İnsanı bilmem de insanlık ölmüş

Koronavirüsün henüz aşısı bulunmuş değil. Havaların ısınmasının etkisi ile salgının ilerlemesi dursa da mutlak bir ilaç geliştirilmiş değil. Dün ajanslardan geçen bir habere göre “İngiltere Siber Güvenlik Merkezi, bir açıklama yaparak, Rus siber korsanların Covid-19 aşısının ve salgınının tedavisinin formülünü çalmak için saldırıda bulunduğunu duyurdu.”

Koronavirüs tüm insanlığı tehdit ediyor. Ama ilacı bulan ülke aynı zamanda pazarlamasını da yapacak.

Yani araştırma yaparken sırf insanlığı değil kendi ülkesini de düşünüyor bilim adamları. Ayrıca ilacın formülünü ararken koronavirüsten korunmak kadar hırsızlardan da korunmak gerekiyor.

Peki çok yakın bir zamanda dünya zenginliğinin bir işe yaramadığını öğrenmedik mi? Aslında küçücük bir virüsün tüm insanlığı tehdit ettiğini görmedik mi?

Bunun inançla falan da bir alakası yok. İnsan ve insanlık tehdit altında. Ama halen derdimiz bu durum üzerinden gelir elde etmekse…

İnsanları bilmem ama insanlık çoktan ölmüş gibi…

Sakarya’ya gidiyorsanız sıkıntı yok

Bizim gazetenin internet sitesinden bir haber paylaşıyorum. Haberde İstanbul’a kurbanlık götüren vatandaşlar bu şehrin girişinde yakalanınca “Sakarya’ya gidiyorduk, yolu şaşırdık” demiş.

Sakarya’yı geçmekle kalmamış hazır geçmişken Kocaeli’ni de geçmiş adamlar. Ama bekledikleri şu: “Ha Sakarya mı! Orada denetimsiz de satabilirsiniz kurbanlıkları. İstanbul’da satmayın yeter” mi denilmiş bu adamlara?

Ya da bu şehre gerçekten kurbanlıklar denetimsiz mi giriyor?

Yani İstanbul’sa denetim var da Sakarya’da her şey normal mi?

Hepimiz birinci çıkarsak

Türkiye’de yapılan sınavlarda sıklıkla birden çok birinci çıkıyor. Son sınavda 42 ilden 181 öğrenci Türkiye birincisi çıkmış. Buna sevinmek mi lazım üzülmek mi?

Daha iyi bir ölçme ve değerlendirme sistemi kullanılmalı mı?

Adaletsizlikleri de beraberinde getiren sınav sistemi elden mi geçirilmeli yoksa sınavsız ve adaletli yeni bir sistem mi denenmeli?

Ya koronavirüs okuma bilmiyorsa

Kaynarca’nın Birlik Mahallesi’nde vatandaşlar girişe “Korona bu mahalleye girme. Pişman olursun” yazılı bir tabela asmışlar.

Aslında çok güzel bir şey. Sonuçta her şekilde koronavirüse dikkat çekiliyor.

Ama işin mizahi tarafını da yok saymamak lazım. Mahalle sakinleri koronavirüsü kişileştirmiş (buna edebiyatta “Teşhis” deniyor) bir de okuma bildiğini düşünerek kendisine seslenmiş. Az zorlasanız buna da “İntak” diyebilirsiniz.

Umarız Birlik Mahallesi’ne koronavirüs yaklaşmaz da virüsün okuma bilip bilmediği konusunda bilgi sahibi olmak zorunda kalmayız.

Hayırlı cumalar

Koronavirüste kısıtlamaların uygulandığı dönemde Cuma namazları kılınamıyordu. Camiler kapalıydı ve dışarıda da namaz kılınmasına imkan verilmiyordu. O dönemde Cuma mesajı atan arkadaşların sayısında da ciddi bir düşüş yaşanmıştı.

Yeni normal dönemde kısıtlı imkanlarla da olsa Cuma namazları kılınıyor.

Haliyle Cuma mesajları da aynı dönemde yeniden gönderilmeye başlandı.

Bana Cuma mesajı gönderen ve göndermeye hazırlanan tüm arkadaşlarıma buradan yazmış olayım: Size de hayırlı cumalar…

HECATİ: “Hazır bir araya gelmişken hemen dağılalım” diyor Sağlık Bakanı. Fena fikir değil hani. Virüs var virüs…

YORUM EKLE