Kafkasların özgür ülkesi Gürcistan

Daha önce birçok kez Gürcistan’ın turizm başkenti diyebileceğim Batum’u ziyaret etmiştim.
Geçtiğimiz hafta ilk kez yakın komşumuz Gürcistan’ın başkenti dâhil, tarihi ve kültürlerini barındıran şehirlerini ziyaret etme fırsatı buldum.
Bu ziyaretimizi gazetemiz imtiyaz sahibi Sn. Turan Kalfa ve bölgeyi yakinen tanıyan ve tanıtan gazeteci ve turizm firması sahibi Sn. Ramazan Balcıoğlu’yla birlikte gerçekleştirdik.
Yaşamımız boyunca Gürcü halkıyla içiçe yaşamış biri olarak bu ziyaretimde, kadim Gürcü halkı tarihini ve kültürünü kısmen ’de olsa yakından tanıma fırsatına eriştim.
Gezimizin ilk gününde Batum’da, bir sonraki günde Tiflis’te Osmanlı ve diğer imparatorlukların ülkedeki olumlu olumsuz izleri hakkında bugüne kadar duymadığım bilgilere rehberimizin sunumuyla ulaştım.
Batum Türk vatandaşları için gerçekten kolay bir şehir diyebileceğim bir merkez.
Bu merkezde tarih ve kültüre meraklı olan insanların ziyaret edeceği farklı içerikte, kale, müze, kilise ve cami gibi noktalar oldukça çok.
Bu yönüyle de Batum’u yakinen tanımayı herkese öneririm.
Batum ziyaretimiz ardından, Sovyetler birliğinin unutulmaz liderlerinden ve dünyanın farklı duygularla andığı kişi olan, Stalin’in doğduğu şehir olan Gori’deyiz.
Gori şehri aynı zamanda Stalin’in doğuşundan ölümüne kadar yaşamından kesitlerin sunulduğu yeryüzündeki tek “Stalin müzesini” barındırıyor.
Gori şehri ve barındırdığı Stalin müzesi Sovyetler birliği ve Gürcü tarihi için ilginç ve gerçeklere dayanan anekdotları barındırıyor. 
Gürcistan’ın kalbi Tiflis. .
Bir ülkenin başkenti ve önemli şehirleri o ilkenin karakterini yansıtır.
Tiflis gerçekten Gürcü halkı ve devletinin adeta göz bebeği.
Bu şehrin tarihi derinliği ve özgün ağırlığı sadece Gürcistan’da değil, geçmişte olduğu gibi günümüzde tüm bölgede hissediliyor.
5 yüzyılda kurulduğu ifade edilen Tiflis şehri, aynı zamanda tarihi İpekyolu üzerinde kurulmuş bir şehir olması, günümüzde bu şehri cazip kılmakta.
Tiflis, aynı zamanda farklı kültürlerin ve halkların, dillerini ve dinlerini özgürce yaşadığı bir şehir.
Batum’da ve Tiflis Sokaklarında Türkçe konuşan, Atalarının Osmanlının bölgede hâkimiyet kuruduğu devirden kaldığını ifade eden esnaflarla karşılaşmak mümkün.
Bu şehir aynı zamanda Azeri ve Ermeniler içinde önemli bir yerleşim alanı.
Bugün hala Gürcü nüfusunun %5 Azeri, %5 Ermeni halkından oluşmaktadır.
Şehri ikiye ayıran Tura Nehrinin her iki yakasını birbirine bağlayan tarihi köprüler ve nehrin her iki yakasına serpilmiş ressamlar ve el sanatlarını icra eden sanatçıların varlığı, nehrin akışına ve şehrin tarihine adeta şahitlik ediyor.    
Şehrin yeni yapılan anıt yapılar sınıfında değerlendiren ‘barış köprüsü’ gibi gerçekten ilgi çekici mimarisi ve görselliği farklı yapılar, ziyaretçileri için Tiflis şehrini cazip kılmakta.
Tiflis’te çift mihraplı Camii
Gezimiz süresince rehberimiz ülke tarihinden ve kültüründen oldukça ilginç bilgileri bizimle paylaştı.
Ancak benim acımdan ilgi çekici olan çift mihraplı bir caminin ibadete açık olmasıydı.
Tiflisin tek camisi olma özelliğini de taşıyan bu cami 1895 yılında inşa edilmiş.
Bugün Sünni ve Şii mezhebine tabii insanların camide birlikte ibadet etmesi ve çift Mihraplı, Şii ve Sünni din insanlarının kullandığı bir caminin varlığı sanırım dünyada sadece Gürcistan’a özgü bir durum.
Gürcistan’ın Anası Kartis Deta
Kartis Deda ismini ilk kez duydum.
Bu isim Gürcü halkı için bir Ana ve kutsal bir kişiyi ifade ediyor.
Tiflis’e hâkim bir nokta da Kartis Deta’nın muhteşem bir heykeli bulunmaktadır.
Heykelin anlamı; Sağ elinde tutuğu kâse, dostlara sunulmak üzere şarap, sol elinde düşmanlara karşı tutuğu kılıçla, misafirperverlik, barış ve özgürlüğü temsil ettiği anlatılmaya çalışılmış. 
Tarihi bağları güçlü 2 ülke
Son yıllarda sosyal ve ekonomik olarak gelişme yolunda önemli adımlar attığı bilinen Gürcistan zaman zaman sancılı süreçten geçiyor.
Ülkenin başkentinde muhalefet partilerinin iktidara karşı sürekli protesto gösterilerine gezimiz anında şahit olduk ve gözlemledik.
Bu gösteriler bizlere, demokrasinin temeli olan “ifade özgürlüğüne ülkede iktidar ve muhalefetiyle herkesin saygı duyduğunu “ göstermektedir.
Gürcistan ve Türkiye Cumhuriyeti iki sorun yaşamayan, tarihi bağları güçlü olan komşu ülkeler olarak ilişkileri gayet sıcak.
Bu ülkelerin yurttaşları birbirini daha yakın tanımalı.
O nedenle Kafkasların Özgür ülkesi Gürcistan’ı tarihiyle, kültürüyle ve leziz yemekleriyle ziyaret edilmesi gereken ülkelerin başında geliyor. .

Gelecek hafta Ermenistan gözlemlerim...

YORUM EKLE

banner7

banner6