Kiminin kabusu kiminin hayali

Dün bizim gazetenin internet sitesinde bir haber okudum. Kaynarca’da yaşayan 58 yaşındaki adamın bir ayağı kesilmiş. Kendinizde düşündüğünüzde bu bir kabus. Ömür boyu tekerlekli sandalye kullanması lazım. Bu da sağlıklı insanlar için ağır bir düşünce.

Muhtemelen hiç kimse ömür boyu akülü bir araba ile gezmek zorunda kalmak istemez. Oysa haberde Kaynarca’da yaşayan 58 yaşındaki adam için “Tek istediği akülü bir araç” denmiş.

Sağlıklı insan için kâbus olan şey onun için hayal. Bu hayali gerçekleştirmek de yine biz sağlıklı insanların elinde.

Çevremizde olan bitene daha duyarlı bakalım. En azından bizim kabus olarak gördüklerimizi hayal olarak kuranlara el uzatalım.

Kaybettiğimiz eşeği buluyoruz

Allah, fakiri sevindirmek için önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş. Koronavirüs dolayısıyla normal şartlarda ağır gelecek kararlar alındı. Sonrasında da bu kararlarda esneklik sağlandı.

65 yaş üstündeki vatandaşlar sürecin başından bu yana neredeyse gökyüzünü görmedi. Dün itibarıyla bu kişiler ilk kez sokağa çıkabildi. Benzer şekilde 18 yaşın altındakiler de aynı sıkıntıyı yaşıyordu. Bunlar da velileri ile birlikte de olsa sokağa çıkma hakkı elde etti.

İstediği zaman düğün yapma hakkına sahip olan işletmeler 1 temmuzdan itibaren düğün alabilecek olmanın mutluluğu içinde.

Gece yarısına kadar açık kalan işletmeler işletme saatlerinin yine gece yarısına gelmesinden mutlu.

Pandemi öncesinde ayakta yolcu alan minibüsler şimdi kapasitelerinin tamamı kadar yolcu aldığına seviniyor.

Velhasıl hiçbir şeyin eskisinden farkı yok ama hepimiz eskisinden daha mutluyuz. En azından elimizdekinin kıymetini biliyoruz.

Bir de birbirimize sarılabileceğimiz günler geldi mi değmeyin keyfimize…

O kadar da normalleşmeyelim

Koronavirüs tedbirleri özgürlükleri kısıtlıyordu ama bazı iyi tarafları da vardı. Özgürlüğün elden gitmesi şüphesiz kötü bir şey. Ama bir yandan koronavirüs tedbirleri uygulandığında ölümlü trafik kazalarında ciddi bir düşüş yaşandı.

Silahlı yaralamalarda gözle görülür bir düşüş oldu. Alkol ve bağlı nedenlerle işlenen suçlarda ciddi bir düşüş oldu.

Şimdilerde trafik kazaları başladı. Kovid-19 dolayısıyla birbirine ulaşamayan hasımlar karşılaşmaya başladı. Pek çok eski husumet yeniden gündeme geldi. Pek çok kişi yaşamını yitirdi. Bu durumda insan “Acaba yasaklar hep devam etseydi de insanlar mutlu mutsuz yaşamayı sürdürseydi” diye düşünmekten kendini alamıyor.

Karasu Limanı’na hasta nakli

Karasu Limanı Sakarya için çok önemli bir konumda. Gümrüklü taşımacılık yapılması nedeniyle böyle bir sınır kapısı niteliğine kavuştu. Ro-Ro sayesinde dış ülkeler ile yolcu taşımacılığı başladı. Yakın zamanda bunun ticari yansımaları da görülecek.

Karasu Limanı’na S-400 parçaları indirildiğinde bu limanın aslında stratejik olarak ne denli önemli olacağı netlik kazanmıştı. Şimdilerde Mersin Taşucu Limanı ile Sakarya Karasu Limanı yurtdışından gelecek olan hasta ve hasta yakınları için yurda giriş noktası olacak.

“Hasta nakledilmesi bizim için avantaj mı yoksa bir dezavantaj mı? Hastalarla birlikte hastalık da gelir mi” diye düşünmeden önce “Karasu Limanı’ndan nasıl istifade ederiz? Limanı nasıl daha verimli kullanırız” diye düşünmek lazım.

Limanın önemi gün geçtikçe artacak. Birileri bu işten gelir elde ederken biz Sakaryalılar olarak olan biteni izlemekle yetinmek zorunda kalmayalım.

HECATİ: "Nem var nem" ve "Esmiyor" sezonu açılmıştır...

YORUM EKLE