İşini sevmek

Babaannem “Sevdiğini alamadıysan aldığını seveceksin” derdi. Yani eğer sevdiğiniz işi yapamıyorsanız yaptığınız işi seveceksiniz. En azından işinizden evinize götürdüğünüz paranı helal olmasına dikkat edeceksiniz.

İşinizi sevseniz de sevmeseniz de oradan elde ettiğiniz gelir ile ekmek alıyor, çocuklarınıza o alın terinden ekmek yediriyorsanız kazancınızın helal olmasını sağlamalısınız. Onun da karşılığı işinizi tam olarak yapmaktır.

Ben bir ürünü gördüğümde o işi yapan kişinin işini severek yapıp yapmadığını anlarım.

Bu bir evrak işi de olabilir, bir hizmet de bir mamul üretimi de.

Bir kafeteryada otururken mesela bir garson size güler yüzle değil de oflaya puflaya gelirse o kişi işini sevmiyor demektir. İkinci defa size oflayarak gelirse de bir daha o kafeteryaya gidesiniz gelmez. Kısa süre sonunda sizin gibi düşünenlerin sayısı artarsa da o kafeterya batar. O işini sevmeyen kişi de ekmeğinden olur. O arada başka kişileri de ekmeğinden etmiş olur. Farkında olarak ya da olmayarak evine haram lokma götürmüş olur.

Benim inancıma göre tüm insanların işi hayatidir ve kutsaldır.

Mesela sabahın köründe ekmek pişiren fırıncı… Eğer işini severek yapmazsa bütün bir semti zehirleyebilir. İşini dikkatsiz yapan eczacı, yanlış bir ilaç verirse bir kişinin hayatına mal olabilir.

İşini sevmeyen bir servis şoförü bir minibüs dolusu çocuğun hayatını karartabilir.

Yaptığı işin önemini bilmeyen bir kanalizasyon görevlisi, insanların içme suyu ile atık suyunu karıştırabilir ve bir semtin hayatını tehlikeye atabilir.

Herkes kritik işler yapmaktadır aslında. İstisnasız herkes.

Tüm bu örnekleri neden anlattım.

Biz gazeteciler bazı şeyleri toplumsal duyarlılıktan dolayı dile getirmek yerine ilgili makamlar tarafından çözülmesi için gayret ederiz. Aslında haberi yazsanız daha çok sansasyon olur ama biz yine de içinde yaşadığımız toplumu daha çok önemseriz. Kendi kişisel çıkarımızdan daha öne koyarız toplumsal değerleri.

Bundan iki yıl kadar önce bulunduğumuz ilçede bir tacizci yakalanmıştı. Liseli kızların geçiş güzergahında saklanan tacizci bisikleti ile kızları takip ediyor, sözle hatta elle tacizde bulunuyordu.

Bu kişiyi takip ettik. Toplumsal duyarlılık ve polisin titiz çalışması sonucu bu kişi yakalandı. Adli süreç sonunda da bir ceza aldı. Aldığı ceza toplum yararına çalışmaya çevrildi. Nasıl bir toplumsa bizimki de…Toplumu taciz eden adam toplum yararına çalışacak. Neyse…

Biz süreci biraz daha takip ettik. Sonunda tacizcinin, liseli öğrencileri taciz eden tacizcinin topluma hizmet etmesi için seçilen noktayı bulduk.

Lise…

Düşünün adam liseli öğrencileri taciz etmekten ceza alıyor ve ceza olarak da kendisini lisede çalıştırma kararı veriliyor.

Güler misin ağlar mısın?

Durumu öğrenir öğrenmez ilgililere ilettik. Panikle kişi liseden alındı ve başka bir devlet kurumuna (emniyete) gönderildi ve hizmetini burada yaptı.

Şimdi kardeşim…

Ben gazeteciyim. İşimi de aslında haber yapmak. Toplumdaki dengeleri, cezaları ve ödülleri takip etmek de sizin işiniz. Siz bunun karşılığında para alıyorsunuz.

İşini gerçekten seven, ne yaptığını bilen bir insan eğer sadist ruhlu değilse bu şekilde bir hata yapar mı?

Allah aşkına!

Sevdiğiniz işi yapın.

Eğer yapamıyorsanız yaptığınız işi sevin!

O da olmuyorsa bırakın gidin!

Toplumun dengeleri ile oynamaya ne hakkınız var!

Önce dayak caiz midir

Yasaların genel olarak hepimizi tatmin edici şekilde işlediğini söylemek mümkün değil. Olmadık kişilerin “kaçma şüphesi olmadığı” gerekçesi ile serbest bırakılması zaman zaman canımızı acıtıyor.

Bir hakim arkadaşımızla konuşurken, “Sizin canınızı yakan şeyler bizim de canımızı yakıyor. Anayasada bizim de beğenmediğimiz çok şey var ama bir şeyi beğenmiyoruz diye kafamıza göre karar da veremeyiz. Sıklıkla verdiğimiz kararların ardından linç ediliyoruz. Ama yasada bu duruma karşı ne yazıyorsa onu uyguluyoruz. Biraz da inisiyatif alıyoruz. Allah için defalarca en ağır kademeden ceza vermişliğimiz var. Ama bir suçun cezasını hukuk vermelidir. Hukuk da toplum vicdanını rahatlatmalı, suç işlemeye meyli olanları caydırmalıdır” diyor. 

Yani bir suçluyu yakaladığımızda toplumsal tepki ile tekme tokat dalmamak lazım.

Zira sokakta biri kız diğeri erkek iki arkadaş yürürken kız olanı yüksek sesle “Beni taciz ediyor” dedi.

“Allah’ını seven beni tutmasın” modundaki esnaf çocuğun iki yıllık dayak ihtiyacını karşıladı. Bu esnada kız kısık sesle, “Yapmayın abi şaka yaptım” diyebildi.

Onun için hukuka güvenmek iyidir…

YORUM EKLE