Hükümet, Devlet'in Kendisi Değildir!

Faillerini her defasında lanetlediğimiz, kınadığımız ve son aylarda geniş sivil kitleleri hedef alan menfur terör saldırılarının hemen ardından, olayların üzerinden daha saatler geçmeden hormonlu basın zurnaları ahenk içinde çalmaya başlıyorlar.
 
“Gün birlik günüdür. Devletin yanında saf tutunuz!”

Elbette devletin yanındayız arkadaşım! Devletini ve milletini seven insanların başka türlü davranması mümkün müdür? Başka bir ihtimal olabilir mi? Fakat siz bunu neden üstüne basa basa söylüyorsunuz ki?

Anlamadığımızı zannediyor olabilirler mi acaba? Aslında meramları, bu zor günlerde veli nimetleri olan hükümet lehine siyasi destek arayışından başka bir şey değildir. Özellikle böylesine büyük travmaların altından tek başına kalkamayacağı belli olan hükümete koltuk çıkılmasını istemektedirler. Bunu da “devlete sahip çıkmak” söylemi üzerinden yürütmektedirler.

Haydi, yürekleri yetiyorsa “içişleri bakanına sahip çıkalım desinler!” Diyemezler!

Vatandaşlarımızın kafası karışır: Hükümeti, devletin kendisi zanneder de arada kalır. Bir şey söyleyemez olur. Acısını içine, kaybettiği canı kara toprağa gömer!

***
Ülke problemlerinin (terör dâhil) temelinde yatan en büyük etken, işte bu sapkın düşüncedir. Koltuğa oturan yöneticilerin kendilerini “devlet” zannetmeleridir. 

“Madem seçildim (halkın yarısı bana oy verdi). Öyleyse ben, artık devletim hatta milletim hatta muhalefetim ve hatta her bir şeyim!” anlayışıdır.

Şunu herkes bilmelidir ki; devlet, tüzel bir kişiliktir. Bakidir. Hükümetler gibi “gidici” değildir. Hükümet, sonu olan bir süre zarfında görev yapmak için seçilmiş vekillerin kurduğu bir yönetim organizasyonudur.

Vekildir, asil değildir! Emanetçidir, sahip değildir! Görevlendirilmiş müdürdür, patron değildir!

***
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Buna mukabil zurnadan peşrev çıkarmaya çalışanlar, kendilerine bahşedilen sosyal boşlukta atıp, tutuyorlar. Aslında dünya üzerinde yaşayan hiçbir ciddi devlette aylar içinde 500’den fazla sivil insanını korumayı beceremeyen bir organizasyonun ayakta kalması mümkün değildir.

Peki, nasıl mümkün olmaktadır?

Öncelikle hükümetin devletle bir tutulması yanlışlığı gereksiz bir toleransı doğurmaktadır. Sonrasında kışın yağan karın baharda toprağa karışması misali bin yıl içinde Anadolu insanına yavaş yavaş sirayet etmiş “merhamet duygusu”, hataların yüzlere tokat gibi çarpılmasına engel olmaktadır.

Birlik ve beraberliği biz de istiyoruz. Bunun yanında birlik beraberlik talep edenler başta olmak üzere yazan, çizen, okuyan, atanan, seçilen, yöneten herkesten Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bizatihi “tarihi ve hukuki statüsüne” kayıtsız şartsız destek olmasını bekliyoruz.

Son olarak; hükümetin de dev aynasında saçını başını düzeltmekten vazgeçip işini yapmaya başladığı günleri hayal ediyoruz.

YORUM EKLE