Hoş bulduk

       Konu okumak, eğitim-öğretim olduğunda hemen şu söylenir: Oku, İslam’ın ilk emridir. Ancak gözden kaçan veya ihmal edilen iki şey daha vardır (bahsi geçen ayetlerde zımnen vurgulanan) öğret ve yaz. Çocukluğumdan tanıdığım Turan kardeşim gazetesinde yazmam için beni aradığında belki tevafuk, belki tesadüf kısa bir süre önce bir arkadaşımla bir gazetede yazmam konusunda (bir fırsat olur mu acaba, diye) konuşmuştuk.

       ‘Söz uçar, yazı kalır’ denmiştir. Biz de dost sohbetlerinde, kendi toplantılarımızda konuştuğumuz şeyleri (az-çok beğeni alan fikirlerimizi) daha geniş kitlelerle paylaşmak adına kabul edelim, dedik. Umarım bu fırsatı kimseyi mahcup etmeden sürdürebiliriz. Ben kendimi hayatın bir cilvesi olarak iki yönde geliştirdiğimi sanıyorum. Birincisi dinin gerçek kaynaklarından doğru bir şekilde anlaşılması, ikincisi ise (öğretmenlik mesleği gereği)  insanın kırılmadan-eğrilmeden eğitilmesi. Bu bağlamda da yazılarımın genel karakteristiğinin bu olması beklenir (olacaktır zaten). Ama şunu da unutmamak gerekir, bu iki alanın (eğitim ve din) ilgisinin olmadığı bir durum yoktur. Elbette benim herkese nizamat vermek gibi bir niyetim yoktur fakat karınca kararınca olabilecek iyi işlerde bizim de tuzumuz bulunsun isteriz.

       Ayrıca şunu da vurgulamak isterim: İslam düşünmeyi, akletmeyi ısrarla vurgularken, kişinin toplumla birlikte sürüklenen bir birey olmasını istemez. Onun ne yaptığının farkında olan özerk bir birey olmasını ister. Böylece gerektiğinde toplumla birlikte hareket eden veya toplumun yanlışını görerek onlardan ayrı bir hareket tarzı belirleyebilen erdemli-karakterli bir kişilik amaçlanır.

       İsmet Özel, günlük bir gazetede yazmanın hâlet-i ruhiyesini belirtirken  (zor zamanda konuşmak-yazmak) şeklinde tanımlıyordu durumu. Bugün de durumun çok farklı olduğu söylenemez, ‘at izi it izine’ karışmışken. Ya çok şey söyleriz ama hiçbir şey söylememiş gibi, ya da söyleriz söylememiz gerektiği gibi. Görelim Mevla neyler.

       Ben yazılarımda kişileri ve belli olayları değil, olması veya olmaması gerekenler hakkında(yeni bir pencere açmak adına) fikirlerimi söylemek isterim. Bazen belki zülf-i yâre dokunuruz ama o zaman editör (tam yeri gelmişken) manzarayı koyacaktır.

       Aslında bu ilk yayına hazırladığım yazı olacaktı ama biraz acemilik, biraz zorunluluk bugüne kaldı. Yazılarımı yazmaya başladıktan sonra gazetenin yazarlarından bu konudaki fikirlerini değerli bulduğum Sayın Ömer Emecan’ın ve Sayın Kenan Çatalbaş’ın yazıma yaptıkları yorumlar beni fazlasıyla teşci etti. Kendilerine kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Diğer gazete yazar ve çalışanlarının da aynı duyguları paylaştığını umuyorum. Gerçi son zamanlardaki olağanüstü durum sebebiyle -gazete sahibi Turan Bey hariç- hiçbiriyle yüz yüze görüşemedik ancak önemli değil, gönüller bir olsun.

        Bu arada ilk inen ayet sadece –oku- değil, ‘Yaratan Rabbin adıyla oku’dur. Yani bir bakıma yaratılan varlıkları oku, yaratıcını tanı ve yaratılış gayene uygun yaşa denilmek isteniyor.

       Ayrıca (gazetelerin olmazsa olmazı) okurları da unutmama gerekir. Uzun lafın kısası herkese cevap vermek bağlamında: HOŞ BULDUK.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet yilmaz
Ahmet yilmaz - 6 ay Önce

Allah başarılar versin kolay gelsin

Kenan Çatalbaş
Kenan Çatalbaş - 6 ay Önce

Hocam her gün gazetedeyiz. Bayramdan sonra maskenizle cay içmeye bekleriz.