Kısaca Konkordato düzenlemesi

Bu orijinal isimli hukuki düzenleme icra iflas kanunumuzda “iflas erteleme”nin kaldırılmasının ardından canlandırılan bir hukuki kurumdur.

Şehrimizde de konkordato ilan eden firmaları, bu firmaların işçilik alacaklarıyla ilgili, çekleriyle ilgili problemlerini duyuyoruz. Ekonominin kötüleşmesi büyük küçük demeden firmaları kendilerini korumaya almaya yöneltiyor.

Ülkemizde en son 3000’i aşkın şirketin konkordato ilanına başvurduğunu basın yoluyla öğrendik. Tabikii sayı artıyor.

Konkordato, kaba haliyle başvuran işletmenin iflas etmemesi için borçlularıyla yapılan zorunlu bir anlaşma. Ülkenin ekonomik darboğaza girdiği dönemlerde, iflasların önüne geçmek, firmaların kapanmasını ve borçlarını ödemekten aciz hale gelmesini önleyerek,  bir çeşit hayata tutunma reçetesi olarak düzenlenen bir hukuki kurum.

Konkordato belirli şartları yerine getirdiği takdirde sermaye şirketleri yanında şahıs şirketleri tarafından da başvurulabilen bir yöntem. İflas erteleme kurumunda iflasa tabi şirketler bu yola başvurabiliyorken konkordatoyla getirilen yeniliklerden biri de bu. Zaten icra iflas kanununda düzenlenen iflas erteleme kaldırılırken yine kanunumuzda mevcut konkordato hükümlerine eklemeler, düzenlemeler yapılarak revize edilmiş oldu.

Konkordato başvurusunun kabulü için borçlu, aciz haline düşmeden kendine süre verilmesi haline işlerini toparlayabilecek konumda olmalı. Ayrıca başvuru için bağımsız denetim yapma hakkına sahip mali müşavirlerin hazırlayacağı bir bilançoya önem arz ediyor. Bu zorunluluk Küçük ölçekli şirketler için söz konusu değil.

Konkordatonun özelliklerinden biri de masraflı bir düzenleme olması. Yine başvuru sürecinde yatırılması gereken miktarlar da detaylı olarak düzenlenmiş. Örneğin konkordato talep edilirken bildirilen alacaklı sayısının 3 katı kadar tebligat giderinin yatırılması gibi net miktarsal düzenlemeler yapılmış. Örneğin 50 alacaklı varsa, bunun 3 katı olan 150 alacaklı sayısı X güncel tebligat gideri ücreti.

Bütün ön hazırlıklarınızı yaptıktan sonra asliye ticaret mahkemesine başvuru sürecini başlatıyor ve sonrasında alacaklılar toplantısı kavramlarıyla borçlu şirket ve alacaklıların itiraz, anlaşma gibi süreçlerinin yönetimini yapılandırıyorsunuz.

Yetkili mahkeme ise şirketin en son kayıtlı olduğu, merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olarak belirlenmiş.

Kurumun, borçlu hakkında açılmış hukuki ve cezai davalarına, örneğin tahliye davası, itirazın iptali davası, çek, taahhüdü iptal, vs. devamına bir etkisi yokken, takip hukuku yönünden baktığımızda yeni takip açılamıyor ve açılmış olanlar duruyor. Fakat imtiyazlı alacakların takibine devam ediliyor.

Ekonomik darboğazdan geçen ülkemizde hukukun yaşam standartlarına göre düzenlenmesinin örneklerinden biri de bu hukuki kurum. Lakin bir vatandaş olarak temennimiz  hiçbir firmanın işleyişini bozmadığı, alıp- verip ekonomiye can verdiği refah günlerin gelmesi dileğiyle…

YORUM EKLE