Karantinada ev içi şiddet

Salgın dolayısıyla evden çıkamama halinin hepimizin canını sıktığı bir gerçek. Hemen hemen herkes, karantinanın 15. gününde sıkıntıdan evde ekmek yapmaya ya da temizliğe sarmaya başladı. Çoğumuzun kaygılarıyla başa çıkamadığını ve psikolojik olarak zorlandığını da kestirebiliyorum. Ancak dikkat çekmek istediğim daha tehlikeli bir sonuç var: Her kriz döneminde olduğu gibi dünyada ev içi şiddet ve kadın cinayetleri daha da artış gösteriyor!

Yetkililer #evdekal diyor, bizler de vatandaş olarak salgından korunabileceğimiz en güvenli yer olan evlerimizde kalıyor, dışarı adım atmıyoruz. Ama herkes için ev en güvenilir yer değil ne yazık ki. Koronavirüsün ilk 15 gününde 12'si evinde 18 kadın öldürüldü. Şiddet gören kadınların çoğunun, şu günlerde ALO 155’ten çağrılarına yanıt alamadıklarını (Çünkü 65 yaş üstü vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verebilmekle mesaileri çok ağırlaşmış), sığınma evlerininse kabul için Covit-19 negatif test sonucu istediklerini öğrendim. Bu dönemde yetkili kişilerce hane ziyaretleri yapılarak kontrol de edilemediğinden evde şiddet gören kadının, fail erkekle birlikte aynı evdeyken yetkili birimlerden yardım istemesi de iyice güçleşiyor. Aklıma yalnızca İçişleri Bakanlığı’nın KADES mobil uygulaması geliyor. Bu uygulama sayesinde kadınların acil durumlarda cihaz konum bilgisini açarak bir tuşla Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşabildiğini, polis ekiplerince çağrının yapıldığı olay yerine en yakın ekibin sevk edildiğini biliyorum. Her kadın okurumun aklında bulunsun.

KORUMA ÖNLEMLERİ ‘SALGIN’ BAHANESİYLE GEVŞETİLDİ

Geçtiğimiz gün toplanan HSK, ülke çapında salgın riskine karşı alınan tedbirler kapsamında yargılama faaliyetlerine ilişkin birtakım kararlar aldı. Bu kararlardan en çarpıcı olanı şu: “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının “yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği…”

Yani şöyle anlatayım, normalde eşiniz size şiddet uygularsa, müşterek konuttan uzaklaştırma kararı veriliyor ve yasalar mağdur kadının evinde güvenliğini sağlamış oluyor. Şu an ise aynı durum yaşandığında, uzaklaştırma kararı verilmemesi öğütlenmiş oluyor. Çünkü şiddet uygulayan kişiyi “müşterek konuttan uzaklaştırmak” sağlığını tehlikeye atmak anlamına geliyor.  Tabii bu benim çıkarımım. Umarım aile mahkemelerinin yorumu bu kadar katı olmaz.

KARANTİNA SÜRECİNE ÖZGÜ ÖNLEMLER

Salgın sonrası eve kapanmalarla şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığı gerçeği Türkiye’ye has değil. Ancak diğer ülke hükümetleri bu özel durumu gözeterek acil önlem planları yapıyor fakat Türkiye halen kadınlara potansiyel katilleriyle aynı eve kapanmasını önererek ölüm fermanlarını imzalamış oluyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, bu salgın dönemine özel acil durum planları yapılmasını, hastanelerin doluluğu ve kapasitesi göz önünde bulundurularak her ilde şiddete uğramış kadınların başvurabileceği bir hastanenin belirlenmesini, salgın hastalık bahanesiyle kolluk kuvvetlerinin şiddet ihbarları ile “ilgilenememesinin” acilen önüne geçilmesini ve  görsel medyada pedagog ve psikologların ciddi şekilde şiddet karşıtı yayınlar yapması gerektiğini açıklıyor.

Gündem değişince ne yazık ki kronik sorunların üzeri örtülüyor. Umarım bu zor dönemde zaten çaresiz olan kadınların yardım çağrıları yanıt bulur da #evdekal tembihi ile ölüme terk edilmiş olmaz o insanlar.

Av. Berna Sena Çatalbaş

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamide Vural
Hamide Vural - 6 ay Önce

Sevgili Berna nede güzel ifade etmişsiniz bir kadın olarak çok mutlu ediyor ve yazılarınızın devamını bekliyorum

Zeki yildiz
Zeki yildiz - 6 ay Önce

olaganustu hal var devlet hangi biriyle olgilensin

Mehmet Gara
Mehmet Gara - 6 ay Önce

Zeki ney Devlet hangisiyle uğraşsın diyorsunuz. Sizen bir ricam var Anaya kitabını elinize alın devletin inceleyin, kriz anında hangi kurumları çalışır veya İnternete girin Devletlerin idari yapısı diye araştırın.

şeyda
şeyda - 6 ay Önce

üfffff