Hırsızlara kızamadım…

Kitapları altını çizerek okurum… Neden mi çizerim? Bu soruyu, sevgili dostum Nazım Payam cevaplasın; “Dostun iyisi yolu kısaltır, derler ya; aradığıma kestirme bir yol gösterildiğinde birazcık soluklanır, gösterilenin altını çizerim. Bazen çizmekle yetinmem. Sayfa boşluklarına ok çeker, not düşerim. Yazarımdan esinlenerek düştüğüm notlar, başka adreslerin tarifi de olabilir ilerde. Okuduğum metnin beğendiğim, tepkili olduğum cümlesi, paragrafı illaki tarafımdan çizilecektir.

Zaman zaman, altını çizdiğim cümlelere baktıkça kendi okuma serüvenimi de denetlerim. Çoğu zaman “iyi ki çizmişim, ne kadar da güzel ifade etmiş.” derim. Nadiren de; “saçma sapan bir cümle, neden çizmişim acaba?” der, o kitabı okurken hissettiklerimi, o cümlenin altını çizmeme neden olan saikleri hatırlamaya çalışırım…

Çok etkilendiğim bazı cümleleri de ezberlemişimdir neredeyse… Mesela Suç ve Ceza’daki şu cümleler; “Kapılarını kilitlemelerini gerektirecek bir şeyleri olmayan insanlar ne mutludurlar, değil mi?”, “Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.”… 1984’deki “Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.” Cümlesi gibi…

En fazla etkilendiğim, en fazla tekrar ettiğim, bu nedenle birkaç kez de yazılarımda kullandığım Halit Hüseyni’nin “Uçurtma Avcısı” romanındaki şu cümleler zinciridir;  “Mollalar ne derse desin, yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Ne demek istediğimi anlıyor musun? Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur, Emir. Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim ekmek, aşağılıktır. Böyle birinin yüzüne tükürürüm…”

Halit Hüseyni burada suçu teke indirmiş: “Hırsızlık”. Dolandırıcılık, darp, yankesicilik zaten hırsızlığın işleniş şekline göre farklı çeşitleri. Yukarıda alıntıladığım cümlelerinde sayılmayan suçlar da hırsızlığın bir türevi.

Mesela en masum suçlardan birisi olarak gördüğümüz, ispatlanması çok zor olduğu için, cezai müeyyidesi de olmayan torpil belki de hırsızlıkların en büyüğü… Bir işe giriş sınavında, hakkı olmayan birisini torpille işe aldığınız zaman, o göreve ondan çok daha layık kişilerin hakkını çalıyorsunuz. Belki geleceğini, rızkını… Her türlü sınav yolsuzluğu da bu türden bir hırsızlık... Günümüzde torpil, adam kayırma ne kadar sıradanlaştı. Kurumsallaştı, çeşitlendi;  nepotizm, kronizm, patronaj, klientelizm…

Mesela kadına karşı gerçekleşen tecavüzde, onun kadınlık onuru, özgüveni, topluma duyduğu güveni ve hatta yaşam tercihi çalınır. Bazen tecavüz sonucu tecavüze uğrayan intihar eder, tecavüzcü mağdurun hayatını, geleceğini, yakınlarının umudunu beklentisini çalmıştır… Erkeğe karşı işlenen cinsel tecavüzde, geleceği, topluma güveni, çevresi, arkadaşları, belki de cinsel tercihi çalınmıştır…

Rüşvet alan birisi, rüşveti yapılması gereken bir iş için almışsa makamını, görevini kullanarak o kişinin parasını çalmıştır. Yapılmaması gereken bir iş için almışsa; başkalarının hakkını çalmıştır, kamunun kaynaklarını çalmıştır, kamu görevlisine duyulan güveni çalmıştır…

Her ne kadar Ceza Kanunumuz suç olarak görmese bile, zina da hırsızlıktır. Zina ile eşin ve çocukların güveni çalınmaktadır. Sadakat duygusu çalınmaktadır. Doğruluk, dürüstlük çalınmaktadır. Kumar da hırsızlıktır, oyuncular birbirinin parasını, zamanını, emeğini çalar. Çocuklarının rızkını çalar.

Her ne kadar büyük din âlimi İlahiyat Profesörü Hayrettin Karaman “Yolsuzluk hırsızlık değildir. Yolsuzluk yapana hırsız dersek günaha gireriz.” dese de, yolsuzluk hırsızlığın en büyüğüdür. Yolsuzluğun onlarca tarifini yapmak mümkün. Ben kısa ve öz olduğu için Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün tarifini aktarayım; “herhangi bir görevin özel çıkarlar için kötüye kullanılmasına yolsuzluk denir.” . Sayın Karaman’a göre bir mal veya hizmeti ederinin on katına almak, on milyon liraya yapılacak bir köprüyü yüz milyona ihale etmek yolsuzluktur ama hırsızlık değildir… Oysa bu işi yaparken kaç defa hırsızlık yapılıyor, biliyor musunuz? Astlarınıza yolsuzluğu kılıfına uyduracak şartnameler ve diğer belgeler hazırlama talimatı vererek onların dürüstlüğünü çalıyorsunuz. Amirlerine güvenini çalıyorsunuz. İhaleye katılan dürüst yüklenicilerin hakkını çalıyorsunuz. Hazinenin  -İslami kavramla Beyt-ül Mal’ın- parasını yükleniciyle paylaşarak 80 milyonun, hakkını, vergisini, alın terini çalıyorsunuz. Devlete duyulan güven duygusunu çalıyorsunuz.

