Koronadan sonra

Uzun bir kabus görüyor gibiyiz, hepimiz aynı derin uykuda.

Gözle görülmeyen bir gramın altında bir düşmana karşı, çaresiziz.

Dünyanın en güçlü orduları bile, silahları bir kenara bırakıp kendilerini gizlemek için maske taktı.

Bu konuda aylardır gece gündüz yazılıyor, konuşuluyor, tartışılıyor. Ben bir seyirci olarak kimsenin bilinçli olarak sunum yaptığını görmedim. Tamamı tahminlere dayalı bir sürü boş laf. Fakat biz koyunların bu kaval sesine ihtiyacımız var.

Ben bildiğim konularda bir kaç şey yazmak istiyorum. Uyarıda bulunmak, okuma zahmetine katlananlara ön bilgi vermek amacım. Koronanın yan ürünü olarak dünyada gözle görülür, birçok evde yakından hissedilir bir ekonomik kriz var. Bu krizin kurbanlarından biride benim. 1982 yılından bugüne dünyayı etkileyen her krizin ortasın da bulundum ve her defasında hayatımın akışı çok dramatik bir şekilde değişti. Çoğunlukla pozitif yönde. Bu tecrübeleri daha sonra paylaşacağım.

Sizlerde bu zor günlerin sonunda gelecek fırsatları iyi değerlendirirseniz hiç ummadığınız bir tayfunun sonunda batan gemilerin ganimetlerini evinizin önündeki kumsalda bulabilirsiniz.

Para yok olmaz, cep değiştirir.

Son üç ayda dünya tarihinde hiç görülmemiş bir miktarda yeni paralar basıldı. Neredeyse dünyanın her ülkesi yaptı bunu. Henüz fırtına bitmediği için paralar yastık altında, sandıkta ve kasada.

Yıl sonuna doğru rüzgarlar diner, dalgalar durulur, insanlar korona korkusunu unutur, zaten hiç görmedikleri düşmanın bir masal olduğunu ve derin dünya devletleri komplosunu anlatır yeniden eski düzene ayak uydururuz.

Ve henüz mürekkebi kurumuş trilyonlar yastık altından, kasadan, sandıktan çıkar kendini sokaklarda bulur.

Ölüm korkusunun arkasından gelen yaşam sevinci ile insanlar yeni oyuncaklar almak için dükkanları doldurur. Kimi yeni araba alır, kimi ev, kimi arsa, kimi yat, kimi yepyeni bir hayat.

Bugün size ilk tavsiyemi yazıyorum:

  1. Satmak için acele etmeyin. Her şeyin fiyatı yükselecek, paranın gücü düşecek.

Sağlıcakla kalın.

YORUM EKLE