Kendimi şanslı hissediyorum

Kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü düzen değiştiren dünyayı, izlemenin zevkine varıyorum. Kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü yeni şeyler söyleyen dünyanın sesini, bizzat duyuyorum. Kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü ileride tarih kitaplarında anlatılacağına inandığım bugünlere, tanık oluyorum. Ve kendimi, çok ama çok şanslı hissediyorum. Çünkü ülkem çok zor, ama tarihi zamandan geçer iken, rabbime hamdolsun ki nefes alıyorum. 
Yalan yok. Ben yazı yazmaya başladığım ilk zamanlarda, yazılarımı, %95 duygu, %5 bilgi ile yazıyordum. Elbette bu oran, geçen zaman ile birlikte, değişmiş olsa da, duygu, benim ve yazılarımın vazgeçilmez unsuru. Ama gerek gündemi izleyince, gerek interneti, sosyal medyayı takip edince ve gerek her şeyi, her kalemi okuyunca bilgim de artıyor haliyle.
Yazının giriş kısmından çıkıp, ‘’dünyada, yer yerinden oynuyor. Dünya, düzen değiştiriyor. Bütün bunlar, tarihi ve muazzam olayları da, hissettiriyor, zamanın farkında olan insana. Çünkü bu süreç, secde secde dua isteyen, çok sancılı, çok zor, ama bir uyanış yaşandığının, fark edilmesi gereken bir süreç’’ diyerek, gelişme kısmına doğru yol alıyorum. Evet, dizileri, kim, kim ile zina yaptığını, kimin, yasak aşk yaşadığını, ahlakı hedef alan, İslami hedef alan dizileri takip ederken, farkında olamazsak ta, dünya ve Türkiye, olağanüstü hal yaşıyor.
Kabul, bugün nefes aldığımız için, kendimizi şanslı hissettiren, bir değişim süreci yaşıyoruz. Ama sesi, yeniden dünyada yankılanmaya başlayan, İslam’ın sesini kesmek isteyenler, yeniden ayağa kalkan Türkiye’nin, ayağını kırma hayalini kuranlar, pusuda bekliyor. 2018, 2019 ve diğer gelecek yıllar, ülkemize, çok büyük taşlar atılacak. Özgürlüğün, huzurun sesini, ezan sesini semalarımızdan silmeye kalkacaklar. Namazımıza dokunmaya, Kur’anımızı, tozlu raflara atmaya yeltenecekler. Bunları da, siyasi söylemler üzerinden yapıp, İslam’a dost gibi davranarak, Müslüman’ı uyutmaya çalışacaklar. Ve bunlar için de, içimizden birilerini kullanacaklar.
Tamam, çok şükür ki, bugün rahatız. Tamam, ayağa kalkan Türkiye’den, İslam rüzgarı, tüm dünyaya yayılmaya başlıyor. Ancak, bugüne hamd ederken, yarın için dua edip, yarına sahip çıkmak gerek. Zira dün, İslam ülkesi Türkiye’de, 18 yıl boyunca, ezan Türkçe okunduysa, 17 eylül 1961 günü, ezani orjinal haline çevirdiği için, ülkemin başbakanı idam edildiyse, (mekanı cennet olsun) ve başbakanı idam eden, o iğrenç zihniyet, bugün nefes alıyorsa, Müslüman uyuyamaz, uyumamalı!..
Siyasi bir yarış, siyasi bir hava gibi görünüyor olsa da, şuan bizler, ‘’adalet dini, İslam’ın hüküm sürdüğü, özgür, bağımsız bir Türkiye mi, yoksa, geleneksel İslam’ın hüküm sürdüğü, Kur’an’ın asılı olduğu duvardan inmediği ve başörtüsünün devlete alınmadığı bir Türkiye mi?’’ diye, iki soruya cevap arıyoruz. Elbette ki, her fikre saygı sonsuz. Ancak, ülke bir yol ayrımında. Ya Türkiye, gerçek İslam ülkesi olup, bağımsızlığıyla, tüm İslam dünyasına umut olacak, ya da sesini kısıp, Suriye gibi, Halep gibi, arakan gibi çaresizliğe razı gelecek. Benim gördüğüm, Türkiye resmi böyle. Ya sizin?   

YORUM EKLE

banner22

banner21