enteresan yani. Herkes bir şekilde ev almak için gayret ediyor. İşin enteresanı pandemi döneminde inşaatlar durdu. Çekler ve vadesi gelen borçlar işlemeye devam ettiği için müteahhitler yeni inşaata başlayamadığı gibi ellerindeki evleri de maliyetine hatta zaman zaman maliyetin altına satmak zorunda kaldı. Hal böyle olunca da piyasada “ev yok müşteri çok” durumu ortaya çıktı.

Parası olanlar ev alsa gam yemeyeceğim de sadece faiz oranları düşük diye ev alanların doğru yolda ilerlediğini düşünmüyorum.

“Allah yardımcıları olsun” demekten başka bir şey de gelmiyor elimizden.

Denize gidiyorum ben hadi eyvallah

Karasu Hıfzısıhha Kurulu çok akıllıca bir şey yaptı. İlçenin cazibesini artırmak için de krizi fırsata çevirdi. Bugün ve yarın sokağa çıkma kısıtlaması var. Ama Karasu Hıfzısıhha Kurulu denize gidenleri bu kısıtlamanın dışında tuttu. Deniz kenarında sınav olmayacağına göre kısıtlamaya da gerek yok. Çok mantıklı.

Bu arada hafta sonu eve kapanmak istemeyenler için de Karasu bir alternatif olmuş oldu.

Önünüzde iki seçenek kaldı: Ya eve kapanıp bunalmak ya da Karasu’ya gidip kumun tadını çıkarmak.

Krizi fırsata çevirme konusunda akıllı adım atan Karasu Hıfzısıhha Kurulu’nu ve elbette Karasu Kaymakamı Aziz Mercan’ı ayrıca tebrik etmek gerek.

Ha bu arada… Benim tercihim denizden yana. Sizinkini bilemem…

Başarılar çocuklar

Bizim zamanımızda ÖSS-ÖYS vardı. Önce tercih yapıp sonra sınava giriyordun. Yani önce ateş ediyordun sonra nişan alıyordun. Şimdi sınava giriyorsun, puanının neye yettiğini biliyorsun. İnternetten açıklanmalar başlamamıştı. Onun için sınav sonuç gazetesi alıyordun ya da postacının yolunu bekliyordun. Sınav sonuç gazetesinde ÖSM numaran varsa karşısında kazandığın okulun kodu oluyordu. Kodu yanlış okursan başka okulu kazandığını düşünüyordun falan.

Hey gidi hey.

İhtiyarlamışız resmen.

Pandemi, sokağa çıkma yasağı, okulların kapanması, özel derslerin iptali falan…

Zor bir hazırlanma dönemi oldu çocuklar için. Ama herkes için öyle oldu. Bu şekilde özel okula giden ile köyden hazırlananın şartları birbirine yaklaştı.

Onun için ben “Her şerde bir hayır vardır” diye düşünenlerdenim.

Anneleri tarafından okunmuş su ve okunmuş pirinç ile uğurlanan varsa aranızda içinden şu duayı etsin:

Allah’ım

Bildiklerimi yaptır

Bilmediklerimi attır

Attıklarımı tuttur

Amin!

HECATİ: Kargo bekler gibi bekliyoruz pandeminin bitmesini…

YORUM EKLE