İnsaf etmek de lazım

Dün Ali İhsan Yavuz’un organize ettiği Sakarya Milletvekilleri Recep Uncuoğlu, Çiğdem Atabek Erdoğan, Kenan Sofuoğlu’nun yanı sıra Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ve İktidar Partisi İl Başkanı Yunus Tever’in katıldığı basın toplantısına iştirak ettik. Toplantıda pek çok şey konuşuldu. Onları zaten okudunuz.

Benim aklımda kalan en önemli konu aslında şuydu: Herkes aslında Sakarya’nın çıkarı için uğraşıyor. Sevdamız da öfkemiz de bundan. Sakarya’yı diğer illerle kıyaslamamızın da Sakarya milletvekillerine yüklenmemizin de başka bir gerekçesi yok.

Elbette yüklenmeliyiz. Onlar üstlerinde baskı hissederse daha çok çalışmak zorunda olduklarını hisseder. Ama bir başka detay daha var. Onlar da insan. Onların da motive edilmeye ihtiyacı var. En azından teşvik edilmeleri lazım.

Psikolojide “Ödüllendirme cezalandırmadan daha iyi bir öğrenme yöntemidir” denir.

Biz adamlara “İyi yapmak göreviniz. Teşekküre gerek yok. Kötü yaptığınız her şey için de size saldırırız” demiş oluyoruz.

Elbette biz onları oraya hizmet etsinler diye seçtik. Hatta bazılarımız onlara oy da vermedi. Bu şekilde onların seçilmemesi için de mücadele etmiş olduk. Ama sonuç olarak seçimi onlar kazandı.

Bize hizmet etmek de onlara nasip oldu. Ama bu adamların şevkini kırmamak da lazım. Kötü yaptıklarını ya da eksik kaldıklarını söylemek en doğal hakkımız. Ama bu adamlar dünkü toplantıda “Hiç mi iyi yaptığımız bir şey yok” demiş oldu.

Gazeteciliğin doğasında negatiflik var. “Sular akıyor havalar da güzel” diye haber yazmaz gazeteci. Yazsa da okur bulamaz zaten de…

Arada çiçeklerin açtığını falan da yazmak ve baharı teşvik etmek lazım sanki…

Kafasına sıkın, bir dahakine ayağına sıkarsınız

Sakaryaspor deplasmandaki Ergene Velimeşespor karşısına çıkarken formasında “Kiralık” yazıyordu.

Maç tabi hüsranla sona erdi. Formasında “Kiralık” yazan bir futbolcunun psikolojisini düşünün. Formasında “Kiralık” yazan bir takımın taraftarını düşünün.

Bir şeylere kızmış olabilirsiniz. Bir yerlere mesaj vermek isteyebilirsiniz. Ama “Kafasına sıkın, ona bu bir mesaj olsun. Baktın olmuyor ayağına sıkarsınız” tadında bir mesaj olmuş sanki. Öfkenizi anlarım, borcunuz vardır anlarım, canınız çok sıkılmıştır anlarım…

Ama o formaya “Kiralık” yazmanızı bana kimse anlatamaz.

Bir anlaşma yapalım: Lütfen bir daha kimse bu şehrin şerefli formasının üstüne “Kiralık” yazmasın. Mesajınızı iletmenin başka yolu yoksa mesajın da bir anlamı yoktur.

Konu bulamadın galiba

Cumartesi günü yazacağım yazı bir saati aşkın süre okuma yaptım. Yeşil çayla alakalı pek çok site ziyaret ettim. Vücudun kendini dengelemesi konusunda misaller verdim. Son olarak da üfürükçülere kadar yol yapıp “Hasta olmasanız iyi olur. Hastanelerimiz yoğun bakımda” dedim. Köşemizin müdavimlerinden biri “Yazacak bir şey bulamadın sanırım. Yeşil çay yazmışsın” dedi. Yanına gittim. Yazıyı sonuna kadar okuttum. Yok öyle yağma. Ben o kadar gayret edip yazmışım sen “Konu bulamamışsın” diyip okumaktan vazgeçeceksin. Okuyunca hak verdi. İşi tatlıya bağladık.

Bu eşeği nereye sürüyorduk

Adapazarı-Karasu-Bartın Demiryolu durdu biliyorsunuz. Dün, İktidar Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz konu ile ilgili bir soruya, “Orası ile ilgili bir çalışmamız yok. Konu maliyet olarak 5 trilyon dolar (umarım yanlış duymuşumdur) tutuyor. Dolayısıyla gündemden çıkarıldı” dedi. Böylece Karasu’nun demiryolu hayali de sona ermiş oldu.

Eşeği Niğde’ye sürme ile ilgili atasözünün tamamı aslında şu şekildedir:

Selvi gibi umutlar döndü birer iğdeye

Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye…

Yeni tabirimiz: Klavye delikanlısı

Bir futbol takımının yöneticisi maç boyunca küfür dinliyor. Emeğini, mesaisini, parasını, çevresini harcadığı takımın taraftarı koro halinde kendisine sövüyor. Hem de dakikalarca. Kamera kaydını izleyen Başkan, tribündeki o arkadaşları buluyor. Gidiyor yanlarına, “Kardeşim ben geldim. Buyrun şimdi sövün yüzüme” diyor. Küfredenlerin hepsi tek tek özür diliyor. Bu yaşanmış bir olay bu arada. Kalabalıkta yapılan kabadayılığın tenhada özrü olmaz… Şimdilerde de sosyal medyadan sahte hesaplarla çeşitli yerlere hakaret edenler var. “İnsanların yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyi sosyal medyadan da söylemeyin” derim…

HECATİ: Sana moral vereyim diyeceğim ama durumu biliyorsun. Eve lazım olan camiye haram...

YORUM EKLE