İlçeler arası yasak gelir mi?

İlçeler arasında seyahat karantinası uygulanması gündemde. Dün bizim gazetede bu haber vardı. Sakarya Valisi Ahmet Hamdi Nayir bu şekilde bir önlem almalarının gündemde olduğunu ifade etti.

Bu durum insanların hayatını biraz daha zorlaştırsa da virüsün yayılma hızını biraz daha yavaşlatmış olacak.

İlçeler arasında seyahat karantinası başlarsa herkes kendi ilçesinde kalacak. Acil ihtiyaç taşıyanlar hariç kimse ilçesini terk etmeyecek. Yani bir ilçede virüs yok olmaya başladığında artık o ilçe günlük hayatına dönebilecek.

Buradaki amaç virüsü tam manası ile köşeye sıkıştırmak aslında.

Alınan her tedbirin ardından kısa bir uyum süreci sıkıntısı yaşanıyor. Önlemlerin gerekçesini anladığımızda ise adapte olmak daha kolay oluyor.

Allah var bu süreç içinde bilgi akışı çok sağlıklı gidiyor. Devlet tüm şeffaflığı ile vatandaşı ürkütmeden tüm tedbirleri almaya gayret ediyor. Bilinçsiz vatandaşlar hariç duruma uyum sağlamama gayretinde olan kimse de yok.

Ben bu ciddiyet ve disiplinle hareket edilirse çok daha başarılı olunacağını düşünüyorum.

İlçeler arasında karantina uygulanacaksa bunun gerçekten gereklilikten kaynaklanacağına itimadım tam.

Ciddiyetle çalışıldığını biliyorum. Siz de bu duruma inanın ve devletin aldığı tüm kararların aslında gereklilikten olduğunu bilin.

Yardım edelim derken

 “Yardım gizli mi edilmeli yoksa örnek için paylaşılmalı mı” konusu sıklıkla tartışılır. Aslında bu sorunu tam bir cevabı da yoktur. Çünkü herkes gizli yardım etse kimileri etmediği halde etmiş zannedilecek. Onun için bazen yardımda bulunanların bunu duyurması normal.

Yardıma ihtiyacı olanların nereye başvurması gerektiğini bilmesi için de bu durum gerekli.

Ama bu işin de suyunu çıkarmamak lazım. Gazeteye bazen öyle resimler geliyor ki…

Yardım edenlerin yüzlerinin görünmesi gayet normal. Ama yardım alanların görüntüsü ifşaya girer. Bunu yapamayız.

Herkesin yardımda bulunmasını arzu ederiz. Yardımda bulunanların yardımda bulunduklarını belirtmeleri ve kendilerine ulaşacak yeni ihtiyaç sahiplerini aramalarını anlayışla karşılarız. Hatta yardımda bulunanların bu işin reklamını yapmasına bile katlanabiliriz.

Ama yardımı alan kişilerin yüzlerini gösterdiğinizde aslında kendi yüzsüzlüğünüzü sergilemiş olursunuz.

Lütfen buna dikkat edelim.

Gönül yapacağız diye bir daha hiç yapamayacağımız gönülleri yıkmayalım.

Sizi uyarıyorum

Eline megafonu, mikrofonu alan herkes anons yapma peşinde. Sosyal medyadakileri saymıyorum bile. Canlı yayın açıp öfkelenen arkadaşlar da var.

Kendini kaybedip insanlara talimatlar verenler, sokaktakilere eleştirinin ötesinde hakarette bulunanlar…

Amir bir dille birbirini ikaz etmeye çalışanlar.

Sokağa çıkma konusunda şekil bellidir. Belli eden de devlettir. Kurallar çizilmiştir. Çizen uygulatmakla yükümlüdür.

Dahası kurallara uymamanın cezası da belirlenmiştir.

Ancak mikrofonu megafonu alan gün boyu kendi şahsi açıklamasını yapıyor. Açıklamasını, “Evde kalmanız sizin yararınızadır” diye bitiriyor ki “Ben söylüyorum ama bana göre hava hoş. Siz kendiniz bilirsiniz” demeye getiriyor.

Bu gibi olağanüstü durumlarda açıklamalar ve uyarılar makam mevki sahipleri tarafından yapılır.

Megafon sahipleri tarafından değil.

HECATİ: Sokağa çıkma yasağı 20-65 yaş arasındakileri kapsamıyor. Niye? Onlar ölümsüz mü…

YORUM EKLE