Helal sahil-i selamete, haram felakete ulaştırır

​İnsanın ömrünün bereketli olması için kendisini helal lokma ile beslemesi gerekir. Zira helal lokma insanı sahili selamete ulaştırır. Haram lokma ile beslenenler de felakete sürüklenir. O zaman dünyevileşme tavan yapar ve toplumu da felakete sürükler.

​Nefis insanı harama yönlendirir. O ahvalde de gayrı meşru yolların önü açılır, nefsin taşkınlığı artar, toplumu ifsat eder, toplum da bermurat olur. Çünkü çalmayı mubah, rüşveti helal, faizi de meşru görür hale gelir. Böylece sıra sıra günah işleme kolaylığına ulaşır.

​Malumdur ki helal ve harama dikkat edilmediği takdirde, toplumun temeli sarsılır. O zaman, haram olanlar da helal olarak görülür. Ceplerini doldurmak isteyenler, böylece Karunlaşır. Gaflet içinde yaşamaya başlar. Her şeye hâkim olmak için, her türlü dünyevi dalavereyi kullanır. Ama insan, böylece ahret hayatını perişan eder. Çünkü onlar için dünya oyun ve oynaştan ibaret görünür, oysa dünya fanidir. Herkes işlediği fiilden sorumlu tutulacaktır. Zerre hayır işleyenlerle, zerre kadar şer işleyenlerin durumu ayrı ayrı defteri kebirde yerini bulacaktır.

​Allah’ın yarattığı her kul, emri bil maruf nehyi anil münker esasına göre hayatını tanzime mecburdur. Ayrıca inanan herkes, helal dairesinde kalmakla mükelleftir. Bu, Müslüman olmanın gereğidir. İnsan olmanın da gerçeğidir.

​Çünkü Allah güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar. Bunu akılda tutmak gerekir. Bu ikazlara riayet etmeyenlere; “Allah’ın kendilerine verdiği rızkı Allah’a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki ziyana uğradılar, saptılar (bunlar) yola gelici değiller” (Enam/138-140 özetle) diye buyrulmaktadır.   

​Bunun aksini düşünmek ve dünyanın baki kalacağını zannetmek, aklın alabileceği iş değildir. Bu hal, yaratana karşı da, bir nevi, tavır koymaktır. İşte bu gibiler helal-haram ayrımı yapmadan ceplerini doldurur ama ahlaken ve dinen bataklığa saplanır. Bunlar haramı över, helal olandan kaçınırlar.

​Oysa Allah; “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü şu helaldir, şu haramdır demeyin. Sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar” (Nahl/116) buyurmaktadır.

​Aslında insanlar, dünya ve ahrette rahat etmek için helal-harama mutlaka riayet etmelidir. Buna muktedir olanlar, siyasi erki kullananlar herkesten daha fazla riayet etmelidir. Çünkü onların sorumluluğu herkesten daha fazladır. Yani onlar yetkilerini helalden yana koymalı, asla dünyevileşme adına harama tevessül etmemelidir. Zira insan baki değil, hayat da fanidir. Her halükarda, herkes, haramdan helale hicret etmek mecburiyetindedir. Bu da imanın gereğidir.

​Zira Allah; “Ey iman edenler mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaret olursa o başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” (Nisa/29) buyurmaktadır.

​Yani insan, helal lokma ile beslendiğinde Allah’ın yardımına nail olur. Ama haram olandan veya haram yollardan beslenenler ise hem dünyevi rahatsızlıklara, hem de ebedi âlemde de huzursuzluklara maruz kalacaktır. Onun için, bir misyoner tekerlemesi olan; “Üzümü ye bağını sorma” anlayışından uzak durulmalıdır.

​Sonuç olarak diyebiliriz ki, Müslüman, mutlu, huzurlu, saadet ve selamet dolu bir hayat için, haram lokmadan ve haramın gölgesinden bile uzak durmalı, helal lokma ile hemhal olmalıdır.           

​O zaman da:

• İnsan ömrü boyunca huzurlu bir hayat yaşar.

• Aile efradı ile ihtilafa düşmez. Ailede vahdet oluşur.

• Helalin bereketi ortaya çıkar, haramın da zilleti anlaşılır.

• Haram yiyenler gaddar olur, tahammülsüz olur, her türlü kötülüğe savrulur. O zaman da aile ayakta duramaz. Devletin çökmesi mukadder olur.

                                   Onun için Allah; “Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin” (Maide/87) buyurmaktadır.

​Çünkü helal yoldan elde edilmeyen lokmaları, içecekleri, önce onu yiyen, sonra da aile efradına yediren ebeveynin vebali büyüktür. Bu hal de toplumu dejenere eder. Onun için herkes, emri altında bulunandan sorumlu olduğunu unutmamalı ve etrafını helal lokma eğitiminden geçirmelidir. Yoksa elde edilen makamları suiistimal ederek komisyon alanlar, görev taksiminde adaletle hareket etmeyenler, ehil olana değil naehil olanlara rağbet edenler, berbat bir ömre adım atmış olur. Bu konularda tarafsız olabilmek, ancak helal lokma ile mümkün olur.     

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 26.10.2020

YORUM EKLE