Kötü huy

Hiç bir insan, her zerresi ile kötü olmadığı gibi, hiç bir insan, tam anlamı ile, mükemmel olamaz nefes alması zor olan şu dünyada. Mükemmel değilsin. Mükemmel değilim. İyi huylar olduğu kadar, kötü huylar da var kimlikte. Yüce Allah’ın yaratıp, dünyaya gönderdiği her bir insan, tıpkı bir gül gibidir aslında. Gül kadar özel, güzel. Gül kadar değerli. Gül kadar anlamlı. Gül kadar da, can kanatan dikenli.   
Mükemmel değilsin, mükemmel değilim, mükemmel değiliz biz. Sözde imanımız olsa da, özde, küfüre götüren isyanımız var bizim. Sözde, sabrımız olsa da, özde, şeytana dost kılan, nefsimiz var bizim. Allah’a çok şükür ki, dünyaya müslüman olarak geldik, kimliğimizde, adaletin diğer adı, adalet dini ‘’islam’’ yazıyor ve yüce Allah’a şükürler olsun ki, İslam ülkesi, İslam’ın son kalesi Türkiye’de yaşıyoruz.
Şükür edecek bu kadar kıymetli, bu kadar çok şey varken, başta kendim olmak üzere, neden bu kadar isyan ediyoruz, çözemedim, çözemiyorum. Hayata, ‘’imtihan’’ diyebiliyor olsak ta, hayatı, hiç bir zaman, hiç bir şekilde, ‘’imtihan’’ olarak göremiyoruz. Şeytanın, bir numaralı elemanı olan nefs, çoğu zaman teslim alıyor ruhu. Daha doğrusu, rehin alıyor, aklı fikri, hatta yaşam sevincini. Rehin alıyor, imanı, inancı, isyanın, tek silahı olan sabırı. Nefs, çok yavaş, ama çok ince çalışıyor. Nefs, yavaş yavaş, hayatı güzel gören alıyor elden. Yavaş yavaş, hayata dair, mutluluk dolu, umut, sabır ve şükür dolu sözleri alıyor dilden.
Dedim ya, hiç birimiz, ama hiç birimiz mükemmel değiliz, gerçekten mükemmel olan şu dünyada. Ancak, allah insani yaratırken, adı ‘’unutmak’’ olan, öyle bir huy vermiş ki insana, bu huy, huyların hem en mükemmeli, hem de, huyların en haini. Mesela, ‘’unutmak’’ gibi bir nimet yok hayatımızda. Yaşanan hiç bir şeyi unutamıyorsun. Yaşadığın her olay, her acı, bir ömür boyu, yaşandığın ilk gün kadar taze kalıyor hayatında. Toprağa verdiğin yakının acısı taze kalıyor, özlemi taze kalıyor. Böyle bir hayatta, yani, ‘’unutmak’’ olmayan bir dünyada, ne mutluluk kalırdı, ne huzur, ne yarına dair bir umut nede allaha edilen şükür…
Kabul, unutmak, Allah’ın insana bahşettiği yüce bir nimet. Amaaa, unutmak, toplumsal, siyasi olaylar için ise, düşmana hikmet. Millet, özellikle de Türk Milleti, çok unutkan. Unutkan olduğu için de, düşman, üstümüze gelmekten yılmıyor. Örneğin, eğer biz özümüzü unutmuş olmasaydık, semalarımızda 18 yıl Türkçe ezan yankılanır mıydı? Eğer biz unutmuş olmasaydık, adnan menderes, sırf ezanı orjinal haline çevirdiği için, idam edilir miydi? Turgut Özal’ın ölümü şüpheli olur muydu? 28 Şubat Darbesi başarılı olabilir miydi? Ve eğer biz unutkan olmasaydık, Amerika, 15 temmuz darbesini yapacak cesareti bulabilir miydi?
İşte bu yüzden, kişisel hayatımızdaki unutmaya şükür edip, toplumsal unutmaya karşı koyalım. 

YORUM EKLE