İnsanın önce karnı doyacak sonra ruhu

Gündüz kuşağını programlarının niteliksizliğini bir kenara bırakın akşam haberlerini bile televizyondan ailecek izleyemez olduk. Eskiden öğretmenlerimiz bize günlük haberleri takip etmemiz ve alışkanlık kazanmamız için “dün akşam izlediği haberden örnek vermek isteyenler”i sorar, biz de cevaplardık.  Artık özellikle açtığım haberleri değiştirmek için kumandayı elimden bırakamıyorum. Çünkü çocuklar olayı anlamak için “Ne olmuş anne” diye sorduklarında verecek bir cevabım yok. Sürekli şiddet, vahşet, darp, hırsızlık. Kadına, erkeğe, çocuğa, hayvana fark etmeksizin.

Şimdi örneğin geçen bir kadın bir haber kanalına itirafta bulundu, 26 yıl önce sanırım 8 günlük bir bebek anne ve babası tarafından poşete konulup boğularak öldürülmüş. Ben yazmaktan öyle rahatsız oluyorum ki bu kelimeleri. 8 günlük, bebek, ölüm, poşet… Hiçbir insan evladı için bu kelimeler yan yana yazılabilecek şeyler değil. Sebebi bebeğin başkasından olmasıymış vs vs. Bu olay akşam haberlerinden aklıma gelenlerden bir tanesi. Ve bu haberler bence yoldan çıkmaya meyilli niyeti bozuk sapkın zihniyetli insanlara yol gösteriyor. Bu da yapılabiliyormuş, ben de hıncımı böyle alayıma geliyor olay. Yaşanılan olaylar sonrası normal yollarla boşanarak benim bu dünya yüzünde artık seninle işim yok kardeşim, benden uzak Allaha yakın ol demek yerine hırsını 8 günlük masumdan çıkarıyor. Gücü ona yetiyor. Kesinlikle derler ya cesedini toprak kabul etmez, işte aynen öyle.

Örneğin çocuğa yapılan taciz haberinin kamera görüntüleri televizyon yayınıyla her eve giriyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bu haberlerin yaş kriteri bırakın +7  falan, +18 bile değil. Bu korku filmlerini aratmayacak senaryoları televizyonlara taşımanın açıkçası normalleştirmek olduğunu düşünüyorum. Kulaklar duya duya, gözler göre göre alışıyor. Yayınlamayınca bu durum olayların olmadığı anlamına tabiî ki gelmiyor. Önemli olan insanların adalete güvenmeleri ve hakkın yerini bulmasını Müge Anlı ya da diğer gündüz kuşağı programlarında değil de güven duyduğu adli makamlardan, kolluk makamlarından beklemesi.

İşte adalete duyulan güven burada çok önem taşıyor. İnsanlar geç gelen adaletin adalet olmadığını düşünerek yaşadığı haksızlığa karşı toplumsal cezalandırma metodunu seçiyor. Kamuoyunu kendisi oluşturmaya çalışıyor. Doğru mu tabiî ki değil.

Ayrıca ekonomik sorunlara dayanan şiddet olayları artmış durumda. Açıkçası iktisat bilimine göre zaten ekonomi bir toplumun dinamiği. Bilirsiniz ki Osmanlı Devletinin edebiyatının en zirve olduğu dönem, sanatsal çalışmaların en fazla olduğu çağ Osmanlının altın çağı 16. Yy’dır mesela. O yüzden şimdi ne sanattan bahsedebiliyorum, ne edebiyattan. Çünkü insanoğlunun önce karnı doyacak sonra ruhu. Şimdi alacaklıların mağdur olduğu altın çağı yaşıyoruz maalesef. Neyse ki iktisadın eğrileri bir iner bir çıkar. Umarım hem iktisadi anlamda hem ahlaki anlamda bu baş aşağı gidişin kırılma noktasını en yakın zamanda görürüz ve pik yaptığımız zirveler yakındır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
la edri
la edri - 1 hafta Önce

Pik diye bir şey olmayacak hanımefendi
Ahir zamandayız bundan böyle hep dip yaşayacağız

banner7

banner6