Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla

​Malumdur ki devlet, siyasi ve merkezi bir yapılanmaya sahip olan, bir toprak parçasına da malik olan ve insan topluluğuna hizmet eden güçtür. Devlet gücünü adalet üzere kullanır. Fertler arasında ayrımcılığa asla tevessül etmez. Ancak milli vahdeti sağlamaya çalışır. İşlerini de kurdurduğu hükümetler eliyle, tarafsız bir şekilde gördürmeye çalışır. Hükümetler de, anayasa ve kanunların verdiği yetkileri kullanırken tarafsız davranmaya mecburdur.

​Hükümetler gücünü yandaş bir anlayışla kullanamaz. Hak-hukuk ölçüleri içinde icra-i faaliyet gösterdiği zaman, meşruiyetini korumuş olur. O zaman da vatandaş, emin olarak, işine gücüne bakar.

​Devlet, hükümet gücüyle, ferdi ve gerekse toplumu ilgilendiren işlerde, aynı zamanda gözlemleyici olmalıdır. Gayrımeşru tasarruflara asla göz yummadan, onların üzerine üzerine gitmelidir. Ayrıca gayrımeşru meselelere imkân hazırlamaktan da uzak durmalıdır. Aksi halde gayrımeşruluk zemin bulur.

​Onun için devlet, her konuda, birimlerini dinamik tutmalı ve devletin soyulmasına zemin hazırlayan ve meşru olmayan dernek, cemiyet, vakıf vs STK’ları ve şirketleri pürdikkat bir şekilde gözaltında tutulmalı, milletin kandırılmaması için bunların hem hesaplarına, hem de kurucularının geçmişlerine gereken dikkat gösterilmeli ve tüm icraatları her zaman elekten geçirilmelidir.

​Benim kuruluşum, bizim insanımız gibi yandaş bir gözle bakmamalıdır. Zira gerek insanların ve gerekse kurulan bu teşkilatların hesapları dikkate alınmadığından, vatandaşlar bir vesile ile sömürtülmektedir. Böylece gerek vakıfların, gerek cemiyetlerin, gerek derneklerin, gerekse şirketlerin çok kısa zamanda tröstleştiklerini maalesef görüyoruz. Devlet de bunu görmeli ve gereğine tevessül etmelidir. Zira bazı dernek, cemiyet, vakıf ve şirketlerin son derece düşündürücü tasarruflarına şahit olduğumuz gibi, okuyoruz da. Devlet güçtür, başkasının gücünün altına giremez. Devlet hükümet eliyle zemini kollamalı, hükümetler de icraatlarından dolayı ilgili birimlerce denetlenmeli, bu konuda siyaseten arınmış olması gereken Sayıştay, Danıştay görevini korkmadan yerine getirmelidir.

​Unutmamak gerekir ki, görevinde ihmali görülenler kısa bir zaman sonra yakayı ele vereceklerdir. Adil ve yansız olması gereken adli merciler tarafından bunların hesabı geçmişte sorulduğu gibi sorulmalı, bu görev yapılırken de yandaş, fikirdaş, partidaş anlayışı ile değil, adalet anlayışı ile davranılmalıdır. Yoksa yanlışa tevessül edenler müeyyideden kurtulur, talanına devam ederler. Devleti soymaya, vatandaşı aldatmaya çalışırlar.

​Demokratik ülkelerde hukuk ilkeleri ve kanunlar hükümrandır. Oralarda dernek, vakıflar ve şirketler ciddi kontrol altında tutulur. Giren-çıkan paraların menşei araştırılır. Kurucularının birbirleriyle olan ilişkileri dikkate alınır. Onların dahi ekonomik açıdan mutlaka gelir-giderleri teftiş edilir.

​Buna dikkat edilmezse, önce görevlerini yapmayanlar, sonra kısa zamanda gelirlerinde pik yapanlar, zamanı gelince mutlaka meşru hukuk düzeni içinde mutlaka hesaba çekilecek, hiç kimse gayrımeşru yaptığı işten muaf tutulmayacaktır. Bu konuda “dün dündür, bugün bugündür” denemez. Zira zararı gören millet, parayı toplayan malum kuruluşlar, klik ve meşreplerdir.

​Bugün onların birikimlerini görmemek mümkün değildir. Zira oynanan oyun ortadadır. Millet olarak gözümüzü açmalıyız. Vatandaş olarak görevimizi yapmalıyız. Devletimizi, ayakta tutmak için, hırsızlardan, soygunculardan, sömürücülerden muhafaza etmeliyiz. Yoksa devlet, devlet-i ebed müddet ayakta kalması mümkün değildir. Zira çıkarcıların eline geçer, izmihlal vuku bulur. İçimizde, siyaseten de olsa, yapılan haksızlıklara kulak kapamak asla doğru değildir. Bu ahvalde gelecek ve gelmekte olan nesillere yazık olur.

• Devletin gücünün kullanılmadığı yerde kaos ve terör, adaletin siyasallaştığı yerde haksızlık yılan gibi milletin başına çöreklenir.

• Kötüler birleştiği zaman iyiler de bir araya gelmelidirler. Aksi takdirde iyiler teker teker ekarte edilir.

• Bir yerde küçük insanların gölgesi ziyade oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.

• Denizin kenarında durmakla ve suya bakmakla denizi aşamazsınız, mutlaka yüzmeyi öğrenmelisiniz.

• Başkalarının yolunda yürüyenler gölgede kalır. Onların ayak izi bırakması mümkün değildir. 

• Bir çığlık bazen büyük çığın meydana gelmesine sebep olur.

• Kızım bunları sana söylüyorum, gelenim sen anla…   

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 21.09.2020

YORUM EKLE