Kasıt olmaz da ihmal de ihtimal

Hendek’teki havai fişek fabrikasında ardı ardına meydana gelen patlamalarda toplamda 10 kişi yaşamını yitirdi (mekanları cennet olsun), 114 kişi de çeşitli şekillerde yaralandı (Allah acil şifalar versin).

Konu kamuoyunda uzunca bir süreden bu yana tartışılıyor. Beyrut’ta yaşanan son patlamanın ardından konu bir kez daha gündeme geldi. Bu tip patlamaların neden yaşandığı, nasıl yaşandığı ve daha önemlisi de bundan sonra yaşanmaması için ne yapılması gerektiği tartışılıyor.

Aslına bakarsanız bizde hep bir intikam alma kültürü var. “Benim canım yandı onunki de yansın” mantığı insanın içgüdüsel bir davranışı. Hepimizde olması da normal aslında. Biri sizin canınızı yakarsa siz de ilk anda onun canını yakmayı düşünürsünüz.

Ama asıl tartışılması gereken bundan sonra bu tip olayların yaşanmaması için ne yapılmalıdır!

Davacı hunharca saldırmamalı, davalı sadece suçtan kurtulmayı amaçlamamalıdır.

Ortada yaşamını kaybeden insanlar olduğuna göre bu olayların bir açıklaması olması gerekir. “Suçlu vardır yoktur”, “O kişi daha suçludur bu kişi daha masumdur” yargısında bulunmaktan daha önemlisi bu şekilde bir facianın yaşanmaması için ne yapılması gerektiği tartışılmalı ve alınan kararlar da cesurca hayata geçirilmelidir.

Havai fişek fabrikasında yaşanan patlamanın ardından herkes çeşitli iddialarla gündeme geldi. Kimi “Biz uyarmıştık” dedi. Kimi “Isınma vardı da o ısınma hep oluyordu” dedi. Kimi “Bize bir şey olmaz diye düşündük” dedi.

Son olarak da fabrika sahiplerinin avukatı, “Hiçbir insan kendi canının olduğu yerde böyle bir olay yaşansın istemez. Olay sırasında fabrika sahibi Yaşar Coşkun ve 19 yaşındaki oğlu da fabrikadaydı” dedi.

Tabi ki kimse öleceğini tahmin etse duruma seyirci kalmaz da… Olayda ihmal olup olmadığının ortaya çıkarılması da gerekir.

Eleştirilerin tamamını yok sayarak savunma yapmak hunharca saldırmaya eşdeğer görülmelidir.

Olayda yaşamını yitirenlerin yakınlarının acısını azaltacak, yaralıların mağduriyetlerini ortadan kaldıracak ve en önemlisi bundan sonra bu tip olayların yaşanmamasına yol gösterecek yargı kararının çıkması herkesin beklentisidir.

Yani asıl arzulanan birilerinin canının yanması değil bundan sonra kimsenin canının yanmamasıdır.

Yalana inanmadım da emeğe saygı duydum

Bazı insanlar öyle inanarak boş konuşuyor ki hayran olmamak mümkün değil. Önceki akşam mesajlaşma programından bir fotoğraf geldi. Bir belgenin resmi çekilmiş gibi. Adam Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin yazı karakterini, puntosunu bulmuş. Tarihleri detaylandırmış. Sokağa çıkma yasağı gelen illeri yazmış. 30 büyükşehrin yanına “Ve Zonguldak” eklemeyi de unutmamış. Bunların çıktısını almış veya fotoğraf formatında kaydetmiş ve sonra servis etmiş.

İnsan bu kadar profesyonel bir çalışmaya inanmasa da inanmış gibi yapıyor. Hani bazı insanların yalanlarına inanmazsınız da emeğine saygı duyarsınız ya… bu da onun gibi bir şey.

Gece sabaha kadar bu bilginin doğru olup olmadığını teyit ettirmeye çalıştık. En sonunda bilginin değil de ortayı karıştırmak için harcanan çabanın ilgiye değer olduğunu öğrendik.

Bu sayede bu ülkede ne kadar çok boş vakti olan insan olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.

Bu adam bu emek hırsı ile herhangi bir işte çalışsa belki de ülkeye çok ciddi katkısı olacak. Ama bu şekilde kımıl zararlısına dönüşüyor.

HECATİ: Dolar ve altın olmasak da biz de alıp başımızı gidebiliriz…

YORUM EKLE
YORUMLAR
HAMZA ULUTOPRAK
HAMZA ULUTOPRAK - 2 ay Önce