Her şehirde karantina ilan edildi

Şehirlerden çıkışlar yasaklandı. Şehrin giriş çıkışlarına denetim ekipleri yerleştirildi. Asker, polis şehrin giriş çıkışında duruyor.

Hızlı tren seferleri durmuş. Şehirler arası taşımacılık yapan firmalar artık sefer düzenlemiyor.

Şehirden şehre hastalık bulaşma ihtimali neredeyse sıfırlanmış oluyor bu şekilde. Özel araçla gidiş gelişlere şimdilik müsaade ediliyor ama yakında ona da kısıtlama gelecek. Bu şekilde eğer bir şehirde hiç hastalık olmamışsa o şehir kendini kurtarmış olacak. Eğer hastalık tespit edilmiş ve tedavi edilmiş oluşa yine şehir garantide olacak. Karantina bir noktada garantina olacak.

Bu arada çaktırmadan her şehir de karantinaya alınmış oldu. Evde kalmasan da şehirde kalacağın garantilendi.

“Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır” derler. Vatandaş olarak üstümüze düşen var olan kurallara uymak.

Allah hakkımızda hayırlısını versin.

Bu bardağın neresinde ne kadar su var?

Dün ilgimizi çeken iki basın açıklaması vardı. Birinde iktidar partisinin il başkanı koronavirüs dolayısıyla sağlanan destekleri anlatıyor, diğerinde muhalefet partisinin milletvekili yapılmayanları…

Yarım bardak su hikayesi. Biliyorsunuz işte. Bardağın yarısı boş demek de mümkün bardağın yarısı dolu demek de…

Ama önemli olan süreçte Sakarya’nın ve vatandaşın kazanım elde etmiş olması. İkisi de politikacı olabilir. Ama ikisi de Sakaryalı. Onun için siyaseti bir kenara koyup bir Sakaryalı olarak olaya bakmak ve vatandaşın hak ettiği şartlara erişmesini sağlamak durumundalar.

Birbirlerini övmek ya da yermek zorunda değiller ama birlikte çalışarak Sakarya’nın çıkarını korumak zorundalar.

İnsanlık bugünlerde belli oluyor

Evine erzak depolayıp, “Millete ne olursa olsun. Ben kendimi düşünürüm” diyen de insan, “Millet hizmet bekler” diye kendini sokağa atıp yaşlıları gözetenler de insan.

Biri hiç tanımadığı insanlar için iyilik yapmaya çalışıyor, diğeri tanıdığı insanlar da dahil olmak üzere kimseyi umursamıyor.

İnsanların ailelerini önemsemesi normal. Ama insani özelliğimizi kaybetmemeliyiz. İçimizdeki ilkel insan, vahşi ruh ortaya çıkmamalı.

Koronavirüs etkisini yaşadığımız şu süreçte hepimiz sınav veriyoruz. Devlet vatandaşına sahip çıkabilme sınavı veriyor. Tedbirlerin ne kadar alındığı, alınan önlemlerin ne denli işe yaradığı, vatandaşın birincil ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığı noktasında devlet sınavdan geçiyor.

Siyasiler ne kadar birlikte hareket edebildi? Soruna mı çözüme mi katkı sağladı? Devletin yaptıklarını halka ne kadar aktarabildi? Bu da siyasilerin imtihanı.

Ticari işletmeler de zor bir süreçten geçiyor. Bütçelerini ne kadar dengeli kurabilmişler? Ne kadar süre krize dayanabilir haldeymişler? Güçleri ve kriz öngörüleri ne kadarmış? Onlar da değerlendirmeye tabi tutuluyor.

Basın kuruluşları da ciddi bir var olma savaşı içinde. Hem de en ağır sınavlardan birini basın veriyor. Hem özel sektör hem de kamu emektarı olmak gerçekten kolay değil.

Bir yandan ticari işletme olarak ayakta durmak zorundasınız. Ama reklam alacağınız işletmeler işe ara vermiş. Gazete satsanız sokakta adam yok. Kime satacaksınız? Ama bir yandan da haber vermek zorundasınız. Tüm bunların yanında sağlıklı haber akışı da sağlamak zorundasınız. Hem vatandaşı bilgilendirmek lazım hem de paniğe sevk etmemek gerekli. Bu da bizim imtihanımız.

Ama en büyük imtihan vicdanlarda. Krizler, depremler, salgınlar gelip geçiyor. O süreçler içinde nasıl davrandığınız kalıyor size. Bu süreç içinde tarih de sizin nasıl davrandığınızı yazacak.

Ne kadar insansanız sınavdan o kadar kolay geçeceksiniz.

İnsan kalın. İnsan kalalım ki insanlar ölse de insanlık ölmesin…

HECATİ: Koronaya verdiğiniz tepki zekanızı da gösteriyor aslında...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Las palmas
Las palmas - 8 ay Önce

Milleti galeyana getirmeyin! Kendinizi savcılıkta bulursunuz... Henüz hiçbir şehir için karantina yok bir kaç ilçe dışında yok... Olmayan birşeyi varmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz... Ne için? Üç beş muhalif emekli okuru çekebilmek için.. Bu kumarı oynamayın!