İnsanların yüzde altmışı inanıyor

Bir arkadaşımı işletmek istedim. Yanımdaki arkadaşın telefonunu aldım. Aradım. Dedim ki, “Siz falanca sanatçıyı getirip organizasyon yapmışsınız. Bu kişiye para ödemişsiniz. Bu kişi terör örgütü üyesi çıktı. Ödediğiniz paralar da terör örgütüne kaynak olarak aktarılmış. Bununla ilgili gözaltına alınacaksınız. Siz mi gelirsiniz biz ekip mi gönderelim?”

Arkadaşım gerçekten de bir organizasyon yapmıştı ve o sanatçı da gerçekten gözaltına alınmıştı.

“Benim bir sosyal çevrem var. Ben gelirim. Zahmet etmeyin” dedi. “Tamam. Yanınıza temiz çamaşır falan da alın çünkü bir süre misafirimiz olacaksınız” dedim. Sesi çatlamaya başladı. “Tamam” dedi. Ben daha fazla uzatmadan “Kardeşim hakkını helal et” dedim. O da kaybettiği eşeği bulmuş gibi sevindi. Sonrasında yeniden “Münir gerçekten böyle bir şey yok değil mi? Ben kendi halinde organizasyon yapan biriyim” dedi. Bu defa onu böyle bir şey olmadığına inandırmak için çaba harcadım. Emin olun gerçeğe inandırmak yalana inandırmaktan çok daha zor oldu.

Sıklıkla telefonlarımıza “Kendini asker, polis, hakim, savcı olarak tanıtan ve sizden para isteyen kişilere aldanmayın” diye mesaj geliyor. O mesajı okuyup, “Abi hakim ve savcılar mı bu mesajı yolluyor” diyenlere denk geliyoruz.

İnsanların çok büyük bir kısmı (bilimsel verilere göre yüzde 60’ı) eğitim seviyelerine bakılmaksızın insani olarak bu yöntemle dolandırılabiliyor.

Biri bilmediğiniz numaradan arasa, size şaka yapıldığına emin de olsanız içinize bir kurt düşer.

De…

Serdivan Belediyesi hafta sonu bir duyuru yaptı. Duyuruda “Serdivan Belediyesi'nin, belediye başkanımızın, başkan yardımcılarımızın ve bürokratlarımızın isimleri kullanılmak sureti ile; belediye adına ihtiyaç sahibi olan çocuklar için yardım toplandığı, hesap veya IBAN numarası paylaşılarak vatandaşlarımızdan para talep edildiği belediyemize yapılan şikayetler doğrultusunda tespit edilmiştir. Konu ile ilgili kolluk kuvvetlerine gerekli bilgilendirme yapılmış olup ayrıca yasal işlemler de başlatılmıştır. Serdivan Belediyesi veya görevli bürokratları adına şahıs, işletme veya kurumlardan herhangi bir yardım talebinde bulunulması kesinlikle söz konusu değildir. Bu tarz talepte bulunan kişilere kesinlikle itibar edilmemesi, bahse konu durumla karşılaşılması halinde ise konunun en kısa sürede emniyet birimlerine iletilmesi hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur” deniyor. Durum o kadar ciddi yani. Adamlar dolandırıcılıkta level atlamış. İşi belediye çalışanlarının adlarını kullanmaya kadar getirmişler. Bu tabi belediye çalışanları için onur duyulacak bir şey. Hele bir de onların adlarını duyup dolandırılanlar varsa…

Hani diyordu ya “Biri sizden benim adımı kullanarak borç isterse verin. Beni elin dolandırıcısına mahcup etmeyin” diye. Tam o da o durum…

Yerli otomobil konusunda Bursa avantajlıydı
Bu cümle Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ’a ait. Doğru mu? Evet kesinlikle doğru. “Konunun siyasetle alakası yok” tespitine ise katılmıyoruz.

Türkiye’de siyasetle alakası olmayan bir tane bile konu gösteremezsiniz. Bir ilkokula hademe alınacakken bile siyasetin etkin olduğu bir ülkede yerli otomobilde siyasetin etkili olmadığını söylemek mümkün olmaz.

Sakarya’nın sivil toplum ayağı eksik. Sakarya’nın lobi gücü pek yok. Sakaryalı vasat ümmet. Siyasiler üzerinde baskı oluşturamıyor.

Aslında her siyasi partinin üst düzey isimleri Sakaryalı. Ama gel gör ki Bursa daha avantajlı.

Neden?

Birbirimizi sevmediğimizden. Birbirimizi korumadığımızdan. Birlik olmadığımızdan.

TOGG için yer aranırken Akgün Altuğ’un yalnız kalmasından. Herkesin kendini kenara çekmesinden.

Bursa avantajlı. Merak etmeyin. Yan sanayi konusunda da Bursa avantajlı olacak. Çingen’i dövmeye başlamışlar. Yüzüne vurmuşlar “Arkam” demiş, kafasına vurmuşlar “Arkam” demiş, ayağına vurmuşlar “Arkam” demiş. Dövenler “Biz senin arkana vurmuyoruz ki sen neden sürekli ‘Arkam’ diyorsun” demişler. “Arkam olsaydı böyle vuramazdınız ya” demiş…

HECATİ: Evlenene kadar: Ya sev ya terk et! Evlendikten sonra: Seversen sev sevmezsen idare et…

YORUM EKLE