Kızgın demir soğur mu?

Yaklaşık on gün önce, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; “Türkiye ittifakı’’ndan söz edip, ‘’vakit, kızgın demiri soğutma vakti’’ dedi. Ve her sözü olduğu gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözü de, çok tartışıldı. Açık söylemek gerekirse, bu cümleden sonra, sosyal medya ve çevreye baktığım vakit, toplumun saygıyı, sevgiyi ve özellikle de huzuru, ne kadar çok özlediğini, net olarak gördüm.
Ülkenin başında olan isimin, birlik ve beraberlik mesajı vermiş olması, benim yüreğime de, açıkçası ilaç gibi geldi. Zira, huzuru da çok özledik, bir ve beraber olmayı da, birbirimize saygı göstermeyi de deli gibi özledik, fikirler farklı olsa bile, birbirimizi sorgusuzca sevmeyi de çok özledik biz. Bütün bu duyguları özledik özlemesine de, kızgın demirin altında öyle bir kin, nefret ve nefret ateşi yanıyor ki, soğumasını bırakın, o demir, önümüzdeki günlerde daha çok ısınacak ve gün geçtikçe de ülkenin ciğerlerini, daha çok yakacak.
Aman ha, kimse dediklerimi, farklı yerlere çekmeye kalkışmasın. Niyetim, yay gibi gerilmiş ülkenin içine, bir de korku, endişe hisleri salıp, milleti daha da germek değil. İstediğim, kaos planları ile dolu, kara bir tablo çizip, ülke milletini havaya sokup, galeyana getirmek değil. Amacım, ikiye bölünmüş bu güzel ülkeyi, bir tarafı övüp, bir tarafı yerin dibine sokup, milleti bin parçaya bölmek, hiç ama hiç değil. Aksine, öyle bir zorlu zaman yaşıyoruz ki; beraberlik gibi, bir zorunluluğumuz var. Eğer sen, gerçekten bu vatana aitsen, eğer ben, gerçekten bu vatana aitsem, ‘’sen’’i, ‘’ben’’i geri dönüşüm kutusuna değil, direk çöp kutusuna atıp,  beraberlik içinde, yeni bir Türkiye inşa etmeliyiz.
‘’Birlik ve beraberlik içinde, yeni bir Türkiye inşa etmeliyiz.’’ diyoruz ve sonuna kadar da, bu kavramı savunup, bu kavramı zikir etmeliyiz. Ancak bu Hava’yı, yakın zaman dilimi içinde, görmeyiz, göremeyiz. zira, 31 mart seçimlerine kadar susan PKK, seçimden sonra Hakkari’den eyleme geçmesi, tesadüf değil. İstanbul’un, şaibeli Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul’un gizli bilgilerini kopyalayıp, direk cebine atmak istemesi, tesadüf değil, şeffaflık hiç değil, bu, 15 Temmuz gecesi yarım bıraktığı işin, tamamlama girişimidir. geçen hafta pazar günü, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, şehit cenazesindeki saldırı, tesadüf değil, ülkenin birliğine ve huzuruna sıkılan kurşundur.
Dikkat! bizim ile basit bir oyuncak gibi oynamak istiyorlar. dikkat! sinir uçlarımıza dokunup, bir iç kavga ile Türkiye’yi kabuğuna çekip, o şekilde boğmaya çalışıyorlar. Dikkat! sahneye yeni bir ‘’mağdur edebiyatı’’ senaryosu sürülecek ve ne yazık ki, Şeytan’a melek, Soylu’ ya da, soysuz kıyafeti giydirilmek istiyorlar.
Yani; bırakın soğumasını beklemeyi, o demir önümüzdeki günlerde, daha çok kızıp, daha çok ısınacak. Çünkü her taraf için, hedef 2023. Bir taraf, bütün zincirlerini kırmış, güçlü bir Türkiye ile 2023’e girmek istiyor, bir taraf ise 2023’e komaya giren, sesi kesilen ve nefes darlığı çeken, bir Türkiye girmek… Bakalım, hangi taraf galip gelecek. 

YORUM EKLE

banner7

banner6