Kadının adı var

Vaadedilmiş, bahşedilmiş haklarımız var bizim.

Ta ezelden!

Bizler hep bildik bu verilmiş, üzerimize ayetler inmiş gücümüzü.

Bilmeyenlere de öğretmek   niyetimiz olmadı hiç...

Biz, hep bildik kendimizi çünkü.

Birileri anlattı...

Yazdı, çizdi!

Ama hep; kendi meşreplerince, fikirlerince, zikirlerince...

Hayatın her alanında varız. Allah bize vermişse geleceğin oluşumuna bebeler, bireyler yetiştirmeyi...

Siz eril kesim, kim oldunuz da kısıtladınız bizi asırlarca?

Diyesim var!

Ama demeyeceğim!

En büyük demiş zaten!

Susmak düşer bize...

İslam dini, kadını en yüksek mertebeye çıkarmıştır. İslamiyet’in kadına verdiği değeri, hiçbir din, hiçbir öğreti vermemiştir.

"Ey insanlar, kadınların haklarına riayet ediniz.

Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz!

Onlar hakkında, Allah'tan korkmanızı tavsiye ederiz."

  (Müslüm, Hac,147)

Kuranda; "Ey iman edenler" ifadesi geçer.

Erkek ya da kadın değil. İnsanı baz almıştır çünkü Yaradan.

Cinsler, ırklar, kişiler üzerinden hareket etmez.

Ve;

İslamiyet öncesi de var bu işin.

Eski Türklerde, Kağanın eşi Kurultayda söz sahibiydi.

Ve; Atamızda 86 yıl önce, elimizden alınan hakları geri verdi biz kadınlara.1934'de.

"Dünyadaki her şey kadının eseridir".

K.Atatürk

Daha ne yazayım!

En Yüce'den, bile ispatımız ve desteğimiz varken.

Bize, Allah katında verilen değerleri, kimse alamaz elimizden. Bunu bilir buna inanırım.

Birileri de bilmeli bence.

Ve biz kadınları dişi değil, kişi olarak kabul ettiğiniz de uygarlaşırsınız ve sizde bu erdemle, Tanrı katına yaklaşırsınız.

Demesi benden.

Okudum!

Kendine Ait Bir Oda

(Virginia Wolf)

Bu dünyayı; yapıcı gücünü kullanan kadınlar yönetmeliydi.

Yıkıcı gücünü kullanan erkekler değil.

Biz gülünce, Dünya gülerdi.

Wolf'tan "Kadınlar ve kurmaca edebiyat " konusunda konuşma yapması istenir. Ve konuşur;

Kadınların, eğitime kabiliyetleri var mıdır, yok mudur?

Napolyon olmadığını düşünüyor.

Ruhları var mıydı?

Goethe kadınlara saygı duyulmasını söylerken,

Mussolini onları küçümsüyor.

Her daim, kadınlar hakkında bir şeyler söyleyip, onları küçümseme hakları vardı.

Neden?

Kadınlar, asırlar boyunca erkeği iki kat daha büyük gösteren ayna görevi gördüler.

Tadına doyulmaz büyülü bir ayna.

Mussolini ve Napolyon kadınları bu kadar aşağı görmeselerdi bu kadar yüksekte olamayacaklardı. Kadın eleştirisi onları rahatsız eder. Aynadaki görüntü küçülür!

Erkek, evinde kendini büyük görmezse, dışarıda nutuklar vermeyi, kaleler fethetmeyi, yasalar koymayı, kitaplar yazmayı vb... nasıl sürdürebilir?

Bu aşağılanma ve değersiz durumda bile, kadınlar şiir ve kitap yazmaya çalışmışlardır.

Erkeklerin alaylı eleştirilerine rağmen...

Titrek, korkak, kuralları asmadan, söyleyeceklerini tam ifade edemeden yazmaya çalışmışlardır.

Aslında, sadece erkeklerin yazdığı "eril" düşünceli kitaplara alışık olan insanlar, belki de "dişil" düşünceli bu kitapları yadırgadılar.

Savaşlarla bezeli, yıkıcı hikayelerin yanında bir kadının yapıcı yazdığı hikayeler onlara basit gelmiş ve alay etmiş olabilirler.

Belki de işlerine gelmedi!

Elizabeth dönemi edebiyatı, işte kadınlar için bu kadar zordu.

Kabul edilmediler ve alaya alındılar.

Cinsiyet kısıtlaması, her dönemde her yerde olduğu gibi Edebiyatta da önümüze çıkıyor.

Caleridge; Üstün bir zihin çift cinsiyetle olmalı der.

Sağ ve sol beyin dengesi.

Ve Entelektüel özgürlük; maddi şeylere bağlıdır.

