Kan ağlayan bir millet ve ümmet

Ağlayan, baskıya uğrayan Türkistan, günümüzde en çok tartışılan Türkistan hala Çin’in baskısı altında inim inim inleyerek yaşıyor. Müslüman ülkelerin hatta Türk devletlerinin sessiz kaldığı Doğu Türkistan.

 Türkistan’ın kısa tarih geçmişine bakacak olursak, MÖ denememde Metehan idaresindeki Büyük Hun imparatorluğu himayesinde yaşarken, Metehan’ın ölümünden sonra Çinlilerin istilasına uğrar, bu sahne Hunlar ve Çinliler arasında birkaç kez tekrarlanır. Daha sonra Doğu Türkistan Göktürklerin eline geçer ve uzun zaman Göktürklerin yönetiminde kalır. Doğu Türkistan tekrar Çinlilerin işgaline uğrar, on yıl sonra Doğu Türkistan Tibetlilerin eline geçer aradan elli yıl geçtikten sonra Göktürkler Doğu Türkistan’ı tekrar ele geçirirler ve hakimiyetleri fazla sürmez. Talas savaşından sonra Doğu Türkistan uzun bir zaman Cengizhan idaresinde kalır. Cengizhan’ın ölümünden sonra Doğu Türkistan Timur’un oğlu Çağatay’a kalır. Batı Türkistan’ı elinde bulunduran Timur Doğu Türkistan’ı da ister ama bu isteğinde başarısız olur. 1760 yılında Çinliler Doğu Türkistan’ı yeniden istila ederler ve bir genel vali atarlar. Doğu Türkistanlılar 1763, 1819, 1830, 1846, 1850 yıllarında Çinlilere karşı birçok isyan çıkarttılar bu isyanların hepsi de şiddetli ve kanlı bir şekilde bastırılır. Yüzbinlerce Türkistanlı ülkeden göç etmek zorunda kalır. Yakup bey liderliğinde 1871 yılındaki ayaklanmada Doğu Türkistan Çinlilerden temizlenir. O dönem Osmanlılar Yakup beye büyük destek verirler ve Doğu Türkistan’ı tanırlar. Daha sonra İngiltere ve Rusya da tanır. Osmanlıların zor durumda olması nedeniyle Doğu Türkistan’dan el çekmek zorunda bırakır. Daha sonra İngilizler ve Ruslar da Yakup beye olan desteklerini çekince ülke tekrar Çinlilerin işgaline uğrar. Halka baskı ve zulmün dozu bu sefer daha fazla artırılır. Aşırı vergiler konulup insanlar sadece kuru ekmeye muhtaç hale getirilir. Kızları Çinlilerle evlendirilir. Şehrin her semtinde genelevler açılarak toplumun ahlak yapısını bozarlar. Toplu ibadeti yasaklarlar, kadınların zorla başları açılır, herkes Çince konuşmak ve yazmak mecburiyetinde bırakılır. Bu baskılar sonuncu isyan eden halk başarılı olur ve Doğu Türkistan İslam Devletini kurar. Bu devlet iki yıl sonra yıkılır, 1944 yılında yeni bir devlet kurulur. İç savaşını bitiren Çin ülkeyi yeniden işgal eder ve baskı zulmün şiddetini her geçen gün artırırlar. 1950 yılında halkın %95 Uygur Türkü iken 2000 yılında sadece % 45’i Uygur Türkü şeklinde demografik yapı da değiştirilir.

Doğu Türkistan gerçeği Dünyanın ve Türkiye’nin görmezden geldiği kanayan bir yaradır. Siyasi çıkarlar uğruna feda edilen bir tarih ve Uygur Türkleridir. Dini Milli ve kültürel köklerinden koparılmak istenen, gözlerini açtığı andan itibaren Sincanlı olduklarına inandırılmaya çalışılan bir tutsaklar Ülkesi Doğu Türkistan.

Doğu Türkistan’da aşırıcılığı ortadan kaldırmak ve insanlara yeni beceriler kazandırmak için “mesleki eğitim merkezleri” olarak tanımladı. Dünya insan hakları örgütleri bu merkezleri toplama kampları olarak adlandırıyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarını andıran bu kamplarda insanlar baskı ve işkencelere tabi tutuluyor.

Birleşmiş Milletlerin raporlarında Doğu Türkistan’da bir milyon Türk ve Müslüman azınlıkların toplama kamplarında zorla tutulduğunu yazıyor. Dünyadaki insan hakları örgütleri, aktivistler ve Doğu Türkistan’dan kaçabilenlerin Çin’in Doğu Türkistan’da soykırım başta olmak üzere erkekleri toplama kampına götürülen Uygur Türk’lerin evlerine bir Çin’li erkek yerleştirmesi, Müslümanların namaz kılması dini objeler kullanması gibi insanlığa karşı suç işlediğini belgelerle anlatıyor.

Başta Türkiye olmak üzere “Ümmet Ülkeler”den bu haksızlıkları anlatan ve kınayan  kimse olmadı. Keşke dünya, Doğu Türkistan’daki zulmü bizim Atatürk’çü,  Milliyetçi, dinci ve ümmetçi sivil toplum örgütlerimizin raporlarından da duyabilseydi.

ABD, İngiltere, Almanya ve birçok Avrupa hükümetinin Doğu Türkistan için Çin’e tepkisini bizim hükümetimiz de cesaretle dile getirebilseydi.

BM’nin raporlarını esas alan kınama kararlarına Türkiye ve İslam ülkelerinin desteği olabilseydi.

Doğu Türkistanlılar’ı hedef aldığı apaçık belli olan Çin ile Türkiye arasında imzalanmış suçluların iadesi anlaşması keşke imzalanmasaydı.

Türkiye hükümetinin ve Türk milletinin hem soydaşı hem dindaşı olan bir halkın yaşadığı zulme ilgisizliği ülkenin itibarını ne kadar zorlaştırdığını hiç düşündünüz mü ?

Bu ülkede yaşayan Atatürkçüler, Milliyetçiler, İslamcılar, Sağcılar, Solcular, Orta Yolcular, Radikal İslamcılar, Kızılelmacılar hangimizin siyasi Partisi, STK’sı şeytanın sözcüsü kadar beyanat veya kınama yapabildi.

“ABD’de bir grup Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörden oluşan komisyon, Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik soykırım gerçekleştirildiğine dair yeni delillere ulaştıklarını açıkladı. Komisyon, ortaya çıkan belgeler ışığında ABD yönetiminin Çin’e karşı sert bir cevap verip dünyaya öncülük etme çağrısında bulundu.”

Tarih önünde de millet önünde de bu ayıbı nasıl kapatacağız?...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Las Palmas
Las Palmas - 1 ay Önce

Bu ümmeti sen kurtaracaksın Kenan.. Kahve falı öyle diyor