İstanbul Sözleşmesi

12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden sapığın haberini okuyunca tekrar yazayım dedim İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ.

Önceki yazılarımda tecavüzcüler, sapıklar, katiller, vandallar, mankurtlar, fetöcüler, din tüccarları, iç güçler, dış güçler birde içeriğini okumadan sırf laf olsun diye karşı çıkanlar İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE karşı çıkıyor diye yazmıştım.

Aslında daha ağır yazacaktım ama siz okuyucu arkadaşlarımıza saygımdan biraz hafif dokundum. Buna rağmen bazı tecavüzcüler, sapıklar, sapkınlar, katiller, vandallar, mankurtlar, fetöcüler, din tüccarları, iç güçler, dış güçler alınmış.

Bu çağdışı yaratıklara cevap vermeden önce İSTANBUL SÖZLEŞMESİ hakkında biraz detaylı bilgi vereyim.

11 Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi tarafından İstanbul’da imzaya açılan, ilk imzayı Türkiye’nin attığı ve 45 ülke ile birlikte Avrupa Birliğince de imzalanan İSTANBUL SÖZLEŞMESİ başta AİLE İÇİ ŞİDDET ve CİNSEL İSTİSMAR olmak üzere KADINLARA ve ÇOCUKLARA yönelik her türlü şiddet ve cinsel istismarın önlenmesi, MAĞDURLARIN KORUNMASI ve SUÇLULARIN hak ettikleri gerekli ve yeterli CEZAYI almalarını sağlayan bir İNSAN HAKLARI sözleşmesidir.

45 ülkenin imzası olmasına rağmen sadece 34 ülkede onaylanarak yürürlüğe giren İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ülkemizde 14 Mart 2012 tarihinde onaylanmak sureti ile 01 Ağustos 2014 tarihinden itibaren de yürürlüğe girmiştir. Emeği geçen ve kabul eden herkese çok teşekkür ederim.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ…

Kadın cinayetine karşı… Töre ve namus cinayetlerine karşı… Kız çocuklarını öldürmeye karşı… Gelin yakmaya karşı… Çeyiz cinayetlerine karşı… Hamile kadınların öldürülmesine karşı… Eşlerin öldürülmesine karşı… Kız kardeşlerin öldürülmesine karşı… Kısacası kadın ve kız çocuklarının cinsiyet farkından dolayı hangi gerekçe ile olursa olsun öldürülmelerine karşı…

Sadece bunlara mı karşı İSTANBUL SÖZLEŞMESİ? 

Cinsel saldırıya karşı… Toplu cinsel saldırılara karşı… Cinsel tacize karşı… Siber tacizlere karşı… Tecavüzlere karşı… Aile içi tecavüzlere karşı… Ensest ilişkilere karşı… Fuhuşa zorlamaya karşı… Cinsel köleliğe karşı… Ayin köleliğine karşı… İnsan ticaretine karşı… Şiddete karşı. Seks işçilerine yönelik şiddete karşı… Psikolojik şiddete karşı… Hatta ekonomik şiddete karşı… 

Şimdi İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE karşı çıkan yaratıklardan bir kaçına bakalım…

Tecavüzcü… 
9 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz etmiş. Sonrada öldürmüş. Yargılanmış. Kravat taktı. Kibar konuşuyor diye indirimden faydalanmış. Tahrik indirimi de uygulamışlar. Birde üstelik ilk afta serbest kalmış. İşte bugün bu tecavüzcü karşı çıkıyor İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE. Birde bu tecavüzcüleri savunan sapkınlar.

Sapık…
Sözde Şeyh… Şıh… Mensubu bulunduğu tarikatın kurslarında 11-12 yaşındaki çocuklara tecavüz etmiş. Yargılanmış. Sakalı var. Sarık bağlamış diye indirimden faydalanmış. 3-5 sene ceza almış. Çıkarılan afla serbest kalmış. İşte bugün bu sapık karşı çıkıyor İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE. Birde bu sapığı savunan sapkın müritler.

Örnekler o kadar çok ki hepsini yazmaya kalksak on binlerce sayfalık kitap olur. En iyisi örnekleri bırakalım da işin acı tarafına yani bir kereden bir şey olmaz diyerek bu sapık ve tecavüzleri normal karşılayan vicdansızların olduğu ülkenin son haline bir bakalım…

Resmi kayıtlara göre 2019 yılında ki kadın cinayetlerinin sayısı 474. Sene başından bugüne kadın cinayetlerinin sayısı 169. Son on yılda işlenen kadın cinayetlerinin sayısı ise 4 bin.

Yine resmi kayıtlara göre 2019 yılında ‘‘ cinsel dokunulmazlığa karşı suç’’ kapsamında 49 bin 57 dava açılmış. Bunların 22 bin 689’u yani yarıya yakını çocuklara yönelik cinsel istismar. 2020 yılında ise bu sayı Temmuz ayı itibarı ile 40 bini bulmuş. Yine bunun yarısı çocuklara yönelik cinsel istismar. Son 15 yıla baktığımızda ise 450 bine yakın dava açılmış.

Düşünebiliyor musunuz?

COVİD 19 vakasından fazla tecavüzcü ve sapığın olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Sonuç olarak... 

Her zaman söylerim. İDAM geri gelsin. Ne kadar tecavüzcü, çocuk ve kadın katili sapık varsa yargılanıp İDAM edilsin. Birde bunları savunanlar.


Saygılarımla,
Sinan Ulusinan
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zeynep EMECAN ULUSİNAN
Zeynep EMECAN ULUSİNAN - 2 hafta Önce

Veriler ile kanıtlayarak yazmanız çok hoş. Ama diyecekler ki "Bütün tarikatlari ve şeyhleri aynı kefeye koymak yanlış hepsi kötü gibi bir algı oluşturuyor yapılanlar ve söylenenler şeyh uzerinde dine zarar vermek." Buna cevap olarak "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir." Dediğimizde de bu sefer M.K.ATATÜRK'e karşı kin ve nefret beslemelerine sebep oluyoruz sanırım. Şöylesi durumda bile tarikatları savunan zihniyetleri anlamayı diliyorum.