Bu zincirleme hırsızlıkları yapan şerefsizlere hırsız deyince biz günaha giriyoruz… Ne güzel memleket…

Hırsızlık mutlaka maddi şeyler çalmakla olmaz. Victor Hugo “Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?/Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?” derken haksız mı? Zamanınızı çalanlar, fikirlerimizi çalanlar,  güvenimizi çalanlar, emeğimizi çalanlar, hayallerimizi çalanlar, iyilik duygumuzu çalanlar hırsız değil mi?

Geçen hafta bağ evimiz soyuldu. “Hırsıza Kilit Dayanmaz !” sözü ne kadar da doğruymuş. Hiç akla hayale gelmez bir yöntemle içeri girmişler. Yalnız bizim bağ evi değil, sokağımızdaki 7-8 bağ evinin tamamı soyulmuş. Genelde bakır eşyaları çalmışlar. Televizyon, buzdolabı, Çamaşır Makinesi vb. büyük eşyalara dokunmamışlar. Ama babamdan kalan alet-edavat takımları ile antika niteliğindeki bazı eşyaların çalınması canımı acıttı. Hatıralarımdı çalınan. Bizim hırsızlar antikayı ayırt edebilecek kadar sanatsever, pek çok para edebilecek eşyayı bırakıp, bağa gittikçe sahipsiz sokak hayvanlarını beslemek üzere aldığımız köpek ve kedi mamalarını çalacak kadar hayvan sever… Eğer birkaç kitap da çalsalardı, alkışlayacaktım… Sanatsever, hayvan sever ve de kitap düşkünü birisi hırsız bile olsa alkışı hak eder. Yüzün üzerinde kitap vardı. Bir tane bile çalmamışlar. Zaten bu ülkede çalınmayacak tek şey kitap… Kitabın kıymetini bilen hırsız olmaz ki…

Hatıralarımı da çalsalar, bizim hırsızlara çok kızamadım… Yolsuzluk hırsızlık değil diyen ulemaya kızdığım kadar kızamadım…

Baklava çalan, ekmek çalan çocukları mahkûm edip, yolsuzlukları, özelleştirme talanlarını yargılayamayan yargı sistemimize kızdığım kadar kızamadım…


 
YORUM EKLE
YORUMLAR
Turgut
Turgut - 3 hafta Önce

Başkanim ilkokula başladigim ilk günlerdi..annem sık sık sakın kimdenin birşeyini alma senin olmayan birşeyi kullanma diye tembih üstüne tembih ederdi.
Neden bu kadar israr diye düşünürdüm.36 senelik meslek hayatim hep mufettiş konyrolör vergi uzmanı bilanço sorgulariyla geçti.Hatamiz mi yiginla ..ama yanlişimiz asla.
Bu yaziyi imkanimiz olsa ortaokul kitaplarinda yayinlayabilsek.saygi ve hürmetlerimle

İ.ertemli
İ.ertemli - 3 hafta Önce

Değerli yazarımıza % yüz katılıyorum...ellerine gönlüne kalemine sağlık .....

Mehmet Deniz
Mehmet Deniz - 3 hafta Önce

Her zaman olduğu gibi tabiri caiz ise döktürmüssünüz, konuları okadar uyumlu birbirine başlamışsınız ki hayranlarım. Yureğinize sağlık . Bu arada geçmiş olsun, bu da bir hırsızlık. Sağlıklı günler dilerim.

MUSTAFA YANDAKCI
MUSTAFA YANDAKCI - 3 hafta Önce

HIRSIZLIK BÜYÜK SUÇTUR.Kiymetli Kardesim,Eline Yüregine Saglik, Bende Diyorum ki Bizim Jenerasyon Adina HAYALLERIMIZI Caldilar,Kaybolan YILLAR ,Kaybolan Gençlik

Orhan odabaşı
Orhan odabaşı - 3 hafta Önce

Çok teşekkür ederim düşüncelerimi dile getirmişsiniz selam saygılar

Aydın GERİŞ
Aydın GERİŞ - 3 hafta Önce

süper..

Ayhan Turhal
Ayhan Turhal - 3 hafta Önce

Tesbitler çok doğru ve güzel bağ evinin soyuldugunada üzüldüm geçmiş olsun

Zafer Öztürk
Zafer Öztürk - 3 hafta Önce

MaşAllah yine döktürmüşsün Başkanım. Yazdıklarına katılıyorum.