Hırsızlık üzerine iki hikâye

Saz çalmak,

Yoğurt çalmak,

Kalp çalmak,

Top çalmak,

Çalmak fiilinin iyi veya olağan halleri.

Para çalmak,

Sıra çalmak,

Oy çalmak,

Güveni çalmak,

Yetkiyi çalmak,

Koltuk çalmak

Çalmak fiilinin olumsuz halleri.

İkinci grupta sayılan fiilleri işleyene "hırsız" denir. Ve hırsızlık bütün suçların anasıdır… Başka bir deyişle, tüm suçlar hırsızlığın bir türevidir. Söylemesek de, söyleyemesek de hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmasa da aslında kim hırsız, kim değil hepimiz biliriz...

Ve tarihin hükmü, çoğu kez yargının hükmünden daha önemlidir. Ve kesindir. Marcos ve Çavuşesku gibi hırsız diktatörler herhangi bir mahkemede "Hırsızlık" suçlamasıyla yargılan(a)mamıştır. Ama tarihin onlar hakkındaki hükmü kesindir: Hırsız...

Hırsızlıktan başladık ya; size hırsızlıkla ilgili iki hikâye anlatayım…

BİR

Köyün birinde hırsızlıktan köylünün anası ağlamış. Hiç bir önlem hırsızlığın önünü kesemiyormuş. Bütün köylü hırsızı tahmin ediyormuş ama ellerinde delil olmadığı için önlem alamıyorlarmış.

İhtiyar heyeti devreye girmiş ve hırsızı köye bekçi atamışlar, bunun üzerine köyde hırsızlık olayları son bulmuş...

İKİ

Köyün birine hırsız dadanmış. Hırsız özellikle ayakkabılara meraklıymış. Cemaat camiye girip namaza durunca bulduğu ayakkabıları torbasına doldurup kayboluyormuş.

Sonunda köylü pusuya yatmış, hırsızı, torbası elinde kıskıvrak yakalamış. Köy heyeti toplanmış. Hırsıza ne ceza vereceklerini tartışmışlar. Köylülerden birisi bir öneri getirmiş.

"En iyisi hırsızı imam yapıp önümüze geçirmek. Böylece gözümüzün önünde olur, hırsızlık yapamaz" demiş.

Köylünün aklı bu işe yatmış, hırsızı imam yapmışlar...

Aradan yıllar geçmiş. Gurbete çıkan bir köylü dönüşte hırsız imamın neler yaptığını, hırsızlığın bitip bitmediğini sormuş.

"Herif imamlığa devam ediyor, hırsızlık yapmıyor..." demişler.

"Demek sorun çözümlendi?" diye sevinmiş gurbetteki köylü.

Bir başka köylü yeni durumun hiç de sanıldığı gibi olmadığını şöyle açıklamış:

"Hayır... Hayır... Hırsız bu kez kendisi gibi birkaç adam tuttu. Hırsızlığı onlara yaptırıyor. Kendisi de 'Hırsızlık günahtır, sakın çalmayın' diye vaaz veriyor..."

Yaşam deneyimiz gösterdi ki; bu iki hikâyeden birincisi bazen doğru olsa da her zaman doğru olmuyor… İkincisi de, çözüm olmuyor…

Çözüm ne mi?

Köyde hırsız barındırmamak, yetkili ve etkili yerlere hırsız getirmemek…

Hırsızları kategorize etmediğimiz, "hırsız ama bizden", "çalıyor ama çalışıyor" demediğimiz, "kol kırılır yen içinde kalır" diye bizim takımdan olanların hırsızlıkları örtbas etmediğimiz, hırsız babamız bile olsa “Hırsız Var” diye bağırabildiğimiz gün her şey değişecek...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Yandakcı
Mustafa Yandakcı - 2 ay Önce

Sayın Başkan, Maalesef Aynen Böyle

Recep Türk
Recep Türk - 2 ay Önce

O günleri özlemle bekliyoruz.

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 2 ay Önce

Başkanım ağzınıza yüreğine sağlık çok güzel yazı olmuş. Düşünce ve örnek iki hırsız hikayeside doğru hırsızlığa bir başladı ise önlemek mümkün değil bencede.

Mehmet Sevim
Mehmet Sevim - 2 ay Önce

Beynine yüreğine sağlık kardeşim... Toplumun en büyük derdini guzel özetlemişsin ...

Musa can
Musa can - 2 ay Önce

Baskan bir kiside vicdan olmazsa ister hoca ister haci olsun isterse papaz yine bildigini yapar milleti kandirarak

Atik Demir
Atik Demir - 2 ay Önce

Ah bunu devlette uygulayabilsek devlette hırsızlık yapanlara;
Derhal el çektirme ve verdiği zararı çok ağır misliyle maddi bedelle ödeme cezası istisnasız getirilmeli ve uygulanmalıdır.

Recep Türk
Recep Türk - 2 ay Önce

O günleri özlemle bekliyoruz.

Musa can
Musa can - 1 ay Önce

Kim olursa olsun hırsız sa hırsız diye bilmek onemli olan bu benim damadimda olsa