Hecati yazıyor: Rakam değil onlar insan insan

Yazımın başında başta şehit anaları olmak üzere cenneti ayağının altında saklayan annelerimize selam ediyorum.

Evde kalmamız yönünde yapılan duygusal reklamlara ramazan ayının buğulu reklamları eklenmişti. Anneler günü temalı romantik reklamlar da bu hafta geride kalıyor. Sıkın az dişinizi. Şu bayramda camdan bakan yaşlı çift reklamları da bitti mi eğlenceli yaz reklamları başlayacak.

Korona demişken (ki zaten son üç aydır korona dışında bir şey diyememişken)…

Bu virüsle alakalı konuların siyasete alet edilmesi gerçekten enteresan.

Ölenlere ve virüse yakalananlara sayısal veri olarak bakılması aslında bizi insanlıktan da uzaklaştırıyor.

Kimse ölenlerin ya da virüse yakalananların hikayesi ile ilgilenmiyor. Tek ilgilendiğimiz sayılar. İnsanları tane ile sayıyoruz. Moralimizi de moralsizliğimizi de buna göre değerlendiriyoruz.

Düşünsenize bir yaşam sona eriyor. Sevdikleri, sevenleri…

Bizim gözümüz sayılarda.

Sadece ölü sayılarında da değil üstelik. Dolara da bakıyoruz o arada, çeyrek altın bedelini ifade eden sayılara da.

65 yaş ve 20 yaş derken de sayılarda gözümüz.

Kredi miktarları da sayılardan oluşuyor. Ödemeye hazırlandığımız faturalar da…

Kimi “Yaşasın ölü sayısı düşüyor” derken, kimi “Bakın dolardaki sayılar yükseliyor” diye bakıyor. Okuldaki sayısalcılar bile bu kadar sayılarla ilgilenmiyor.

Aynı sayılara bakışımız bile enteresan. Kimi dünkü ölü sayısı ile bugünkü ölü sayısını karşılaştırıyor. Kimi toplam ölü sayısını veriyor.

Dil de enteresan. Kimi “vefat” diyor kimi “ölü.”

Şu durumda bile ayrışmayı başarıyoruz.

Bir de fikrimiz olmalı sevgili okur. Fikir isyan değildir. Siyasi görüşümüz dışında da görüşlerimiz olmalı. Ömür boyu siyasilerin beynini kullanamayız. Kendi beynimizi de kullanmalıyız. Yoksa komik duruma düşüyoruz. Siyasilerin manevralarına göre hayat yaşamak zorunda değiliz. Sonuçta siyasiler aslında vekil. Yani onların görüşlerini biz savunmak zorunda değiliz. Aksine onları bizim görüşlerimizi savunsun diye seçiyoruz.

Koronavirüsün faydaları

“Her şerde bir hayır vardır” ilkesinden hareketle size koronavirüsün faydalarını sıraladık. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sanki. Bakın nelere fayda etti bu virüs:

1. Suriye’de savaş bitti.

2. İsrail Filistin’e saldırmıyor.

3. İtalya, İspanya, Almanya, İngiltere, Fransa ve medeni olduğu iddia edilen Avrupa çöktü.

4. ABD çaresiz. Çinliler artık kedi köpek yarasa böcek yemiyor

5. Lüks tatiller bitti.

6. Alışveriş çılgınlığı bitti.

7. Sokaklarda içki içenler bitti.

8. Fuhuş bitti.

9. Kumarhaneler, pavyonlar, meyhaneler kapandı.

10. At yarışı, bahis vs. bitti. İdda bile oynanmıyor.

11. Temizlik ve hijyeni öğrendik.

12. Aile içi iletişimi düzene soktuk.

13. Aile bütçesini düzene soktuk.

14. Sağlıklı beslenmeyi ve düzenli uyku uyumayı öğrendik.

15. Her insanın ölümlü olduğunu zengininde, fakirinde Allah katında eşit olduğunu bilmeyenlere öğretti.

16. İnsanlığı maneviyata döndürdü.

17. Her türlü israfın önlenmesini sağladı. Açık büfe kahvaltılar başta olmak israflar bitti Görkemli iftar sofraları yayınlanmıyor.

18. Erkekler yemek yapmayı ve ev işlerine yardım etmeyi öğrendi.

19. Tarımın önemi ortaya çıktı.

20. Evden çalışmayı da öğrendik. Tüm ofis çalışanları homeofis çalışmaya adapte oldu. Bundan sonra büyük ofislere gerek de olmayacak.

Şimdi soruyorum; bu kadar olumlu şeyi, 1-2 ay içerisinde hangi yönetim, hangi siyasi güç başarabilirdi?

HECATİ: Evde durmaktan canınız mı sıkıldı? Eşlerinizle telefonlarınızı değiştirin hayatınız renklensin…

YORUM EKLE