Herkes elini taşın altına koymalı

Kocaali’deki Meslek Yüksekokulu’nun doğalgaz bağlanması ile ilgili sıkıntısı olduğunu geçtiğimiz hafta manşete taşımıştık.

TOKİ’den devralınan okulun MYO ayarına dönüşmesi için pek çok kişi gayret gösterdi. Allah var. Turan Kalfa bu iş için elini taşın altına koyacağını söyledi. Belediye Başkanı Ahmet Acar “Ne gerekiyorsa yaparız” dedi. İktidar partisinin milletvekilleri, SUBÜ Rektörü Mehmet Sarıbıyık…

Kimse kendini geri çekmedi.

Hatta bürokrasi hızlandırıldı ve okul 2020-2021 dönemine öğrenci kabul edecek. Bunlar aslında mucize denebilecek olaylar.

Kocaali için de Sakarya için de ciddi kazanımlar.

Bu konu ile alakalı olarak pek çok kişi ile görüştük.

İktidar Partisi Milletvekili Ali İhsan Yavuz bu noktada “Biz bu süreci iyi niyetle takip ediyoruz. Neticesinde de en uygun yolu bulacağız” dedi.

AGDAŞ Genel Müdürü Kenan Demir, “Bu işin yükümlülüğünü almaya hazır” olduklarını söyledi. Elbette arkalarında siyasi irade olmak şartı ile.

Öte yandan Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Mehmet Sarıbıyık ise benim içimi rahatlatan son cümleyi kullandı. “Bu okul açılacak. Çok zorda kalırsak ilk yıl kömür yakarız…”

Bence tüm bu söylemler varken, bunca iş de başarılmışken, doğalgaz işi de halledilir. Bu kadar net.

Esnafın halinden anlamak lazım

Pandemi döneminde herkes çile çekti de iki kesim bu işin asıl bedelini ödeyen kısımda kaldı.

Biri gündelik çalışan vatandaşlar. Diğeri de küçük esnaf.

Berberinden, kahvehanesine kadar küçük esnafın beli tam manası ile büküldü. Bir gün önce binlerce lira ciro yapan ve buna göre harcaması olan kafeteryalar pandemi döneminde aylarca kapalı kaldı. Bu adamlar eve ekmek götürmeyi dert edecek. Bu ayrı bir durum da… Kira ödemeye devam edecekler. Vergileri geldi. Sigorta ödeyecekler… Bunlar ötelense de affedilmedi. Dahası ödemedikleri gün kadar faiz de ödeyecekler…

Sokağa çıkma yasağının olmadığı günlerde mahalle bakkalları değil süpermarketler iş yaptı. Zincir süpermarketler kazandıkça küçük esnaf daha az kazandı. Bu şekilde krizin faturası bu kesime kesilmiş oldu.

Krediler de aslında daha yüksek cirosu olanlara verildiğine göre… Küçük esnafa bay bay demek mümkün oldu.

Allah yardımcıları olsun.

Ama bu kesim yok olursa ülkede ciddi bir kültür yok olmuş olacak. Bunun yanında ciddi bir işgücü fazlası ortaya çıkacak. Yani vatandaş aç kalacak.

Onun için küçük esnafın yaşaması kılcal damarların varlığı kadar önemli.

Bir şekilde küçük esnaf kurtarılmalı.

Gündelik çalışanlar için yapılması düşünülen pek bir şey yok.

Allah yardımcıları olsun…

İkisi de bizim

Dünkü yazımda 19 Mayıs ile Kadir Gecesi’nin aynı günde denk gelmesinin güzel bir tevafuk olduğunu söylemiş ve bu durumun aslında tam manası ile Türk Halkı’nı yansıttığını anlatmıştım.

Dün kutlama mesajı atan bazı vatandaşlar Kadir Gecesi’ni, bazı vatandaşlar da 19 Mayıs’ı kutladı.

Biri olmadan diğerinin bizim için önemi olmayacak iki mühim değeri karşı karşıya getirmek nasıl bir cahilliktir?

Kardeşim eğer Kadir Gecesi’nin ruhu olmasaydı Kurtuluş Savaşı başarıya erer miydi?

Eğer Kurtuluş Savaşı başarıya ermeseydi sen bugün Kadir Gecesi diye bir şeyi kutluyor olur muydun?

Her fırsatta birbiri ile ters düşmeyi başaran kesimlerin en azından bu konuda hassas davranması gerekiyor.

Kadir Gecesi de benim 19 Mayıs da…

Neden birini seçmek için diğerinden feragat edeyim ki!

HECATİ: Yük olmaktansa yok olmayı tercih ederim…

YORUM EKLE