İnsan sağlığı kaç para eder?

Sakarya’da bir süreden bu yana et konusunda sıkıntı yaşadığı ve daha da yaşayacağı konuşuluyordu. Bu konuda çeşitli suçlamalar ve hakarete varan eleştirilen oluyordu.

İnsanların para kazanmaları elbette gerekli. Piyasa kötü. İşler iyi gitmiyor. Ama para kaybetmemek için insanların sağlığını tehlikeye atmak ne demek?

İnsanlar gıda maddesi olarak sizin sattıklarınızı alıyor. İçinde kim bilir neler var! Hangi hayvanın eti?

Dini boyutu sizi ilgilendirir. İnsanların sağlığını tehlikeye atan adam diğer dünyayı ne kadar düşünüyordur onu tartmak bana düşmez de…

Bu işten para kazanırken, kazandığı parayı çoluk çocuğuna getirirken de düşünmemiştir muhtemelen. Çünkü o konu farklı bir değerlendirme gerektiriyor da…

Güzel kardeşim bu işin sürdürülebilir olmadığını hiç mi düşünmediniz? Yani bu bugün değilse bir gün ortaya çıkacaktı. Ne zaman vazgeçecektiniz?

Sağlıksız şartlarda sakladığınız etler yüzünden bir çocuk ölse, bir kişi zehirlense hiç mi kendinizi mesul hissetmeyeceksiniz?

Dinimize göre “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” ise sizin orada o işi yaptığınızı bilip de işlem yapmayanlar var mı? Varsa onlar kazandıkları parayı nasıl helal sayabiliyor? Yoksa onlar da mı tehdit altındaydı?

Peki şimdi iyi mi oldu?

Hem et tüketen insanlar tedirgin oldu. Hem alın terini hilesiz kazanmak için gayret eden esnaf kendini aklamak durumunda kaldı. Hem de siz kazandığınızı yemeye nail olamadınız. Hani bir kötünün kırk mahalleye zararı olurmuş ya. Sizin de hem tüketiciye hem esnafa hem denetim yapması gereken kuruma zararınız oldu. Kendinize olan zarar bir kenara ulusal basında çıkan “Sakarya’da et rezaleti” haberi sayesinde tüm Sakarya’ya bile zararınız dokundu…

Buraya kadarı eyvallah da…

Gerçekten empati kurmak için soruyorum. İnsanların sağlığını tehlikeye atmak kaç lira eder?

Bir kişinin acı çekmesi üzerinden kazanılan para nasıl harcanabilir?

Gerçekten anlamak için soruyorum. Bu bir suçlama değil gerçekten:

Sizde hiç vicdan var mı?

Yazdan kalma günler

Yaz aylarında özellikle hafta sonları havalar yağmurlu gitti. Ne tatil planı yapan çalışanlar ne de tatilcilerden medet uman işletmeler yazdan bir şey anlamadı.

Birkaç haftadır ise hafta sonları güneşli gidiyor. İşletmeler için durumu telafi eder mi bilmiyorum. Ama çalışanlar için hafta sonları yazdan kalma günler olarak keyif verdi.

Umarız bundan sonra da havalar iyi gider de doğalgaza gelen zammı hissetmeyiz.

Tatil amacına uygun mu

Türkiye sıklıkla eğitim öğretim sistemi değiştiriyor. Bir eğitim sisteminin meyvesini vermesi ne kadar zaman alır bilmiyorum. Ama ülkemizde milli eğitim bakanından çok eğitim sistemi deneniyor.

Bu defa da yarı tatil önceleri birer haftalık molalar düşünüldü. Ancak bu molalar veliler tarafından tatil vesilesi kabul edildi.

Üniversitelerde finaller öncesinde bir kısa ara verilir. Öğrenciler o arada eksiklerini gözden geçirir finallere daha hazır girer.

Yeni eğitim sisteminde tam olarak bu amaçlanmasa da öğrencilerin yıl içinde mola vermesi ama bu molayı en iyi şekilde değerlendirmesi amaçlanıyordu.

Bazı öğrenciler için kültür gezileri falan düzenlendi. Televizyonda büyükşehirlerde trafik yoğunluğunun azaldığı haberleri veriliyor.

Bu hesaba göre 5 günlük arayı hafta sonları ile bağlayan aileler 9 günlük tatil elde ettiklerini düşünüp vermişler coşkuyu.

Mola ile tatilin açıklanmasının doğru yapılması gerekiyordu. Çocukların molayı nasıl değerlendirmesi gerektiği net bir şekilde anlatılmalıydı ve son olarak da mola sonrasında öğrencilere molada neler yaptıkları hakkında rapor hazırlamaları salık verilebilirdi.

Öğrencilere molada da ödev verilmesi değil bu! Sadece molanın işe yarayıp yaramadığının test edilmesini sağlayabilirdi.

Eğer öğrenciler tatil yerlerine gidip eğlendikleri şeklinde rapor gelirse mola idrak edilememiş olacaktı. O zaman da ya mola doğru anlatılma yoluna gidilecekti ya da kaldırılacaktı. Ama şimdi molanın ne işe yaradığını ancak televizyon verilerinden tespit etmek mümkün olacak gibi…

HECATİ: Kural basit. Kitap’a uyacaksın. Kitabına uydurmayacaksın…

YORUM EKLE

banner7

banner6