Korona çakallıkları

Buz Devri diye bir animasyon filmi vardı. Hatırlarsınız. O filmde Fast Tony karakteri vardı. Her şeyi ticarete döküyor ve uyanıklığını sergiliyordu.

Bu karakter Türkiye’ye gelse işsiz kalırdı.

Trafik tıkandığında anında ortaya çıkan seyyar satıcılar bu karakteri cebinden çıkarır. Yağmur damlası yere düşmeden şemsiye satan seyyar satıcıları görse kahrolur Fast Tony…

Koronavirüs çıkar çıkmaz maske satmaya başlayanlar da buna dahil elbette.

Çiğköfteciler ve kırtasiyeler bile kolonya satıyor. Seyyarda dezenfektan satıldı bu ülkede.

İstanbul’da halen karaborsadan maske satan adamlar var. Maskenin fiyatı sizin ihtiyaç durumunuza göre değişiyor.

Sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde arabanızın önüne bir fırın kağıdı yapıştırıyorsunuz. Sıkıntı ortadan kalkıyor. Çok önlem almak isterseniz bagaja üç beş ekmek falan koyuyorsunuz. Kimse sizi şikayet etmiyor.

Gerçekten ekmek satan fırıncıların yanında bu durumu suiistimal eden seyyar satıcılar da var. Bunlar sokağa çıkma yasağı olan günlerde sokak aralarında gezip bakkaldan almanız gereken şeyleri de satıyor. Tabi biraz fiyat farkı oluyor. Satılanlar genelde çocukları cezbedecek şeyler. “Dondurma geldi, kola ve cips var” diye bağıran sokak satıcılarına siz de denk gelmişsinizdir.

Berberlerin kapalı olduğu dönemde eve ya da işyerine berber çağırıp tıraş olmayanlara (bana yani) keriz gözü ile bakıldı.

Sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde sokakta gezinmek bir ayrıcalık sanılıyor. Sokağa çıksan ne yapacaksın? Çay içecek yer yok. Sohbeti geçtim, selam verecek adam yok. Ne işin var sokakta!

Senin gibi suiistimalciler olduğu için tarlasına gidecek çiftçi evde kalmak zorunda kaldı. Dahası hayvanlar da bu yasaktan nasiplendi. Sonrasında bu izinler çıktı.

Uyanık vatandaş bunu da fırsata çevirdi.

Çiftçilere tanınan avantajı kendi lehine kullandı. Kendi çiftçi değilse bile, “İşsiz kaldım. Bir çiftçinin tarlasına yevmiyeye gidiyorum” dedi. Çok lazımsa çiftçi arkadaşından rica etti. Gemisini yüzdürdü.

İşi daha ileri götürüp il değiştirmek isteyenler de oldu. Onlar daha sistematik çalıştı. Gitmek istediği ildeki hastaneden muayene için randevu aldı. “Benim doktorum o ilde” dedi. Belgesi hazır. Geri dönüş için de canı ne zaman isterse o zamanı seçti.

Sağlık için takması gereken maskeyi kamufle aracı olarak kullanıp bisiklet çalanlar bile oldu.

Koronavirüsün cezasını her zaman olduğu gibi kurallara uyanlar çekti.

Kurallardaki boşlukları değerlendirenler (!), kaba tabirle “Çakallık yapanlar” her zaman olduğu gibi gemisini yüzdürdü.

Kurallara uyan kardeşim, sana bana da bayramı evde geçirmek düştü.

Ne diyelim!

Bayramınız mübarek olsun…

HECATİ: Evde en çok ziyaret edilen eşyanın buzdolabı olduğunu tespit ettim. En değerli alet de TV kumandası…

YORUM EKLE