Kelimesi kelimesine denk gelmesi tesadüf mü yani

Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’e hitaben sarf ettiği sözler ülke gündeminin ana konusu olmayı başardı.

DSP Genel Başkanı Merhum Bülent Ecevit’in vefat yıldönümü haftasında kendisi de başörtülü olan Milletvekili Özlem Zengin bir konuşma yaptı.

Daha önce de söyledim. Ben ölen kişilerin aleyhinde konuşulmasını onaylamıyorum. “Allah ameli ile muamele etsin” demek yeterli benim nazarımda.

Bülent Ecevit meclis açılışına başörtüsü ile gelen Merve Kavakçı’yı işaret ederek, “Sayın başkan bu kadına haddini bildirin” diyerek kürsüye yürümüştü.

Özlem Zengin Bülent Ecevit ile ilgili Özkoç’u tahrik edecek cümleler kurunca bu kez CHP Grup Başkanvekili sıfatı ile Engin Özkoç aynı cümleyi kurdu. Ve “Sayın başkan bu kadına lütfen haddini bildirin” dedi.

En başındaki durduğum yeri söyleyeyim. Ben ölen kişinin arkasından konuşulmasını doğru bulmadığım gibi devlete meydan okunmasını da doğru bulmuyorum. Kavakçı’nın yaptığı şey yasak olduğunu bile bile Meclis’e gitmekti ve çözüme değil soruna katkısı olacaktı. Nitekim ülke yıllar sonra bile aynı şekilde aynı heyecanla aynı kavgayı sürdürebiliyorsa aslında oradaki tartışmadan dolayıdır.

Bir başka konu, başörtüsü insanların giysisidir. Kimsenin konuşması karışması söz konusu dahi olamaz. Olmamalıdır. Hele ki bu dini inanış boyutunda değerlendirildiğinde kesinlikle tartışılmaması gereken bir konudur.

Üçüncüsü ve daha önemlisi…

İktidar Partisi’nin neden yıllardan bu yana hiç güç kaybetmeden yoluna devam ettiğini düşündünüz mü?

Hep kendi başarısı mı söz konusu yoksa muhalefetin bazı hataları mı AKP’yi yıllardır iktidarda tutuyor?

Ve Engin Özkoç’un söylediği ve muhafazakar kesimde travma etkisine sahip olan “Sayın Başkan! Lütfen bu kadına haddini bildirin” cümlesini tekrar CHP’ye ne kazandırır, AKP’ye ne kaybettirir?

Siyasetçi değildir

Bir kadın “Belki diyorsa o da “evettir.” Hayır” diyorsa o “belki” demektir. “Evet” diyorsa iyi bakın. Muhtemelen kadın değildir.

Bir komutan “Hayır” diyorsa o “hayır” demektir. “Evet” diyorsa “evettir.” “Belki” diyorsa dikkatli bakın o komutan değildir.

Bir siyasetçi “evet” diyorsa o kesinlikle “evettir.” “Belki” diyorsa yüksek ihtimalle “evettir.” Eğer “hayır” diyorsa o siyasetçi değildir.

Şimdi siyasetçilerin nereden ne halde geldiğini bu anekdotla daha iyi anlamış oluyoruz. Siyasetçi elinde olsun olmasın her konuda fikir beyan eden, sınırsız vaatte bulunabilen hatta bununla görevlendirilmiş kişi konumuna geldi.

Bir de toplumun “Sen şu mevkidesin” “Sen başkansın” tadında verdiği gazlar var ki evlere şenlik…

Şeyh uçmuyor mürit uçuruyor, siyasetçi yalan konuşmuyor biz onu zorluyoruz.

Hani derler ya “Sen öyleysen biraz da ben böyle olduğum için” diye. Bizimki de tam o hesap. Layık olduğumuz gibi yönetiliyoruz ve çoğunca layığımızı buluyoruz.

Bize niye para veriyorsunuz?

İddiaya göre Kocaali Belediyesi, Karasu Belediyesi’ne 1 milyon liralık yardımda bulunuyor. Daha doğrusu Akçakoca’da yoğun olarak etkili olan sel felaketinin etkilerini azaltmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan verilen 1 milyon liralık hakkını Karasu Belediyesi’ne devrediyor.

Zaten ekonomik olarak zorda olan Karasu Belediyesi bu şekilde biraz da olsa nefes almış oluyor. Yakın belediyeler arasında bu şekilde alışverişler olması da normal. Hele hele aynı parti belediyeleri ise bu çok daha sık yapılıyor.

Kardeş belediye falan diye farklı illerin belediyeleri bile birbirine yardımda bulunuyor. Hatta CHP’nin Karasu’daki seçim vaatleri arasında CHP’li başka belediyelerden faizsiz borç para bulmak ve bu şekilde hizmet etmek de vardı.

Bu kısımlar çok önemli değil de…

Benim aklımı kurcalayan başka bir şey var.

Bu konuyu Kocaali CHP İlçe Başkanı Mithat Sarı gündeme getirmiyor da Karasu CHP İlçe Başkanı Nurhan Aydın bu mevzu hakkında açıklama yapıyor.

Yani Kocaali İlçe Başkanı “Bizim hizmete ihtiyacımız yok muydu? Neden bizim asfalt hakkımızı devrediyorsunuz” diye sormuyor da Karasu İlçe Başkanı, “Yahu siz bize neden bu asfaltı verdiniz” diyor.

Hadi buyur çık çıkabilirsen işin içinden…

HECATİ: Tatlı dil kullandığıma pişman etti Deliğinden çıkan yılanlar...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Veysel Dikbaş
Veysel Dikbaş - 4 hafta Önce

Ağzınıza ve dahi elinize sağlık sayın Münir başkanım.
Baş örtüsü konusu yasal olarak çözülmüş değidir. Ancak, günümüz de tüm devlet kurumların da baş örtüsü ve sakal rahatlıkla kullanılıyor. Bunun benim açımdan hiç bir sakıncası yok. Ama neden yasallaştırılmadığı konusun da kafama takılan şüphelerim var. Acabağa; sonraki yıllarda yine siyaseten kullanmak üzere ceptemi tutuluyor?
Asfalt konusunda da haklısın. Neden Karasu CHP İlçe başkanı tepki veriyor?
Tabiki belediye başkanının başarısız olmasıyla kendisinin ön plana çıkma ihtimalinden dolayı. Ama... çok bekler.

banner7

banner6