İşsizliğin Sebebi Kültürdür

Anadolu Ajansı’nın internet sitesinde 10 Şubat 2020 tarihinde yazılmış bir haber şöyle:

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2019'a ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, 2019 kasımda bir önceki yılın aynı ayına göre 327 bin kişi artarak 4 milyon 308 bine çıktı. İşsizlik oranı 1 puan yükselerek yüzde 13,3 oldu. İşsizlik oranı, kasımda bir önceki aya göre ise 0,1 puan azaldı. Tarım dışı işsizlik oranı 1,1 puanlık artışla yüzde 15,4 olarak tahmin edildi. Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 0,9 puan yükselerek yüzde 24,5 oldu. İşsizlik oranı 15-64 yaş grubunda ise 1 puan artışla yüzde 13,6 olarak gerçekleşti.”

Konu işsizlik olduğunda hükümetlere vurmak en kolay yoldur. Hükümetlerden gençlere iş bulması, yeni iş alanları açması veya mevcut iş alanlarını genişletmesi isteniyor. Vatandaşın istemeye hakkı var ama işe yarar mı?

Türkiye’de 20 sene önceki sosyoekonomik yapı olsa belki! Ancak bugün bu veryansınların ve taleplerin hiçbir hükmü yoktur!

Çünkü Türkiye’de eskiden olduğu gibi “karma ekonomi dönemi” yaşanmıyor. Karma ekonomi, devletin ve özel girişimcilerin aynı piyasa içinde birlikte faaliyet göstermesi demektir. Başka bir deyişle; karma ekonomi, ekonomik faaliyetlerde hem devletin hem de özel teşebbüsün birlikte yer aldığı ekonomik sistemi ifade etmektedir.

Oysa bugün artık devletin hemen hemen her sektörde faaliyet gösterebildiği bir ekonomik model içinde yaşamıyoruz. Devlet özelleştirme politikaları sonucu, sağlık, güvenlik, eğitim, ulaştırma (belediye) ve biraz da bankacılık dışında neredeyse bütün piyasalardan çıkmış veya ağırlığını özel sektöre bırakmıştır. Savunma sanayi bile böyledir.

Özelleştirme, devletin küçülmesi böyle bir şeydir ki vatandaşın önemli bir bölümü bu politikayı yıllarca desteklemiştir.

Ülkeyi kim yönetirse yönetsin; hükümet her sene işgücü piyasasına katılan yaklaşık bir buçuk milyon işgücü arzını devletin kurum ve kuruluşu ile kapatamaz! Hükümetin yapması gereken kendisine lazım olan istihdamı sağlarken niteliğe odaklanmaktır. Liyakatli, nepotizmden uzak, adaletli, vs. 

Türkiye’de işsizlik, öncelikle devlet aradan çekilince bütün pastaya (kâra) tek başına sahip olan özel sektörün sorumluluğunda olan bir olgudur.

Özel sektör kendi sermayesinden tırtıklarken, ar-ge ve patent faaliyetlerini göstermelik yaparken, “küçük olsun-benim olsun” mottosu ile hareket ederken daha da önemlisi markalaşma yerine az riskli fason üretimi benimsemişken ve yeni iş sahaları açma konusunda isteksiz olmaya devam ederken işsizlik, ülkem için problem olmaya devam edecek gibi görünmektedir.

Kısacası Türkiye’de işletmeler fakir, patronlar zengin olmaya devam ettikçe çarkın tersine dönmesi kolay değildir. İşgücü arzının her daim iş gücü talebinden fazla olması ücret seviyelerinin yükselmesine (refaha) de engel olmaktadır.

Bu işveren tarafı! İşin bir de iş gören tarafı var.

Kendi çevrenizden pay biçin lütfen! Anne – babalar çocuklarını uzun yıllar boyunca, büyük emek harcayarak bir yerlere “memur olsunlar” diye yetiştiriyorlar ve fakat sürecin sonunda (mezuniyet sonrası) “neden çalışacak iş yok” diyerek söyleniyorlar.

Türkiye’de eko-kültür değişmedikçe, işsizlik problemi yabancı yatırımların insafına kalacaktır. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Las palmas
Las palmas - 1 ay Önce

Sayın yazar
Eko kültür den ne anladığınızı okuyucuya tam olarak anlatamadınız
Yani bir nevi karnınızdan konuştunuz
Türkiye bir modern köle cenneti
Zavallı emekler vicdansız patronların ve Politikacıların olmayan merhametine kaldığı müddetçe emekçi köleliğe mahkumdur Türkiye de.
Çözüm yok bu konuda
Türkiye cehenneminde doğmanın cezasıdır asgari kölelik

banner22

banner21