Kanada'ya gitmeyi kafaya koydum diyorsanız (2)

Değerli okuyucularım beni duygulandırıyorsunuz. Suçluluk duygusunu hissetmediğim yıllar olmuştu, sayenizde son günlerde yeniden hissetmeye başladım.

Sizlere kanuni yollardan Kanada’ya gitmenin yollarını anlattım, okur sayım binlerde kaldı, kanunsuz yollardan nasıl gidilir diye başladım anlatmaya okuyucu sayım on binleri buldu. Karmakarışık duygular içinde oturdum bilgisayarın başına.

Evet içimizdeki milyonlarca insan normal şartlarda Vize alıp bırakın oraya göç etmeyi, tatile bile gidemez. O insanlara bu katı şartları uygulayan Kanada devleti suçsuz mu? Tabii ki değil. Bu ülkenin yetiştirdiği en iyi beyinleri alabilmek için her türlü cambazlığı yapıyorlar ama sıradan bir vatandaşa Elçilik binasına girmeyi bile yasaklıyorlar.

Suçluluk duygumu bastırmak için bahaneler üretiyorum…

Son yazımda başladığım alternatif yollardan Kanada’ya gelen insanların hikayelerine yoğun ilgi üzerine devam ediyorum.

Dördüncü kahramanım çok tanınmış bir iş adamı. Cihan aynı zamanda benim samimi bir arkadaşım, tanımaktan gurur duyduğum, hayran olduğum, yorulmayan, pes etmeyen, koşan, koşan, koşan bir insan. Durup da güllerin kokusunun farkına varamayacak kadar hiperaktif, zararı kendisinden başkasına olmayan bir çalışma robotu.

Yedi kardeşler, biri kız. Askere gidinceye kadar babasından dayak yemiş, ilk okul mezunu, 12 yaşında çalışıp evine ve 6 kardeşine bakmak sorumluluğunu üstlenmiş, karaktersiz bir sarhoşun en büyük oğlu.

1986 yılında Kanada Türklerden Vize istemiyordu. İsteyen uçağa atlayıp gelebiliyordu. Yugoslavya üzerinden tek aktarma ile Montreal’e ulaşmak çok kolaydı. Geldiğinizde hava limanında ben iltica ettim diyordunuz, devlet size 700 dolar maaş bağlıyor, otele yerleştiriyor, lisan okuluna gönderiyordu. O günlerde Türkiye’de asgari ücret 120 dolar gibi.

Denizlili bir arkadaş “ben cenneti buldum” diye bir mesaj atınca köyüne, işler farklı bir boyuta çıkmıştı. 6 ay gibi kısa bir süre içinde çoğunluğu Denizli’den olmak üzere 40 bin kişi geldi Kanada’ya. Bu konuda kitaplar yazıldı, belgeseller çekildi ve filimler yapıldı.   

Cihan bir şekilde bu grupla beraber gelmişti Montreal’e. Onun gelişi gayet kanuni bir yoldu. Fakat daha sonra 6 kardeşini ve annesini Kanada’ya getirişi casus filmlerinde bile az görülür bir planlama ve tatbikat ile yapılmıştı. Ben sadece bir tanesini anlatacağım. Sakın evde bunu yapmaya çalışmayın.

Kanada pasaportu almak için 5 yıl orada yaşamak gerekir. Cihan pasaport hakkı kazanır kazanmaz kendisine çok benzeyen kardeşine bir resmini gönderir. Resimde sakallıdır, yüzünün büyük bir bölümü görünmez. Kardeşine bu resimdeki gibi olması için talimat verir. Plan uygulamaya konur.

Türklere Vize uygulamayan Küba’ya kız arkadaşını da alarak tatile gider Cihan. Kardeşi de oradadır. Bir hafta sonra kardeşi onun kız arkadaşı ve pasaportu ile Kanada’ya giriş yapar. Kız biraz sonra Pasaportu alıp Küba’ya geri döner. Oradan Meksika’ya geçerler. Amerika üzerinde yeniden Kanada’ya giriş yaparlar.

O bütün sülalesini, babası hariç, Montreal’e getirdi. Gördüğüm en fedakâr insanlardan biridir. Hayat hikayesi birkaç kitap olur. Özelini paylaştığım için ümit ederim bana kırılmaz.

Bu yedi kardeşin hepsi birbirinden değerli insanlar. İş kurdular, onlarca kişiye ekmek kapısı oldular. Onların ne şartlarda oraya varmış olması bugün pek konuşulmaz. Kanada sınırları içinde olduğunuz sürece hiç kimse sizi sokakta durdurup kimlik sormaz, pasaport istemez, niçin buradasın demez. Birileri sizi şikâyet etmediği sürece ve sınırların dışına çıkıp yeniden dönmeye çalışmadığınız tarihe kadar huzur içinde yaşarsınız. Akrabanız ya da paranız yoksa işiniz zor. Kimlik numaranız olmadan tanıdık birinin haricinde size kimse iş vermez, veremez.

Bir Kızılderili bulup evlenirim derseniz o başka.

Sağlıcakla kalın.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dertli
Dertli - 1 ay Önce

Kanadada bir abimiz olsa bizde giderdik herhalde. abisi olmayanlar ne yapsın.

Hasan YIlmaz
Hasan YIlmaz - 1 ay Önce

Tehlikeli tavsiyeler:)