Bir kadında bunların hiçbiri yoktur. Kendine ait malların bile kocanın hükmüne geçtiği bir devir ve kadının eviyle ilgilenmesi dışındaki özgürlüğünün olmaması, yazılarında tutuk ve konu aralarının kopuk olması demekti.

Bu döngüyü Jane Austen ve Emiliy Bronte bozmuştur.

Hem eril hem de dişil düşünceyle yazabildiler.

Çünkü, kendilerine ait bir odaları, maddi ve manevi özgürlükleri vardı.

Sevdim ben Bayan Woolf'u!

Sorgulayıcı tavrı ve korkusuz düşüncelerini takdir ettim.

Kadının özgür olmadığı, üretmediği, hayatın içinde olmadığı her durumda, yıkıcı mantık ön plandadır.

Kadının olduğu her yerde, maneviyat hüküm sürer.

 Belki de savaşlar durur!

Belki de sevgi hüküm sürer dünyada!

Kadın, eğitime erkekle beraber yürüseydi, maddi ve manevi özgürlüğü olsaydı, daha güzel çocuklar yetiştirebilirdi.

Elizabeth dönemi kadın yazarlar gibi, hırsını göstermek için satır aralarında kalemini bazen balta gibi kullanmazdı.

Özgüven ve güvenin olduğu hiçbir yerde, yıkıcı öğretiler olmaz.

Doğal ihtiyaçları için bile savaş veren bir kadın soyundan bahsediyoruz.

Ve "SOYU" devam ettirenlerden.

"Kadının adı var- Lily' den Malala' ya " kitabını okudum.

Akademik araştırma kitabı.

Zannederiz ki; batı kadına daha çok değer veriyor. Kadının mal gibi görüldüğü, hiçbir özgürlüğünün olmadığı Yahudi ve Hristiyan toplumlarıdır.

 Kadına değer, Türk toplumunda hep vardı.

Ve İslamiyet, kadına değeri en ön planda tutar. Türk maneviyatını bozmaya çalışanların, ilk önce "Kadınlar" üstünde oyun oynadıklarını düşünüyorum.

Ve İslamiyet’in içindeki öğretilerde de ilk bozulan "kadın" larla ilgili ayetlerdir.

Vahabilik adetlerini, İslamiyet adı altında toplumumuzu erozyona sürüklemek için kullandılar.

Çünkü, kadın özgür olmazsa, özgüvenli olmazsa, yaratıcı- üretken olmazsa aile bozulur.

Güçlü ve özgüvenli kadınların yetiştirdiği güvenli bir topluma ihtiyacımız var.

"Aile yıkılınca Ulus ölüme dört nala gider"

Teşekkürler Atam.

YORUM EKLE
YORUMLAR
engin uzun
engin uzun - 2 ay Önce

Kadınların yer aldığı her dalda başarının geleceğine inananlardanım. Elinize emeğinize sağlık.

Saime Sancaktar
Saime Sancaktar - 2 ay Önce

Muhteşemsin,yolun açık olsun kalemine yüreğine sağlık

Erol Arslan
Erol Arslan - 2 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım çok güzel yazmışsın

dr. T.Sibel Yılmaz
dr. T.Sibel Yılmaz - 2 ay Önce

Bu ne kadar bilge ve dengeli, alkışlanacak bir makale. Teşhis doğru, tedavide bizi üretimden koparıp tuketime yönelttiler, erkek kadın hepimiz palavraya teslim olduk, duygu düşüncelerimiz dumura uğradı.

Banu
Banu - 2 ay Önce

Bu nedenle kız çocukları masallardaki üstün / ezik bilinçle değil eş / denklik bilinciyle yetiştirilmeli. Gerçek hayatta hakları arkasına sığınmak yerine hakkı olanları bilerek yaşamalı. Verilen hiç bir şey kişinin bilincinde hak ettim mekanizmasını çalıştırmıyor. Almalı, deneyimlemeli, kazanmalı ve bilmeli. Hayatın içinde figüran değil baş rol oynamalı. Yoksa gölgeyle bokstan öte bir gücü kalmaz eşlik/eşitlik anlamında

Mensure kakalıcoglu
Mensure kakalıcoglu - 2 ay Önce

Cok dogru soylenmıs bır cumle evdekı kadın yok olunca aile bıreylerıde yok oluyorl

Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 2 ay Önce

Guzel gundem konusunu dile getirmisin yuregine saglik arkadasim kadinlar olmasa dunya durur cocuk doguran bizler yetistiren emek,veren icerde ve disarda idareci olarak yine bayan her seyi hakka ediyoruz guc bizde

Nurten Demirci
Nurten Demirci - 2 ay Önce

Şimdi göstermelik,bilmeyen kadınları öne çıkararak kadınların akılları sırazayıflıklarını sergiliyorlar.Akıllı cesur kadınlara tahammülleri yok.Örnekler çok.Mesela Tansu Çiller.