Kalem ucu özgürlük

Yalan yok. %92 engelli olarak, bir tek aklı ve yüreği çalışan, yaşama dair hiç bir eylemi yapamayan, ama hayatın her bir noktasını, deli gibi hisseden biri olarak, özgürlüğü, sadece kalemimin ucunda yaşıyorum. Ömür boyunca tadamayacağım aşkı, aklımda olan sayısız düşünce, yüreğimde olan sayısız duyguyu dile getirmeyin hazzını ve hatta, ömür boyu hasret kaldığım hasret kalacağım yürümenin zevkini bile, kalemimin ucunda yaşıyorum ben.
Evet gerçekten de, kalemimin ucunda özgürüm ben. Aşka, sevgiye dair de yazıyorum, öfkeye, kine dair de. Akla, fikre dair de yazıyorum, hisse, duyguya dair de. Ve ben, insana, hayata dair de yazıyorum, gündeme, siyasete dair de. Dedim ya, kalemimin ucunda özgürüm ben. İstediğim çoğu şeyi yaşayamıyor olsam da, hissettiğim her şeyi, çılgınca yazıyorum ben. Dilimden tek bir cümle tanesi düşmüyor olsa da, aklim ile yüreğimi, haykırırcasına yazıyorum ben.  Hatta ömrüm boyunca hiç bir zaman gerçek olmayacak hayalleri bile, kalemimin ucunda yaşıyorum.
Her tarafta, her konu üstünde dans eden ve hayata dair her şeyi, kendine dert eden kalemim, bu ara ülkeyi dert etti. Ülkeye ekilmek istenilen kini, öfkeyi, bayrağa dikilen o hain gözleri, milletin arasına saçılan fitneyi, birlik ve beraberliğimizi hiç bir şekilde hazım edemeyen Batı’yı ve Türkiye’den başka kimsesi kalmayan, yalnız, garip ve hüzünlü İslam’ı dert etti.
18 nisan 2018 çarşamba günü, Cumhurbaşkanımız, erken seçim kararını açıkladı ve o andan itibaren Türkiye, zor ve bana göre çok farklı bir sürece girdi. Evet, yaşanacak bu iki aylık süreç, yeni yazılacak tarihin, ilk cümlesi olacak. İki aylık bu süreç, belki bin yıl, belki dünya dönmeye devam ettikçe konuşulacak. Bu süreçte, birçok kirli cümlenin yanı sıra, birçok kirli eylem de olacak. Ve bu süreç, isteyerek ya da istemeyerek, mutlaka birilerinin canını yakacak.
Bu süreç, çok zor, yaşanacakları akılın alamayacağı ilginç ve bir o kadar farklı bir süreç olacak. Ama aynı zamanda, yaşanması, hissedilmesi ve izlenmesi son derece zevkli, tarihi bir süreç olacak. İslam ve Türkiye düşmanları, bugüne kadar yapılmadık her şeyi, bu seçim döneminde yapacaklar. Bizim derdimiz, vatan, bayrak, ezan olacak, onların derdi, bin yıllık tarihi bu milleti, bin parçaya bölmek olacak. Biz, ramazan, iftar, orucumuz ile meşgul olurken, onlar, ülkenin kuyusunu kazmaya çalışacaklar. Biz, ezan altında yaşamanın huzurunu idrak edip, hakki ile şükür edemez iken, onlar, ezansız bir Türkiye için, son çabalarını sarf edecekler.
Bu seçim, asla ama asla siyasi bir seçim değil. 24 haziran akşamı, sandıktan, ya Hilal’in huzuru çıkacak, ya da Haç’ın soğukluğu… İşte bu yüzden, süreci eze eze yaşarken, iyi analiz edelim. Çünkü karar bizim. Ya soğukluk, ya da huzur.  

YORUM EKLE