Kanada’ğ

Kanadalı bir şirket (muhtemelen torpilli yerel ortağı ile) Kaz Dağlarına çökmüş! Siyanür ile altın çıkaracakmış. Bizimkiler de gerekli izinleri vermişler, üstüne teşvik falan o biçim…

Anlaşılan; toprağı kazıp altın çıkarmak için gerekli teknolojiye 2019 yılında bile sahip değiliz. Yoksa yaşadığımız bu devirde çıkarılacak altınların %100’üne sahip olmak istemeyişimiz izah edilemez olurdu.

Meselenin 3 boyutu vardır.

  1. Çevre Katliamı
  2. Yeraltı Kaynaklarının Yabancılara Devredilmesi (kapitülasyon)
  3. İhale Şartları

Kaz Dağlarında çevre katliamı yapıldığı delilleri ile ortaya çıktı. “Ormanlarından bir dal kesenin…” noktasından buralara geldik. Medeniyet erozyonu böyle bir şey!

Yeraltı ve yerüstü kaynakların yabancılara devredilmesi ise Türkiye’nin paraya olan ihtiyacının bir sonucudur. Gelişmiş ülkeler, kendi ülkesindeki kaynakları korurken az gelişmiş ülkelere giderek ihtiyacı olanı üç – otuz paraya alır. Ödediği az para sana çok gelince, elde avuçta ne varsa verirsin. 50 senelik bildik hikâye…

İhale şartlarını bilmiyoruz. İhale dediğim; devir şartları… Çıkarılacak altından %2 - %4 gibi oranlarda bir payın devlete kalacağı konuşuluyor. Öyle bir ekonomik büyüklük ki çıkacak altının %4’ü bile Türkiye’ye yetiyor. Gerisini siz hesap edin!

İçinde yaşadığımız toplumun temel hastalıklarından en önemlisi budur!

Faydayı maksimize etmek! Her şekilde kendi çıkarını korumak, köşe bulunca dönmek, at bulunca üstüne atlayıp Üsküdar’a sürmek…

Modernite mi, kapitalizm mi yoksa emperyalizm mi? Bence hayır! Buna sebep olan “açlık”tır. Sadece göz açlığı değil! Beden açlığı, ruh açlığı…

Osmanlı’nın devlet misyonu, Allah’ın (cc) adaletini yeryüzüne yaymak idi. Evrensel boyuttaki bu hedefe ulaşmak için (asimilasyona gerek duymadan) yüzyıllar boyunca çabaladılar.

Şimdilerde bu medeniyetin çok gerisindeyiz. Her alanda kısa vadeli çıkar peşindeyiz!

O nedenle arabayı da telefonu da silahı da başka milletler yapıyor. Konunun ekonomik ve teknolojik gelişmişlik olduğunu iddia edenleri ciddiye alamıyorum çünkü onlar da çıkarlarını korumaya programlanmış tiplerin çeşitli varyasyonları olarak yaşıyorlar. 

Gençler de farklı değil! Temmuz ayında üniversite adayları ile görüşmeler yaptım. İyi puan alanlar tıp, mühendislik gibi bölümlere gitmek istiyor. Kişisel nedenleri benzer: Aldıkları puanı maksimize etmek (en üstteki okula gitmek) ve ilerde çok para kazanacakları bir iş tutabilmek.

“Kansere çare arıyorum” ya da “uçan araba yapacağım” diyebilen bir gence maalesef rastlamadım. Ufukları ancak Kanadalı bir şirkette maaşlı mühendis olmaya yetiyor.

“Maden mühendisi olacağım ve ülkemin madenlerini halkım için ben çıkaracağım” diye düşünen daha doğmamış bile!

Türkiye Cumhuriyeti’nin “cesaretlendirilmiş cehalet” ile mücadele etmesi fazdır. Yoksa sadece ağaçları değil, insanları da tehdit altındadır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Safa girişken
Safa girişken - 2 hafta Önce

Uluslar arası vampir kan emici kapitalist sermaye sanayi adı altında maden aeama adı altın vb böyle olmuş bu işler marşal yardımları ile düzelmez bide bizleri birbirimize düşürürler bu gibi uluslararası sermaye